Sual: "Ha, ha, nedir ağzında gizli okuyorsun?"
Cevap: "Bir tılsım."
"Bırak şu anlaşılmaz işi. Hazır keyfimizi bozmayalım."
S: "Ha, şu ellerindeki nedir?"
C: "Bir ilâç."
"At şunu. Sağlamsın. Neyin var? Alkış zamanıdır."
S: "Ha, şu beş nişanlı kâğıt nedir?"
C: "Bir bilet. Bir tayınat senedi."
"Yırt bunları. Şu güzel bahar mevsiminde yolculuk bizim nemize lâzım?" der. Herbir desise ile onu iknaa çalışır. Hattâ o biçare, ona biraz meyl eder.
Evet, insan aldanır. Ben de öyle bir dessasa aldandım.
Birden, sağ cihetinden ra'd gibi bir iki ses gelir. Der: "Sakın aldanma. Ve o dessasa de ki: Eğer arkamdaki arslanı öldürüp, önümdeki darağacını kaldırıp, sağ ve solumdaki yaraları def edip, peşimdeki yolculuğu men edecek bir çare sende varsa, bulursan, haydi yap, göster, görelim. Sonra de, 'Gel, keyfedelim.' Yoksa sus, hey sersem! Ta Hızır gibi bu zât-ı semâvî dediğini desin."