Pişkin, bir alıntı ekledi.
 39 dk. · Kitabı okuyor · Beğendi

Çocuklar gibi
Şimdi şiir bence senin yüzündür,
Şimdi benim tahtım senin dizindir,
Sevgilim, saadet ikimizindir,
Göklerden gelen bir yâdigar gibi.

Bütün Şiirleri, Sabahattin Ali (Sayfa 55)Bütün Şiirleri, Sabahattin Ali (Sayfa 55)
Cansu, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

Bu dünyada ne saadet vardır, ne de bedbahtlık. Yalnız en büyük ümitsizliği tadan bir kimsenin en büyük saadeti hissetmeye gücü yeter. Yaşamanın ne kadar güzel bir şey olduğunu anlayabilmek için, ölümü istemiş olmak lazımdır.

Monte Cristo Kontu, Alexandre Dumas (Sayfa 598)Monte Cristo Kontu, Alexandre Dumas (Sayfa 598)
Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
13 saat önce · Kitabı okudu · 9/10 puan

Arkalarına bakmadan uzaklaştılar. Münâdi kalabalığa yaklaştı.

Gözleri korkudan belenmişti. Bir eliyle boynunu oğuşturup duruyordu.

"Sağolasınız ağalar" dedi hırıltılı bir sesle.

Mestan Ağa adamı içeri çekti:

"Gel, sıcak birşey vereyim sana da düğümlü gırtlağın çözülsün.

Çözülsün ki, şuracıkta bağırdıklarını Dersaadet'in dört bir köşesinde de bağır. Ahali bir güzel öğrensin Padişahın kahr kılıcını sıyırıp zorbaların üstüne savlet eylediğini. Öğrenip rahatlasın. Gel hele sen.

Yarı zorla içeri çekti. Tek gözünün içi kıkır kıkır gülüyor, hep aynı şeyi tekrarlıyordu:

"Ellerine kurban olduğum, dillerine kurban olduğum!"

"Sence saadet nedir?" diye sorsalar, tereddütsüz, "Şu içinde bulunduğum haldir" deyiverecekti.

Öyle mutluydu ki...

IV. Murad, Yavuz BahadıroğluIV. Murad, Yavuz Bahadıroğlu
Haziran Senfonisi, bir alıntı ekledi.
16 saat önce

“(D)ünyada saadet denilen şey bir nevi hülyadan ibarettir. Hatta dünya dediğin şey bile bir rüyadır.”

Felsefe-i Zenan, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 37 - Sel yayıncılık)Felsefe-i Zenan, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 37 - Sel yayıncılık)

Ayrılık Diye Bir Şey Yok ( Beşinci Mektup )
Ayrılık diye bir şey yok.
Bu bizim yalanımız.
Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun?

Güneş çoktan doğdu.
Uyanmış olmalısın.
Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi?
Öyleyse ayrılmadık.
Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz.

Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
Önce beklemekten.
Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan.
İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.

Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar,
Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini...
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
Kanunlara saygı göstermesini,
İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.

Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
Ya o? Ya o?
İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat,
Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,
Saadet bekliyor yaşamaktan.

Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.
Aradıklarının çoğunu bulamamış,
Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak
Göçüp gidiyor bu dünyadan.

İşte yaşamak maceramız bu.
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak
Ve yaşayıp beklerken ölmek!

Özleme bir diyeceğim yok.
O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası.
O nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı.
O tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı,
Yaşantımız özlemlerle güzel.
Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.
Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.
Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.

Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
Seni özlediğim içindir.
Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;
Seni özlediğim içindir.
Yaşıyorsam; içimde umut varsa,
Yine seni özlediğim içindir.

Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!

Ümit Yaşar Oğuzcan

BİRLİKTE İLERLERSEK HEDEFLERİMİZE DAHA KOLAY ULAŞIRIZ
Herkes sadece kendisini kurtarmak, kendi mesud-bahtiyar olmak istiyor. Oysa herkes el ele, gönül gönüle verse birlikte daha hızlı, kolay ve daha derin ve kaliteli bir başarı, saadet hedefine ulaşılmış ve barış, esenlik, dostluk, kardeşlik ortamı inşa edilmiş olur. İAD Ant

•Muhayyîr•, bir alıntı ekledi.
Dün 00:55 · Kitabı okuyor · Beğendi

Çünki onlar, Risale-i Nur’dan aldıkları iman-ı tahkikî derslerinin nuruyla, gözüyle, herşeyde rahmet-i İlahiyenin izini, yüzünü görüp, her şeyde kemal-i hikmetini, cemal-i adaletini müşahede ettiklerinden kemal-i teslimiyet ve rıza ile, rububiyet-i İlahiyenin icraatından olan musibetleri teslimiyetle ve gülerek karşılıyorlar, rıza gösteriyorlar. Ve merhamet-i İlahiyeden daha ileri şefkatlerini sürmüyorlar ki, elem ve azab çeksinler. İşte bu hakikata binaen, değil yalnız hayat-ı uhreviyenin, belki dünyadaki hayatın dahi saadet ve lezzetini isteyenler, -hadsiz tecrübeler ile- Risale-i Nur’un imanî ve Kur’anî derslerinde bulabilir ve buluyorlar.
Said Nursî

Tarihçe-i Hayat, Bediüzzaman Said NursîTarihçe-i Hayat, Bediüzzaman Said Nursî
Mehmet Cevat Ülker, Bir Nesli Nasıl Mahvettiler'i inceledi.
24 May 23:44 · Kitabı okuyor · Puan vermedi

Said Nur ve Talebeleri
Bahtiyar bir ihtiyar var.
Etrafı, sekiz yaşından seksen yaşına kadar bütün nesiller tarafından sarılmış.
Yaşlar ayrı, başlar ayrı, işler ayrı...
Fakat bu ayrılıkta gayrılık yok!
Hepsi bir şeye inanmış...
Allah'a!..
Âlemlerin Rabbı olan Allah'a...
Onun ulu Peygamberine.. Onun büyük kitabına.. Kur'an henüz yeni nâzil olmuş gibi, herkes aradığını bulmuş gibi bir hal var onlarda.
Said Nur ve talebelerini seyrederken, insan kendini âdeta Asr-ı Saadet'te hissediyor.
Yüzleri nur, içleri nur, dışları nur...
~Osman Yüksel Serdengeçti
FAKAT BU KISIM KİTAPTA YOK NEDEN ALMAMIŞLAR.?

@kitapkokuluhatun, bir alıntı ekledi.
24 May 19:28 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Canım, Nahitim, (artık sana bu kelimelerle hitap etmekten de çekiniyorum) beni bir parçacık olsun anlamaya çalış. Beni sev demek istemiyorum, sadece inan. Ömrümüzün sonuna kadar bana inanacağını düşünebilsem bundan duyacağım saadet bugüne kadar duyduklarımın en büyüğü olur. Bütün bu satırlar sana olan hasretimi, sana olan muhabbetimi, sensiz yaşamaktan duyduğum sonsuz ıstırabı anlatmıyor mu? Nahit, ölüyorum. Senden ayrı yaşamak beni mahvediyor. Ne olursun üzme artık beni.

Yalnız Seni Arıyorum, Orhan Veli KanıkYalnız Seni Arıyorum, Orhan Veli Kanık