Sevgili Peygamberimiz, özellikle sabah namazlarından sonra ashâbıyla oturup sohbet ederdi. Bu sohbetlerde kimi zaman gece görülen rüyalardan da bahsedilir ve bu rüyalar tabir edilirdi. Peygamberimiz rüyaları üçe ayırır, "Birincisi, Allah'tan bir müjde olan salih rüyadır. Diğeri şeytanın verdiği üzüntüdür. Üçüncüsü ise kişinin yaşadıklarından bazılarının rüyasına yansımasıdır.” derdi. (Müslim, Rü'ya, 6) Sevgili Peygamberimiz, zaman zaman kendi rüyalarını da ashâbıyla paylaşırdı. Bir defasında rüyasında kendisine ve arkadaşlarına hurma ikram edildiğini görmüş ve bunu dünyada yükselmeye, ahirette de güzel sonuca erişmeye ve dinin tekamül ettiğine yormuştu. (Müslim, Rü'yâ, 18) Bir gün de rüyasında kendisine bir tas süt getirilmiş, bu sütten içtikten sonra onu Hz. Ömer'e vermişti. Peygamber Efendimiz, rüyasındaki bu sütün, bilgiyi temsil ettiğini söylemişti. (Müslim, Fedâilü's-sahâbe, 16) Yine bir defasında rüyasında bir ev gören ve bunun gördüğü en güzel ev olduğunu anlatan Peygamber Efendimiz, sonra bu köşkün şehitlere ait olduğunu bildirmişti. (Buhârî, Cihâd, 4) Hz. Peygamber'in bazı sahâbîleri de rüya tabir ederdi. Hz. Âişe rüyasında odasına üç tane ay düştüğünü gördüğünde, bunu babası Hz. Ebû Bekir'e anlatmıştı. Resûlullah (s.a.s.) vefat edip de Hz. Aişe'nin odasına defnedilince, Hz. Ebû Bekir ona, "Rüyanda gördüğün ayların biri ve en hayırlısı işte bu!" demişti. (Muvatta', Cenâiz, 10)