sanat eseri hakkında
Bilindiği gibi, bir sanat eseri ilgili deneyim (experience) iki yönlüdür, ya da iki yönden gelir. Bunlardan birincisi "yaratıcının deneyimi", ya da "iç deneyim", ikincisi ise "seyircinin deneyimi" ya da "dış deneyim". Sanat eseri bir iletişme aracı ya da T.S. Eliot'un deyimiyle "okuyucuyla yaratıcı arasında somut bir ortak nokta" olarak her iki deneyimin organik, karmaşık ve "yaşayan" bütünüdür.
Sayfa 279·Kitabı okuyor
Alıntı
"Tarih boyunca ne kadar halk düşmanı varsa, bunlar aynı zamanda Hakk'ın da düşmanıdır. Aksi mümkün değildir. Hz. Musa, İsa ve diğer peygamberler, ekmeklerini halkla bölüşmüşlerdir."s.48
Sayfa 48 - Marmara Akademi·Kitabı okuyor
Reklam
İlk insan olan Adem (a.s) aynı zamanda Rabbimizin gönderdiği ilk peygamberdir. O, eşi ve çocukları Allah’a inanıyor ve ibadet ediyorlardı. Fakat daha sonraları ilerleyen zaman içinde Âdem (a.s)'ın hak dininden ayrılanlar olmuştur. Tarihte ilk yüzyıllardan itibaren hak dinden ayrılan insanların yıldızlara, Güne ’e, ta lara, putlara taptıktan görülse de Allah’ı inkâr ettikleri fazlaca görülmez. Adem (a.s)’dan Peygamberimiz (s.a.v)’e gelinceye kadar bütün peygamberler; müşrik kavimlerle -yani Allah’a inanan, fakat putları ona eş koşan kimselerle- mücadele etmişlerdir. Keza İslâm'ın ilk döneminden günümüze kadar da îslâm toplumlannda -bir kısım filozofun haricinde- ateist insanlar görülmemiştir. İslâm âlimleri toplumda ateistlerle değil bid'at fırkalarıyla mücadele etmişlerdir. 19. yüzyıl sonlarına kadar İslâm âleminde ateist insanlara nadiren rastlanmaktadır. Hıristiyan Avrupa tarihinde de ateizme pek rastlanmaz. Ortaçağ Avrupa’sında kilisenin akla aykırı inançtan, halk ve bilim adamları üzerindeki aşırı baskılan, filozofların kiliseden nefret etmesine ve bilimsel çalışmaların ateizme kaymasına sebep oldu. İlk defa aydınlanma çağında filozoflar arasında ortaya çıkan ateizm, daha sonra yavaş yavaş halkı da tesiri altına aldı ve 19. yüzyılda batı toplumlarında yaygınlaştı. 20. Yüzyılda batı kültürünün bütün dünya milletlerini etkilemesiyle de ateizm etrafa yayıldı. 19. Yüzyıldan itibaren Batı'nın tesirine girmeye başlayan İslâm âleminde de yavaş yavaş ateist düşünceler görülmeye başlanmış, 20. Yüzyılda da bu fikirler yaygınlaşmıştır. Bilhassa günümüzde ateistler medyayı etkin kullanarak inançsızlığı yaymaya çalışmaktadırlar.
Sayfa 7 - Süeda Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
"Mevlâna: "Ben halkı, Hak'ta sevmişim" diyor; Halkı sevmek zordur. Ona yardım edeceksin, nazına gideceksin, huysuzluklarına katlanacaksın... Değil mi? Afrası var, tafrası var; bir sürü kaprisi var. Zordur insan... Onu sevmek de zordur. Ama bu zoru başarmalıyız. Mükâfatı da bundan dolayı büyüktür. Hak'la halkın arasındaki bu ilişki parçalandığı zaman, bu iş ya ham ervahlığa, ya da zorbalığa doğru gider."s.48
Sayfa 48 - Marmara Akademi·Kitabı okuyor
Müslüman’ın dine bağlılığı, belli bir fikre nazarî bağlılık türünden bir bağlılık değildir. Bu bağlılık çarpıcı biçimde onun, dinin hükümlerine göre amel etme yaşantısında görülür. Ve Allah Resülü’nü (s.a.v.) izlenmesi gereken örnek olarak kabul etme biçiminde tezahür eder.
1000Kitap
Seçici sessizlik
“Herkese kulak ver ama kelimlerini birkaçı işitsin.”
Sayfa 101·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam