Mulakkab Osman Çelebi
Meczûbların ulularından Saçlı Mehmet Efendi'nin mürîdi olan Osman Çelebi'nin Aksaray Karakolu bitişiğinde bir kaldırımın üzerinde başı çıplak (ser u pâ birehne) ve üzerinde bir aba, elli yıldan fazla oturduğu rivayet edilir. Bir gün Sultan Murad Han (III.) oradan geçerken Sultan'a, - "Murad, Tanrı Teala emriyle ananı bana vir." Der. Meczubların bir tür dokunulmazlığa sahip olduğu göz önüne alındığında, bu ağır söze karşın Sultan Murad'ın onu idam ettirmemesi anlaşılabilir bir durumdur. Koçu, Tarihimizde Garip Vakalar, İletişim 1971, s. 125

Mehmet Emin Alperen Kılıç

@toprakvegokyuzu
·
Ünlü İstanbul Ansiklopedisi'ne yazdığı "Deliler" maddesinde, Reşad Ekrem Koçu şunları söylüyor: Azgın, câniyâne tecâvüzleri olmayan delileri İstanbul'lular İslamiyet'in şefkat kaynağından gelen duygunun altında gayetle hoş tutmuş, hatta halkın büyük bir kısmı onların hâlinde ilâhi bir cezbe (ruhun bedenden ayrı olarak heyecana gelmesi) görerek birbirini tutmaz sözlerine, çıkardıkları acayip seslere, nâralara, garip garip tavır ve hareketlerine bir mâna, bir haber, bir gizli işâret diye bakmışlardır. Asırlar boyunca sınırsız mutlakiyet devrinde vezirlerin hayatı bile padişahın iki dudağı arasından çıkan bir emir ile ifnâ (yok) edilirken, deliler padişahlara karşı bile bi-perva (pervasız) konuşmalar yapmışlar ve onlara en küçük bir zarar erişmemiştir...
Sayfa 13 - Tarih Vakfı, 1. Baskı 2006 İstanbul, İSTANBUL'UN MECZUPLARI
Nilgün Marmara'nın Defterler kitabında geçen kitaplar: John Berger'ın G romanı (çüktüf [fiktif ile kurulmuş hoş bir sözüm] bir roman!) Elsa Morante'nin Endülüs şalı Öyküleri, bir enfantilenin öykü kurmaca oyunları. BFS yayınları Çeviri Dergisi ve Dün ve Bugün Felsefe: "[Çeviri] kitaplar çok önemli yazılar var - Rilke, Bachmann şiirleri, G. Deleuze'ün "Göçebe Düşünce" yazısı, Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'1. Cüce Nedim Gürsel'in cüce bulup buluşturmaları "Yerel Kültürlerden Evrensel'e"ymiş... Jean Anouilh'in çoktan çöpe atılması gereken oyunu Becket. ve iyi ki yanımda getirdiğim Rimbaud, Char, Celan, Rilke, Kafka su serpiyor. Iris Murdoch'ın The Sacred and Profane Love Machine adlı bir romanı. Bu okuduğum en yalınkat ve matrak İrisanım romanı. Rosalind Coward-John Ellis'in Dil ve Maddecilik'i. Çok yoğun ve gerekli bir özet. Freud'un Totem ve Tabu'su. Canım Viyana'lı öyle !alçak!gönüllü ve açık ki... Daha çok yüzyıllar diller düşünceler müzesinde rafı duracak. Freud Bedrettin Cömert'in "Croce'nin Estetiği" şu sıra okuduğum, kuşkuyla izliyorum nereye bağlanacak bilmiyorum sonunda, sağlam bir kazığa mı yoksa kırılgan bir dala mı? Bir de senin kayranla bana ulaşan dergiler göreceli ayakta tutuyor ve bu arada oyun savsaklanıyor, sarsaklaşıyor, zaten TEKTÜK perdeli bir parodi aslında. Öykü durdu, bazen şiir -bazen Poème en Prose'umsu fragmanlar- böyle işte, Emelciğim teğelleniyoruz. S.166 Çöl bitiştirildiğinden bu yana zehir zıkkım okuma, pis alışkanlık, uyuşturucu yatırımı: G-John Berger (hıyarının) çüktüf romanı. Heyecanlı sürükleyici!! Endülüs şalı - Elsa Morante enfantile'nin (superlative'leri çok iyi kullanan, 8 yaşında ölen kuzen Veranzio hariç) çocuksu öykü kurmaca oyunları. Bok bile daha kolay yenir yutulur. Neyse ki Çeviri Dergisi (BFS, kitap 1, 985), Dün ve Bugün Felsefe
Reklam
Ne mutlu o kimseye ki, defterinde çok istiğfar bulunur. - Hz. Muhammed (s.a.v) Estağfurullah Estağfurullah Estağfurullah...
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
10 - Abdullah b. Amr (r.a.)'dan Peygamber (s.a.v.): "Müslüman, Müslümanların dilinden ve elinden güvende olduğu / kurtulduğu kimsedir, muhacir de, Allah'ın yasakladığı şeyleri bırakan kimsedir." buyurmuştur. (Muhacirin anlamı, bir yeri veya bir şeyi terk eden, bırakan demektir. Özel anlamda muhacir, fethedilmeden önce Mekke'yi bırakıp Medine'ye göçen Müslümanlara verilen isimdir. Bu anlamdaki muhacirler Kur'ân-ı Kerim'de övülmüşlerdir. Mekke'nin fethi ile muhacir olma imkanı kalkmıştır. Bundan sonra ise günahları bırakarak muhacir olma imkanı vardır.) عَنْ عَبْدِاللَّهِ بْنِ عَمْرٍو رضي الله عنهما عَنِ النَّبِيِّ قَالَ الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ وَالْمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ مَا نَهَى اللَّهُ عَنْهُ
Din İslam
#𝙎𝙀𝘽𝙀_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ 📗 (#Muhammedim) De ki: “Rabbim kullarından dilediğine rızkı bol verir, dilediğine ise az verir. Şunu bilin ki, hayır yolunda ne harcarsanız, Allah onun yerine yenisini lutfeder. Çünkü O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” 39 #Tefsir: 📖 📖 Sahip olduğumuz mallardan bize faydalı olacak olanlar, Allah yolunda harcadıklarımızdır. Gönül rızâsıyla veren kişi bundan ötürü bir kayba da uğramaz. Allah Teâlâ tarafından onların yeri, güzel bir şekilde yenileriyle doldurulur. Mesela dünyada benzeri maddi imkânlar lütfeder. Daha önemlisi o kişide, bitmez tükenmez bir hazine olan kanaat duygularını geliştirir ve onun iç huzurunu artırır. Âhirette ise infaktaki cömertlik ve ihlasına göre kat kat mükâfat verir. Nitekim Allah Resûlü (s.a.s.), infâkın faziletini beyân sadedinde şöyle buyurur: “Her sabah iki melek iner. Biri: «Yâ Rabbi! Senin yolunda harcayana, buna karşılık sen de yenisini ihsân eyle!» der. Diğeri de: «Yâ Rabbi! Cimrilik edenin malını telef et!» diye dua eder.” (Buhârî, Zekât 27; Müslim, Zekât 57) “Ey Âdemoğlu! İhtiyacından fazla olan malını sadaka olarak vermen, senin için iyi; vermemen ise kötüdür. İhtiyacına yetecek kadarını elinde tutmandan dolayı ayıplanmazsın. İyiliğe, geçimini üstlendiklerinden başla. Veren el, alan elden daha üstündür.” (Müslim, Zekât 97; Tirmizî, Zühd 32) “Kim, helâl kazancından bir hurma kadar sadaka verirse, ki Allah helâlden başkasını kabul etmez, Allah o sadakayı kabul eder. Sonra onu dağ gibi oluncaya kadar, herhangi birinizin tayını büyüttüğü gibi, sahibi adına ihtimamla büyütür.” (Buhârî, Zekât 8; Tevhîd 23; Müslim, Zekât 63, 64) Böyle dinî gerçekleri hiçe sayıp, sadece kendi doğrularının peşinden giden kâfirlerin âkibetine gelince: Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri
Reklam
Reklam