Yatsı ezanıyla birlikte halı odasından gelen kirkit sesleri durdu. Abdestler alındı. Babasının aile bireylerine imamlık yaptığı namaz kılındıktan sonra yapılan tesbihat ile herkes odasına çekildi.
***
“Herkes odasına çekildi.”
Zihninde oluşan cümleyi kasıtlı olarak bir kez de diliyle tekrar etti ve gülümsedi.
İlkokula gittiği zamanlardı. Ailesi köylerinin varsıl sayılan hanelerinden biri olmasına rağmen o zamanlar her çocuğa ayrı ayrı oda düzülmüyordu. Dört odalı evlerinin bir odası mutfak, bir odası halı dokuma odası olarak ayrılmıştı. Evlerindeki bu iki bölüm aynı zamanda şimdinin deyimiyle hem oturma odası hem salon olarak kullanılıyordu. Kalan diğer iki odanın birisi annesi ve babası; diğeri kendisi ve iki ablası için düzenlenmişti.
Verdiği selamdan sonra beyazdan sarıya dönmüş rengiyle epey zamandır var olduğunu gösteren, tuzlanmış koyun postu seccadesinin kıble yönündeki sivri ucunu üste doğru kıvırarak ev halkından oluşan cemaatine dönen babasının imamlığında yapılan tesbihat ile namaz ibadeti tamamlanınca herkes odasına çekilirdi. Bu saatte başlayıp yatma vaktine kadar geçen süre aile bireylerinin günlük işlerini bir kenara bırakıp dinlenmek üzere kendileri için vakit ayırdıkları çok önem atfedilen zaman dilimiydi. Çocukluğuna dair en güzel hatıralarının içinde yer alan bu mutlu anlarında küçük ablası çeyizi için dantel örer; büyük olanı onlarında duyacağı şekilde kitap okur, uyuma vakti masal anlatıcılığına geçerdi.
s.121
Sevil Şentürk/
Bir Fotoğrafın Anatomisi: Kadın, Deniz Kızı, Yol
Taşbaşı Dergisi Sayı 5