Sokağın ortasında, bir başımaydım. Kafamın içindeyse, fazla kalabalık... O an gözlerimi kapatıp beynimin içini izlemeye çalıştım. İçinde bir sürü yaşayan ve ölü insanın olduğu beynimin ortasında küçücük bir nokta kadardım. İniyordum, iniyordum, iniyordum... Ama toz zerresi kadar bir boşluk bulamiyordum. Bir insan kafasının içinde nasıl ölür? Nasıl herkese, her hisse yer bulurken kendisine yer bulamaz? Nasıl olur da, başkasının düğümlediği ipler kimsenin değil, yalnızca onun ayaklarına dolanır...