Ebu Umâme, Ukbe b. Âmir (r.a)'in şöyle dediğini nakleder:
"Rasülullah (s.a)'a; cehennemden kurtuluş nasıl olacak yå Rasûlallah"
dedim. Bana;
"Diline sahip ol, evini (misafirlere) açık tut, hataların için ağla" dedi.
Yezid b. Meryem şöyle der:
Cuma namazına giderken, Abbâye b. Rufâe b. Râfi b. Hudeyc bana yetişerek, Ebu Ubeys'in Allah Rasûlü (s.a)'ne şöyle dediğini duyduğunu söyledi:
"Kim Allah (c.c) yolunda ayaklarını tozlandırırsa, Allah (c.c) ona ateşi
haram kılar".
"(Uhud Savaş günü) Peygamber (s.a.v)'in miğferinin başı üzerinde kırıldığı, yüzü kanlara bulandığı ve azı dişleri ile ön dişleri arasındaki dişleri kırıldığı zaman Ali kalkan içinde arka arkaya su getiriyor, Fâtıma (r.anhâ) da kanı yıkıyor idi Nihayet Fâtıma (r.anhâ) kanın sudan daha çok artmakta olduğunu görünce bir hasır parçasına yöneldi de onu yaktı ve külünü Peygamber (s.a.v)'in yarası üzerine yapıştırdı, sonra da kan kesildi.
Abdullah b. Mes'ud (r.a.) dedi ki:
"Sanki ben, Peygamber (s.a.v)'i, peygamberlerden bir peygamberi anlatırken şimdi görür gibiyim. (Anlattığı bu peygamberin) kavmi, bu peygamdövüp kan içinde bırakmış, yüzünden kamm silerken: 'Allah'ım! Kavmimi bağışla, çünkü onlar (hakikati) bilmiyorlar' diyordu "
İbn Tâvus babasından, İbn Ömer (r.a) kanalıyla Rasülullah (s.a)'ın şöyle dediğini nakleder:
"Misafire evini hazır etmesi ve az şeyle yetinmesi, mümin kulun yüceliğini gösterir.”
Ummu Seleme, Abdullah b. Abdulesed el-Mahzûmî'nin, Rasûlullah (s.a)'i şöyle derken duyduğunu anlatır:
"Hiçbir kul yoktur ki; ona bir belâ geldiğinde;
'Innâ lillah ve innâ ileyhi râciun (Muhakkak ki biz Allah (c.c)'tan geldik
ve yine O'na döneceğiz) Ey Allah'ım! Bu belânın mükâfatını senden bekliyorum, beni mükâfatlandır ve benden sonra bana hayırlı bir halef getir' desin de, Allah (c.c) ona istediğini vermesin".