"Nebiyy-i Zîşânın (a.s.m.) makam-ı mahmûdu İlâhî bir mâide ve Rabbânî bir sofra hükmündedir. Evet, tevzi edilen lütuflar, feyizler, nimetler o sofradan akıyor. Resul-i Zîşâna (a.s.m.) okunan salâvat-ı şerife, o sofraya edilen dâvete icâbettir." — Mesnevi-i Nuriye, Hubâb
Yahuda İskariot nedameti var üzerimde...Son ana kadar İsa a.s gibi davranmama rağmen
Duygu ve Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Canını ve malını Allah yolunda feda eden, Harise bin Numan. İki Cihan Güneşi’nin ders halkasında yetişmiş, onun talim ve tedrisinden geçmiş, kahraman ve cömert talebelerden birisi de Hârise bin Nûman’dır (r.a.). Hârise bin Nûman, malını mülkünü, canını ve bütün hayatını, en küçük bir tereddüt ve şüphe göstermeden Resûlullah’a (a.s.m.) feda edebilen bir kahramandı. Ömrünün sonlarına doğru gözlerini kaybeden Hârise namazgâhı ile evinin kapısı arasına bir ip çekmiş, cemaatle namaza katılabilmek için evinin kapısı ile Mescit arasına bir ip bağlamıştı. Ezan sesi duyunca çekilen ipe tutunarak mescide giderdi. Fakirler bir şey istedikçe ipe tutunarak onlara bizzat sadaka vermiş, bu işi kendilerinin yapabileceğini söyleyen ailesine, fakirlere kendi eliyle sadaka vermenin insanı kötü ölümden koruduğuna dair Resûl-i Ekrem’den bir hadis duyduğunu söylemiştir.
Resulullah s.a.v şöyle buyurmuştur:
“İnsanlar iyilik yaparlarsa biz de iyilik yaparız; zulmederlerse biz de zulmederiz diyen zayıf karakterli kimseler olmayın. Bilakis iyilik yaptıklarında insanlara iyilik yapmayı, kötülük yaptıklarında ise onlara zulmetmemeyi içinize (bir ilke olarak) yerleştirin.”
Bazı ayrılıklar güzeldir. Allah bilir, biz bilmeyiz. Resulullah (s.a.v) çok sevdiği evini bırakıp hicret etmeseydi, belki de bugün Medine olmayacaktı, Medine olmasaydı belki de biz olmayacaktık. Hz. İbrahim (a.s) sevdiği eşi Hacer validemizi terk etmeseydi bugün zemzem suyu bulunabilir miydi? Kabe yapılabilir miydi? Halbuki birbirlerini çok seviyorlardı. Kays, eğer Leyla’dan ayrı kalmasaydı belki de Mecnun olmayacaktı, böylelikle tarihte yaşamış normal bir vatandaş olup ölecekti. Biz Leyla’dan Mevla’ya nasıl varılır bilemeyecektik. Yavuz Sultan Selim Han eğer babasından ayrılmayı tercih etmeseydi sekiz yıldaki ilerleme belki seksen yılda ancak başarılabilecekti. İbrahim Ethem eğer tacı tahtı terk etmeseydi bugün ismini hangimiz bilecektik? Hangi şair aşkından ayrı kalmadıkça dünyayı sarsacak şiirler yazabilmiş? Hangi yazar, sevdiğinden ayrı kalmadıkça milyonlarca defa okunabilmiş? Hangi insan, körü körüne bağlandığı birinden, bir şeyden ayrı kalmadıkça asıl olması gereken insan olabilmiş? Çünkü ayrılıklar, insana yeni arayışlar getirir. 💐
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam