Düşledik, umduk, arzuladık. Hayal ettik. Sonra gerçeğin duvarına tosladık ve dış dünyanın hakikatinin içimizin hakikatine denk düşmediğini, acıyla fark ettik. Ürperdik. Oysa içimizde kıpırdanıp duran bir şeyleri varlığa çıkarmak, dünya gözüyle seyretmek istiyorduk. ‘Sabret, şükret, seyret’ diyor Mevlana.
Ayrıca biz ne uğurlu ne uğursuz bilemeyiz. Kitab-ı Hakim'de buyuruyor, "Onu ben bilirim," diyor. Bizim kelimelerimiz neydi: "Sabret, şükret, seyret.” Mantık çözmüyor meseleyi, hikmet var, Hakim var.
Sayfa 90 - TK Yayınları, 3. Baskı, Ekim 2025·Kitabı okudu