Etnik ya da dini kimliğiyle Türk vatandaşlığını barıştıramayanların, yani daha açık bir ifadeyle, cumhuriyet deneyimini göz önünde bulundurduklarında, Türkiye'nin Sevr ile bir müstemleke haline gelmesini dilemiş olanların, en konforlu sığınakları sırasıyla, İslamcılık, bölücülük ve devrimcilik oldu. İslamcılık ve bölücülük arasında karşılıklı geçişlilik, bölücülük ve devrimcilik arasında da aynı şekilde karşılıklı geçişlilik hep var olageldi.
24 Anayasası'nı, 37 yılındaki değişiklikle, Türkiye Devleti'nin cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, lâik ve inkılâpçı (altı ok) olduğunu ilan etmesinden ötürü tenkit edenlerin bir kısmı, devletin resmi dilinin Türkçe olduğunun, cumhuriyetin ilanı ve Osmanoğulları'nın sürgünüyle değil 1876 yılında Kânûn-ı Esâsî ile ilan edildiğini göz ardı etme alışkanlığına sahipler.
Kânûn-ı Esâsî Madde 18:
- Tebaai osmaniyenin hidematı devlette istihdam olunmak için devletin lisanı resmisi olan türkçeyi bilmeleri şarttır.
Kânûn-ı Esâsî Madde 68:
- Heyeti Mebusan için azalığa intihabı caiz olmıyanlar şunlardır: Evvelâ tebai devleti aliyeden olmıyan saniyen nizamı mahsusu mucibince muvakkaten hizmeti ecnebiye imtiyazını haiz olan salisen türkçe bilmiyen rabian otuz yaşını ikmal etmiyen hamisen hini intihabta bir kimsenin hizmetkârlığında bulunan sadisen iflâs ile mahkûm olup ta iadei itibar etmemiş olan sabian sui ahval ile müştehir olan saminen mahcuriyetine hüküm lâhik olupta fekki hacir edilmeyen tasian hukuku medeniyeden sakıt olmuş olan aşiren tabiiyeti ecnebiye iddiasında bulunan kimselerdir. Bunlar mebus olamaz. Dört seneden sonra icra olunacak intihaplarda mebus olmak için türkçe okumak ve mümkün mertebe yazmak dahi şart olacaktır.
21 ve 24 Anayasaları'nda Türkiye Devleti'nin resmi dininin İslam olduğu ilanı, 28 yılındaki