Selim Ş.

Selim Ş.
“Ben ki müptelasıyım anlatmadan anlaşılmanın...”
Susmayın, biliyorum. Ben bir yalan dünyada hayli gürültülü yaşadım ve şimdi sessizce ölüyorum...(!)
Reklam
Hiçliğin tam ortasına “şu an buradasınız” yazan bir levha koymuşlar ve beni de o levhaya bir nokta olarak iliştirmişler sanki..
Bu gece biraz konuşmak istiyorum... Karanlıkla, yalnızlıkla, yanan fersiz mumla... Ama asla seninle değil, seninle değil... Yorgunum bir dağ yükü var omuzlarımda. Hem üşüyorum, düşüyorum, deşiyorum tüm yaralarımı beni anla... Çok erken geldik dedim, çok erken geldik varılacak nâra... Bir düş içinde bin düş gördüm. İndim de dünyaya gamlanıp, gemlenip, süpürüldüm... Sonra iyi olmak için bütün gücümle uğraşmak zorunda kaldım. Derin bir hülyaya daldım. Daldığım, sandığım belki de yandığımdı.. Beni anla... Anlaşılamayacak haldeyim zira... Sana bir şarkı söyleyeceğim, güzel olmasın gerçek olsun. Hem sesimde güzel değildir ama, iyi hissederim.. Yarayı en derinden, seveni ellerinden, seni gözlerinden...
Şimdi sen gelsen! Dağ suları gibi incecik kırılıp dökülen uçarı gülüşünle sen. Hep öyle hayatla barışık. Çıkıp gelsen... Bir daha hiç mi hiç gitmesen...
Reklam