Sır kitabı Kutlu'nun öteden beri işlemekte olduğu, Türkiye'de toplumsal değişme serüveninin bilhassa seksen sene sonraki görünümüne ışık tutmakta, eleştiriler getirmektedir.
Kitaptaki hikayelerden biri olan " Satılık Huzur " Kutlu'nun " Ya tahammül Ya Sefer " kitabındaki İlhan karakterinin gelecekteki yaşamını konu alıyor. Maalesef İlhan'ın "Ya Tahammül Ya Sefer" kitabında sisteme ve yapılan yanlışlara karşı eleştirisini, direnişini bu hikayede devam ettiremediğini ve eleştirdiği insanlar gibi kendisininde sistemin içine girdiğini üzülerek görüyoruz.
"Sır" hikayesinde ise efendinin ölümü üzerine onun yerine geçen mürşidin kendisine ve çevresine yabancılaşmasıyla karşılaşırız. Yani efendinin kendine yabancılaşmasının temelinde, kendisine verilen sorumluluk ile kişiliğinin uyuşmaması etkili olur.
" Tarihin Çöp Sepeti " hikayesinde ise bir gazeteci kişiliğinde aydın tipinin ülkeye, halka, mesleğe ve kendisine yabancılaşması dikkatlere sunulur. Kahramanımız Metin, iç dünyasında bir yerlere çekilmiş, idealist kimliğiyle kendisinden beklenenler arasındaki uçurumu ve buna bağlı yabancılaşmayı anlamamıza yardımcı olur.
"Her Ne Var Alemde" hikayesi bir bilim adamının etrafında şekillenir. Çevresine yabancılaşmış, yalnızlığı yaşayan bilim adamının sürdürdüğü hayat kırılmaya uğramış o da 'uzlete' çekilmiştir. Görünürde bunda zamanın geçişinin hüznünü yaşaması ve üniversitelerde dikkate değer bilim adamının kalmayışı etkili olur. O esasen ortada üniversiteninde bilminde kalmadığı düşüncesine kapılmıştır. Artık tarih araştırmacılığıda zevk vermemektedir. Üniversiteye de bilme de yabancılaşmıştır. Bezginlik içindedir.
Kitapta birbirinden farklı gibi görünen hikayeleri tek cümlede birleştirmemiz mümkündür aslında ;
"Ölüp gitse de insan, sürekli bakmalı kendine aynadan."
Kitap siyasi