Söz Bey

Söz Bey
@sabirsel
1053 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
Sabitlenmiş gönderi
Yorulduk Üstadım. Çalışıp koşturarak değil,öylece oturarak yorulduk,bir tutam şefkat aramaktan ,zerrece vefa yoksulluğundan,insanları seyretmekten ve insanlığı gözlemekten yorulduk. Çok severek haddimizi aşıyoruz üstadım. Ya yanlış zaman insanlarıyız,ya da; İnsanlık için yanlış bir zamandayız...
Edebiyat
Çağdaş İngiliz-Yahudi medeniyetinin, dolayısıyla da imperyalisminin üç merkez ülkesi ile toplumu var: Anavatan İngiltere, yavruvatan A.B.D. ile İslâm âleminin yüreğine hançermişcesine saplanmış ziyoncu Israil. Yeryüzü ve insan sakinleri, değişen ölçülerde, işte bu üç merkez ülke tarafından sevk ve idâre olunmaktadır. Her şey bu üçünden neşet eden değer yargıları ile anlayışları doğrultusunda ayarlanıp düzenlenmektedir. Dünyaya ve insanlığa iktisatca ve sıyâsetce hâkim olma gâyesine ulaştıran bütün yollar mubahtır.
Kültür ortamiyla hiçbir vechesiyle baglanti kuramayan olaganüstü kişilik, aykırı kaçmaktan, köyün yahut mahallenin delisi olmaktan ileri geçemez. Dindışı Batı Avrupa Yeniçağına degin bireyden genellikle beklenen, onun,toplum ortami ile dogal çevresine ayak uydurmasıydı. Şartların temelden degiştirmek ihtirasi, Yeniçag dindışı Avrupasının, özellikle de onun devamı olan Çağdaş İngiliz-Yahudi medeniyetinin homo economicusuna mahsûstur. Sartlari kazanç hedefine-yânî artideger- yönüne döndürmegi mümkün kılansa, 'bilgi'dir; üstelik,biçimsel mantık kuralları çerçevesinde düzenlenmiş ,'sistemlestirilmis bilgi'dir: Felsefe-bilim→→fen→>sanayi→>itisat. işte, Yeniçağ Batı Avrupası ile Çağdaş ingiliz-Yahudi dünyasında sistemleşmiş bilginin bunca rağbet kazanması ve bunun gittikçe artması bundandır. Kazanç, hayatın siklet merkezi olunca, ilk bakışta, iktisadiyâtla uzaktan yakindan ilgisi ilişiği yokmuş gibi gözüken nice âmil ile unsur, o yöne koşulmağa baglanmigtir. Hayat, bütün yanlari, yönleri ve bilcümle vecheleriyle iktisadileşir olmuştur.
Tedhişcilik
Geniş çapta medeniyetler, daha dar çerçevede kültürler, kendilerine benzemeyen, aykırı düşen kültürler ile medeniyetlere kem gözle bakmış, yabancı gördüklerinden ürkmüşlerdir. Bu ürkmüşlüğü gizlemek dürtüsüyle olacak, kendileri gibi olmayanlara küçük düşürücü la-kaplar takmışlardır. Böyle biri, Eskiçağ Ege medeniyetinde 'barbaros'; Romalılarda Yunanlılar 'græculus' ('Yunancık'), Ortaçağ Hırıstıyan medeniyetinin klasik döneminde 'paganus', geç devirdeyse 'saracenus' ile 'gentilis'; Yahudilerde 'goi'; İslâm medeniyetinde 'kâfir'; Araplarda 'acem'; Türklerde (özellikle Avrupalı Hırıstıyanlar) 'gâvur'; Malaylarda (özellikle İngilizler ile Kuzey Avrupalılar) 'mat saleh'; Ispanyollar ile Meksikalılarda (özellikle Amerikalılar) 'gringo'; ve nıhâyet Çağdaş Küresel İngiliz-Yahudi medeniyetinde (özellikle Müslümanlar) 'terrorist' ('tedhişci') şeklinde anılır.
Doğa, sıyâset ile iktisad olmak üzre, hürriyet, üç düzlemde mütâlea edilmiştir: Doğanın, had hudut tanınmaksızın incelenmesi ve değerden bağımsız bir alan olduğu şeklinde görülmesi tarzında 'bilimsel hürriyet'i savunmak, 'bilimcilik'tir. Sınırsızca kullanılabilirliği olduğu kanâatıyla davranmaksa, 'sanayicilik'tir. Sıyâsette, kaba kuvvete başvurulmadıkca 'tedhişcilik , ilkece, akla, havsalaya gelebilecek her çeşit görüşün, fıkrin, fıkriyâtın, zevkin ve anlayışın sözlü ve yazılı imkânı, hürriyetcilik'tir. Hep daha fazla kazancı amaçlayan yatırım - üretim - tüketim üçgeninde dönüp dolaşan hürriyet anlayışıysa 'iktisadiyâtcılık'tır.