Yazarlarla Dedikodu 7- Jack London
Selam! En sevdiğiniz serime
sisi
sisi
'nin ricası ile
Jack London
Jack London
ile devam ediyoruz. Ancak bundan sonra seriyi isteklere kapatmak istiyorum izninizle.. Jack London önce macerayı yaşayıp sonra
Edebiyat
Kendi içine yürümek ve saatler boyunca kimseye rastlamamak... Rainer Maria Rilke
Alıntı
Beni de anlayan bir kişi çıkmayacak mı?
Evet, kimseye bir şey anlatmamak benim tercihimdi. Fakat bu durumun herkesin işine gelmesi mi gerekiyordu? Sayfalarca yazıyorum. Dökülen her cümle, kurulan her satır bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Neden görmek yerine konuşmamı bekliyorsunuz? İnsan kendini her zaman kelimelerle ifade etmek zorunda mı? Bazen suskunluk, saatler süren bir konuşmadan daha fazla şey anlatmaz mı? Bir insanın köşesine çekilip sayfalar doldurması, içinde kopan fırtınaların işareti değil mi? O kadar zor ki böyle yaşamak. Anlatacak gücü bulamadığın yerde yazarsın. Sesinin ulaşamadığı yerlere cümlelerini gönderirsin. Görülmek istersin, duyulmak istersin, anlaşılmak istersin. Buna rağmen insanlar yazdıklarına değil, söylemediklerine takılır. Suskunluğumdan, kalabalıklardan uzak duruşumdan, geceler boyunca sayfalarca yazışımdan anlaşılmıyor mu nasıl bir halde olduğum? Her şeyi açık açık söylemek mi gerekiyor? İnsan ancak konuştuğu kadar mı var sayılıyor? Yoksa asıl mesele anlamak değil de anlatmak zorunda bırakılmak mı? insanın en büyük yorgunluğu, derdini taşımak değil; o derdin varlığını kanıtlamaya çalışmaktır... Veysel Can K.
Sükûtun Gölgesinde
Kaldırımlar ıslaktı gece boyunca, Gölgem bile ürkek yürüdü peşimden. Bir senin adın düşüyordu içime,
Tam içindeyim..
“Hayatın boyunca alışkanlık haline gelmiş günlük uğraşılarının sende katlanılmaz bir bıkkınlık yarattığı, senin için önemli ve değerli olan tüm duygu ve düşüncelerin sana anlamsız ve boş geldiği saatler, hatta günler ve haftalar geçirdiğin olmadı mı hiç?” E.T.A Hoffmann
Biri sizi düşünüyor alıntılar sayfa=112 Çünkü insanlar böyleydi.Paketleri sever ve kendi acılarıyla ilgilenirler.Eğer ağlamıyorsanız sizin hiçbir şeye ihtiyacınız olmadığını savunurlar ve onların acıları da mutlulukları da sizinkilerden bir beden büyüktür. sayfa=113 Onun için fazla iyi olduğumu hatta beni hak etmediğini düşünüyordu ama okuldaki herkes tam aksini düşünürdü.Onlarla konuşmadığınız zaman ya da herkesin onlara davrandığı şekilde davranmadığınız zaman dikkat çekici oluyordunuz.Her şey,tahmin edilebilir her şey beni bıktırıyordu.Neden herkes bu kadar aynı,neden bu kadar tekdüze olmak zorundaydı?Neden sırf onun üzerine atlamadığım,ona bana gösterdiği kadar ilgi göstermediğim için bu odada kendini bu kadar rahatsız hissetmek zorundaydı? Onlardan daha iyi olduğumu düşünmüyordum ama neden onlarla aynı yere bakmama rağmen aynı şeyi görmüyordum? sayfa=118 Özellikle en yakın arkadaşlar güvenilmezdir. sayfa=163 Bazen insanların arasında olmak iyi geliyordu ve onlara doğru daha çok koşmak istiyordum ama geri kalan süre boyunca,ayaklarım kanayana kadar aynı insanlardan kaçmak istiyordum.Onlara bakınca sadece sahtelik ve boşa giden saatler görüyordum. sayfa=164 Ve hayat akarken ben,çoğunlukla orada öylece duruyorum.Büyük bir dalga üzerimden geçiyor ama ben bir heykel gibi kımıldamadan orada bekliyorum. sayfa=171 Son zamanlarda müzikle dahi aram kötüydü,sanki hiçbir sese katlanamıyordum.