9/10
·464 syf.··
2026 108. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:06
Serinin ikinci kitabı ve mest olmuş halde devam ediyorum yazarın dil akış betimleme ana çiftlerin tutkusu hepsi on numara . Tüm seriyi okuyup bitiricem en son böyle bir durumu Victoria Quinn'in Boss serisinde dokuz kitap arka arkaya okuyarak yapmıştım . Giovanni Conti abisi 11 sene hapisteyken Don'luk yapıp tüm aileyi teşkilatı son derece güçlü şekilde ayakta tutmuş muhteşem bir adam .Luca hapisten çıkınca Don oluyor ilk kitapta haliyle ve Giovanni Under Boss konumuna dönüyor . Bianca Marcelli Floransa'da yaşıyor kız müthiş yetenekli dereceli bir Şef büyükannesi Sabina ölünce veda etmek için ailesinin yanına dönüyor . Büyükannesi Sabina Conti'lerin bölgesinde çok sevilen bir restoran işletiyor ve onu torununa bırakmış bonus olarak Conti ailesinden alınan bir borç var . Kitapların daha çiftlerin ilk karşılaşma veya birbirlerini hissetme anlarına bile bayıldım . Duygular hisler çok derin anlatım incelikli bu kitapta yazarın yemek anlatımları falan beni bitirdi resmen . Giovanni Bianca'yı ilk gördüğü gibi onun yurt dışına geri dönmemesini sağlamanın bir yolunu bulması gerektiğini anlıyor adamın borçla falan ilgisi yok temelde . Ona üç ay boyunca özel aile şefi olması için teklifte bulunuyor böylece restoranın borcu derhal bitecek . Bianca bunu kabul ediyor hatta ilk deneme sunumu Luca'nın ona ihanete den kızı ve ailenin tekrar buluşma yemeği oluyor . tabi hatun muhteşem başarılı oluyor sonrasında İtalya 'ya dönüp işlerini yaşadığı yeri kapatması lazım . Gio onla beraber gidiyor ve orada ilişki aktif olarak başlıyor zaten aralarında olan çekim müthiş . Sonunda Conti ailesinin babalarından itibaren düşmanlık yaşadıkları diğer ailenin yarattığı sorunlar yüzünden aksiyon oluyor çözülüyor . Bu kitabında kırılan bir puanının sebebi aşırı abartılı yemek betimlemeleri
GiovanniClaire Kirby · ‎ Independently published · 01 okunma
Keşke
10/10
·500 syf.··
2026 7. kitabı
Keşke, Fikret ve Sabia’nın yüreğe dokunan aşk hikâyesini anlatırken aynı zamanda Cumhuriyet’in aydınlanma idealine ve Köy Enstitülerinin önemine ışık tutan etkileyici bir romandır. Köylerinden çıkıp Köy Enstitüsünde buluşan Fikret ve Sabia, yalnızca eğitim alan iki genç değil; Cumhuriyet’in yetiştirmek istediği çağdaş, üretken ve düşünen bireylerin temsilcileridir. Enstitülerde öğrenciler hem akademik eğitim alır hem de tarım yapar, sanatla ilgilenir, üretir ve yaşamın içinde öğrenirler. Bu yönüyle Köy Enstitüleri, Cumhuriyet’in kırsaldaki kalkınma ve eğitim hamlesinin en önemli projelerinden biri olarak romanda güçlü bir şekilde hissedilir. Fikret ve Sabia’nın masum sevgisi, dönemin toplumsal ve siyasi olayları arasında sınanırken okuyucu bir yandan da Türkiye’nin yakın tarihine tanıklık eder. Doktor Sabia ve Avukat Tarık’ın yollarının kesişmesiyle ortaya çıkan sırlar, geçmişin gölgesinde kalan gerçekleri gün yüzüne çıkarır. Roman, bireylerin hayatlarını etkileyen siyasi kararları ve toplumun görünmeyen yönlerini sorgularken “hiçbir şey göründüğü gibi değildir” düşüncesini de hissettirir. Kitabın merkezindeki “keşke” duygusu ise yalnızca yarım kalan bir aşkın değil, kaybedilen fırsatların, ertelenen hayallerin ve geçmişe duyulan özlemin sembolüdür. Fikret, Sabia ve Tarık’ın hikâyesi; sevginin, fedakârlığın ve zamanın insan ruhunda bıraktığı izleri derinden hissettirir. Keşke, Cumhuriyet’in eğitim anlayışını ve Köy Enstitülerinin toplum üzerindeki dönüştürücü etkisini anlatırken, aynı zamanda okuyucuyu hüzünlü bir aşkın ve saklı gerçeklerin peşinden sürükleyen; düşündüren, duygulandıran ve uzun süre hafızalarda kalan güçlü bir romandır.
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,011 okunma
Reklam
Ağırlık mı Hafiflik mi?
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2025 00:00
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği; yazarın kelimeleri kullanma becerisi ile neredeyse her cümlenin altını çizerek okuduğum bir kitap olmuştu ve kesinlikle favorilerimden diyebilirim. Aynı adlı başrolde Juliette Binoche’un oynadığı filmini de tavsiye ederim. Kitapta iki aşk arasında kalan beyin cerrahı Thomas’ın aslında “hafiflik” ve “ağırlık” kavramlarının arasında kaldığını görüyoruz. Sabina hafifliği, Tereza da ağırlığı temsil ediyor. Yazar, aslında herkesin önce hafifliğe yöneldiği ve kolay olanı, rahat olanı seçtiğini ancak asıl anlamı ve güzelliği ağırlıkta bulduğunu vurguluyor. Kitapta iki karaktere olan yönelimini Thomas çok sıklıkla sorguluyor. Zaman zaman aradığının kendisi gibi rahat olan, ilişkiyi de dramatize etmeden yaşayan ve bütün farklı zevkleri kendisi ile deneyimleyen, beklentisi düşük Sabina olduğunu düşünürken; zaman zaman da tüm iç sıkıntıları ile kırılganlığı, masumiyeti ve onu içten sevişiyle bazen yumuşacık,bazen asi ve tepkisel Tereza olduğuna kanaat getiriyor. Ancak Thomas da ağırlığı seçiyor, pek çoğumuz gibi. Yazarla fikirlerim bu doğrultuda çok buluşuyor benim de. Özellikle İngilizcedeki compassion kelimesinin güzelliğini vurgularken, gerçek sevginin bir acıma ya da gönül indirme olmadığı kısmı aklıma yer etmiş bir bölümdür. İnsanoğlu olarak düz bakıldığında hafifliğe yönelme eğilimimiz gözlemlense de; birçoğumuzun anlamlandırdığımız, içselleştirdiğimiz deneyimlere kıymet verdiğini düşünüyorum. Kitabı mutlaka herkese tavsiye ediyorum.Keyifli okumalar
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · Can Yayınları · 202413,2bin okunma
8/10
·336 syf.··
2026 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:31
Kundera, insanın hayatındaki kararların, tesadüflerin ve ilişkilerin ağırlığı ile hafifliği arasındaki o ince çizgiyi muazzam bir felsefeyle işliyor. Tomas, Tereza, Sabina ve Franz’ın hikayeleri üzerinden "Sadece bir kez yaşanan bir hayat, hiç yaşanmamış sayılır mı?" sorusunun peşine düşüyoruz. Aşkı ve sadakati anlatırken aslında insanın kendi varoluşuyla olan savaşını önümüze seriyor. Okurken hem karakterlerin içsel karmaşasında kayboldum hem de kendi hayatımdaki "hafiflikleri" ve "ağırlıkları" sorguladım. "Hayat bir kez yaşandığı için hiç yaşanmamış gibi de sayılabilirdi; bir kere yaşamak hiç yaşamamak demekti."
1000Kitap
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · Can Yayınları · 202413,2bin okunma
8/10
·301 syf.··
2025 14. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2025 19:27
ŞEHADET İNCİLERİ - PEYGAMBER ÇİÇEKLERİ HZ. HASAN VE HZ. HÜSEYİN ( RADIYALLAHUANHÜMA ) ​MUSTAFA NECATİ BURSALI ÖNSÖZ Bütün âlemleri yoktan var eden, varlığından bizleri haberdar eden, kullarından mü’minlerin kalp gözlerini açan, marifetinin nûru ile onları Rıza-i Bârisine erdiren Allah’a hamd ederim... Salât ve selâm, tek katresinin hacminde bin umman çalkalanan ve tek zerresinin menşurunda bin kâinat yüzen Kevser Havuzunun sahibi Allah’ın Sevgilisi, İki Cihanın Efendisi Cenâb-ı Ahmed’e ve O’nun Âl-i Ashabına olsun... Bu küçük eserimde cennet çiçeklerinden ıtırlar koklatmak en büyük dileğimdir. Bizzat Sonsuzluk Nebisinin: هُمَا رَيْحَانَتَيَّ مِنَ الدُّنْيَا “Onlar (Hasan ve Hüseyin), dünyada ikigülümdür.” Buyurduğu Peygamber güllerini koklamak ne devlettir. Onları gönül coşkunluğu içinde sevmek mü’minlerin saadet baharıdır. Allah’ın Resûlü, o solmaz çiçekleri tertemiz kucağında taşımış, mukaddes omuzlarına alıp gezdirmiş, kâh gönül coşkunluğu ile yanaklarından öpmüş, kâh altın saçlarını tel tel okşamış, kâh mübarek elleriyle küçücük ağızlarına lokmalar vermiş, kâh dizine çıkarıp hoplatmıştır. HZ. HASAN (R.A.) VE HZ. HÜSEYİN (R.A.) SÜT ANNE Hazret-i Hasan doğunca, Nebiyy-i Muhterem, amcası Abbas hazretlerinin zevcesi Ümmü Fadl'ın evine gitti. Ümmü Fadl, Kâinatın Efendisini heyecan içinde görünce sordu: “Ey Allah’ın Resûlü! Telaşınızın sebebi nedir?” “Hayırdır inşaallah. Fâtıma’nın bir oğlu doğdu. Sen, ona da Kusem’in sütü ile emzir!” “Peki, ey Allah’ın Resûlü!” Ve bir müddet Hazret-i Hasan’ı, Ümmü Fadl emzirdi... Peygamber çiçeği Hazret-i Hasan (radıyallahü anh) güler yüzlü, melek huylu, tatlı bakışlı, altın saçlı, gümüş bedenliydi. Allah'ın Sevgilisi onun hakkında, “Amcası Hazret-i Musa aleyhisselâmdan mirastır!” buyurmuşlardır. Esmâ binti Umeys der ki: “Hasan
Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (Radiyallahu Anhüma)Mustafa Necati Bursalı · Çelik Yayınevi · 2016119 okunma
10/10
·520 syf.··
2026 14. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 23:52
Dünümüz, bugünümüz kuvvetle muhtemel yarınımız da... Hababam Sınıfı hiç eskimeyen, hep güldüren bir yapıt. İzlerken güldürdüğü gibi okurken de güldürdü. O kadar keyifli ki. Rıfat Ilgaz'a bu eşsiz eser için ne kadar teşekkür edilse azdir. Mizahın tepe noktalarından biridir. Akıcı, sıkmayan, okuması keyifli ve gerçekten güldüren bir eser. 1000 sayfa olsa da muhtemelen aynı hissiyatı uyandiracak türde bir kitap. Bir döneme de ışık tutar ayrıca. Okul üzerinden toplumsal bir çıkarım da yapılıyor eserinden. Kitap ve film mukayesesi de yapmak bu noktada elzem sanırım. Bir kere Damat Ferit karakteri kitapta yok. Film senaristinin kazandırdığı ve oldukça başarılı bir karakter. Aslında okurken onu aradım hep. Demek ki senarist bu noktada işini iyi yapmış. İnek Şaban, filmdeki kadar saf bir karakter değil. Keza o kadar komik de değil. Güdük Necmi, kitapta filme göre daha ön planda. Yaptığım kısa bir araştırmaya göre Rıfat Ilgaz'dan izler taşıdığı söyleniyor. Genel anlamda tıpkı film gibi oldukça başarılı. Zaten çıkış noktasi kitap. Kitaptan uyarlamalarda her ikisinin de başarılı olduğu ender ikilidir bence.
Hababam SınıfıRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 20193,534 okunma
Reklam
Reklam