Diyeceğim o ki, otuz küsur yıl önce çarşıya giden babam on bir gün sonra dönmüştü eve. Annem de onu, nerede olduğunu bile bilmeden on bir gün beklemişti.
Zaten o yıllarda burnumuzun ucunda gezinen bir mazot kokusuydu babam, kulağımızda çınlayan bir motor sesiydi ve az evvel dediğim gibi, gitti mi gelmek bilmezdi bir türlü.
Ona, kendini anlatmak için hayat bazen beklediğimizden hızlı davranıyor diyecektim ama vazgeçtim, o sırada bu cümle, fazlasıyla anlam yüklediğimiz boş sözlerden biriymiş gibi geldi bana.