Hikâyemiz, Flandre’da, hayali Quiquendone kentinde geçer. Kentin sakin, ölçülü, tutumlu ve ağırkanlı insanları yüzyıllardır hiçbir konuda aşırılığa kaçmadan, herhangi bir duygu belirtisi göstermeden, uyum
içinde son derece durağan bir yaşam sürmektedir. Yöneticileri bile yaşamları boyunca inisiyatif kullanmadan, hiçbir önemli karar almadan bu dünyadan göçüp gitmektedir. Ancak Doktor Ox’un sözde kenti aydınlatma projesiyle gelişi Quiquendone’da bir şeyleri değiştirecektir.
Doktorun gizli bir gündemi vardır ve bunun için kent halkını kobay olarak kullanmaktan
çekinmeyecektir. Zira bilim vicdansız kişilerin elinde tehlikeli olabilir. Jules Verne ince ironisinin her satırına sindiği bu eğlenceli novellada, dünyadan kopuk yaşayan, ortaçağla bağlarını koparmamış küçük bir kentin Flaman sakinlerinin çoktan miadını doldurmuş yaşam biçimlerini hicveder. Hikâye Alman asıllı Fransız besteci Jacques Offenbach’ın Doktor Ox adlı operasına da konu olmuş,
librettonun yazımına bizzat Verne de katkıda bulunmuştur.
Batılıların uluslararası olayları algılamak için ortaya attıkları teoriler neden gerçekleri yansıtmıyor? Bu teoriler gerçekleri saptırma modellerini mi oluşturuyor? İstihbarat servislerine milyonlarca dolar ayıran devlet, bu örgütleri neden haber ajansı gibi gösterip, yapılan komploları kabul etmiyorlar?
Uluslararası alanda kaos yaratan ülkeler hangileri, amaçları ne, kutuplardan Asya'ya varolan kaosun boyutları nelerdir? Küçük ve orta boy devletlerin bu anarşik uluslararası sistemde yaşama ve amaçlarını gerçekleştirme şansları var mı?
Amerika'nın bütün baskılarına karşı Avrupa'da yükselen 3. Büyük Alman Devleti, Avrupa'yı canlandıracak mı, yoksa hakimiyeti altına mı alacak? Bu eserde kolayca anlaşılabilir bir biçimde Asya'dan yeniden yükselen güç olan Almanya'ya kadar geniş bir alan ele alınmıştır.
Sinema salonunda açınız iyi değilse koltuğunuzu değiştirme sansınız salon boşsa belki. Hayatınızdan memnun degilseniz açınızı degiştirmek sizin elinizde. Kendi Dünyanı kendin degiştir.
Hayaller Sancağının Kuru Sarhoşları: Osmanlılarda Esrar ve Esrarkeşler, kimileri için bela olan, kimileri içinse başka dünyaların kapılarını aralayan eşsiz bir sırrın Anadolu’daki ilginç serüvenini ele alıyor.
Esrarın, yarattığı *kuru* sarhoşluk karşısında tahtından olmak istemeyen *sulu* sarhoşluğun müsebbibi şarapla kavgasını, Tanrı’ya dolaysız yoldan ulaşmayı arzulayan dervişler elinde ayinlerin değişmez bir parçası haline gelişini kendine konu ediyor. Toplumun her kesiminden kişiler arasına sokularak hekimler elinde ilaçken, sokaklarda akla düşman bir zehre, şairler ve edipler elinde vazgeçilmez edibi bir motife, fırsatçılar gözünde gelire nasıl dönüştüğünü ve idarenin bunu önlemeye yönelik sarf ettiği bin bir türlü çabayı, tüm serüveniyle, detaylı, incelikli ve eğlenceli bir anlatımla okura sunuyor.
*Bugün adı anıldığında çoğunlukla ahlâki ve yasadışı çağrışımlar uyandıran esrar, son birkaç yüzyılın deney tüplerinde yaratılan tehlikeli yapay hazlarından efsanelerle örülü benzersiz geçmişiyle ayrılır. Sınırlandırılması güç tarihi, elden ele değişen birbiriyle çelişkili sayısız rolle doludur. Yarattığı bugün dahi merak konusu hallerle [esrar], kiminde korkakların cesaret, kederlilerin neşe, iktidarsızların şehvet, hayalgücü yoksunlarının ilham kaynağı; kiminde uyumsuzların direniş, avarelerin avuntu, manevi kasları zayıfların esrime aracı
Doğan Kitap etiketiyle okurla buluşan Deli Tarla on altı öyküden oluşuyor. Olay akışının merkezde olduğu öyküler serim, düğüm, çözüm yapısıyla ilerlerken, mizahi tarafıyla da okuru sürüklüyor. Öykülerin sonu genellikle şaşırtıcı biçimde bitiyor. Tanıdık olduğumuz, sık sık karşılaştığımız birçok karakterin iç dünyasındaki gelgitlere, karışık duygulara anlatıcının gözünden şahit oluyoruz. Zaman zaman kendi iç hesaplaşmamıza ayna olan, bildik duyguları yansıtan cümleler okuyoruz. Karakterlerin ve olayların ön planda olduğu öyküler günlük konuşma diliyle yazılmış. Bu durum okuru öykülerin içine çekip karakterlere daha yakın hissettirebilir.
Deli TarlaŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20258,5bin okunma