Ehl-i Sünnet olmak; her fer'î meselede aynı görüşte, her âlimle aynı kanaatte olmak veya hiç hata etmemek demek değildir. Ehl-i Sünnet'in ölçüsü, ümmetin üzerinde ittifak ettiği temel akaid esaslarını kabul etmektir.
Bir Müslüman Allah'ın birliğine, peygamberlerin hak olduğuna, Hz. Muhammed'in (s.a.v) son peygamber olduğuna, Kur'an'ın Allah'ın kadim kelâmı olduğuna, ahirete, kabir hayatına, kadere, şefaate, Havz-ı Kevser'e, sahabenin faziletine ve Ehl-i Sünnet'in diğer temel itikadî esaslarına iman ettiği müddetçe Ehl-i Sünnet dairesindedir.
Bu sebeple bir kimsenin bazı hakikatleri farklı anlaması Ehl-i Sünnet olmadığını, çıktığını göstermez.
Ehl-i Sünnet'ten çıkmak, ümmetin icmâ ile kabul ettiği temel akaid esaslarından birini inkâr etmek veya ona aykırı bir inanç benimsemekle olur.
Ehl-i Sünnet'in ölçüsü; şahıslara, cemaatlere veya dönemsel tartışmalara göre değil, Kur'an, sünnet ve ümmetin üzerinde ittifak ettiği akaid esaslarına göre belirlenir.