• Yanardağ ruhlu, çelik iradeli kahraman Kür Şad...
  • Derdime vâkıf değil cânân beni handân bilir
    Hakkı vardır şâd olanlar herkesi şâdân bilir
    Söylesem te’sîri yok sussam gönül râzı değil
    Çektiğim âlâmı bir ben birde Allâh’ım bilir
    Fuzûlî
  • İlk defa İsmail Gaspıralı, Osmanlı imlasını ıslah ederek ve Osmanlı Türkçesini ayıklayarak bir gazete çıkardı.
  • Atatürk’ün Cihan Harbi sırasında tuttuğu notları okumak benim için çok heyecan vericiydi. Her sayfayı büyük bir merakla çevireceğimi biliyordum. Keşke daha fazlası elimize ulaşmış olsaydı. Hele benim gibi onu daha iyi ve daha yakından tanımak isteyenler bu eksikliği hissedip üzülecektir.

    Kitap, 7 Kasım - 25 Aralık 1916 yılları arasında Atatürk‘ün kaleme aldığı hatıra defterindeki notları içeriyor. Ayrıca defterin özgün halinin her sayfasını sol sayfalarda görebilirsiniz. Osmanlıca bilenler o sayfalardan da okuyabilir. Benim bu kitapta en çok dikkatimi çeken, Atatürk’ün o gün bitirdiği bir aşk kitabı hakkında defterine özet geçmesi. Üstelik o kitaptan bir de alıntı yapmış. Elinden kitap düşmediğini hatıralarında da görebiliyoruz. Kitabı kısa olması sebebiyle bir solukta okuyabilirsiniz. Velhasıl okuyun, okutun...

    Ruhun şad olsun Paşa’m!
  • İsterim ki; dünyayı, yeniden halk et Rabbim!
    Hemen şimdi halk et; ben de göreyim Rabbim!
    Şu hayat defterinden benim adımı çıkar;
    Çoğalt nasiplerimi, sen beni şad et Rabbim!
    Ömer Hayyam
    Sayfa 215 - Alter Yayıncılık
  • Ulu kişileri, ulu erleri soysuzlaşan ulusun dik durması, dik kalması mümkün değildir.
  • Elhamdulillahi rabbil alemin! Ve'ssalatu ve'sselamu ala İmami'l Mucahidin Muhammed ve ala alihi ve ashabih!

    Allah'ın muvahhid kullarına selam olsun,

    Sünen-i Tirmizi'den Namaz'da Ruku'ya giderken ve Ruku'dan kalkarken elleri kaldırma ile ilgili bir kaç Hadis okudum. İnşaAllah onları burada paylaşmayı gerekli görüyorum; Rasulullah - sallallahu aleyhi ve sellem - 'e ittiba etmenin gerekli olduğunu bilen kardeşlerimizin bu hadis-i şerifler ile amel etmelerini umuyorum. Müslüman kardeşlerim, sizlere ve kendime nasihatimdir: Mezheb taassubculuğunu terk edip hayırlı, salih seleflerimiz gibi Rasulullah - sallallahu aleyhi ve sellem - 'den gelen sahih haberler ile amel etmeli, hatta mezhebimize aykırı olsa ve insanların tepkilerini çekse dahi bundan vazgeçmemeliyiz! Allah - subhanehu ve teala - bizlere ''أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ'' ''Allah’a itaat edin, Rasul’e de itaat edin.'' (Nur/54) diye emrediyor.

    Muvahhidlerin İmamı - sallallahu aleyhi ve sellem - Peygamberlerin miras olarak ne dirhem nede altın bıraktığını, miras olarak ilim bıraktığını haber veriyor, aynı zamanda varislerin Alimler olduğunu beyan ediyor. Demek ki kim ne kadar Rasulullah - sallallahu aleyhi ve sellem - 'in bıraktığı miras'dan almışsa o kadar Alimdir.

    Şüphesiz Mezheb İmamları o mirasdan almışlardır ve insanlarıda o mirasdan almalarına teşvik etmişlerdir. Kendileri Peygamberin mirasına sahib çıkılmasını her fırsatta teşvik etmişlerdir; İmam Malik - rahimehullahi teala - 'nın Rasulullah - sallallahu aleyhi ve sellem - 'in kabrini göstererek dediği gibi ''Bu kabir sahibinin dışında her kesin görüşü alınır veya terkedilir'' [1]

    Yani Rasulullah - sallallahu aleyhi ve sellem - 'den gelen hiç bir sahih rivayet terk edilemez.

    İmam'ın sözü salih selefimizin menhecini özetliyor.

    Allah - azze ve celle - bizleri selefimize layık halef eylesin, bizleri şeytanın deliliklerinden, vesveselerinden ve şerrinden korusun!
    Allahumme amin!!

    Hadisleri okuyalım inşaAllah,

    Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.), Ebû Bekir ve Ömer namazda iniş ve kalkışlarda yani kıyam ve kuud’ta tekbîr alırlardı.” [2]

    Sâlim (r.a.)’in babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.)’i gördüm namaza başlarken, rükû’a giderken ve ruk’u’dan kalkarken ellerini omuzları hizasına kadar kaldırırdı.” İbn ebî Ömer kendi rivâyetinde şu ilaveyi yaptı: “İki secde arasında ellerini kaldırmazdı.”

    Fadl b. es Sabbah el Bağdadî, Sûfyân b. Uyeyne ve Zührî’den aynı sened ile İbn ebî Ömer’in hadisinin benzerini rivâyet etmiştir. [3]

    Şimdi İmam Tirmîzî - rahimehullah -, Abdullah İbni Mes'ud - radiyallahu anh - 'dan 'hasen' olarak nitelendirdiği bir hadis rivayet ediyor:

    Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Size Rasûlullah (s.a.v.)’in namazı gibi bir namaz kıldırayım mı? dedi ve namaz kıldı sadece başlangıç tekbîrinde ellerini kaldırdı.”

    Bu konuda Berâ b. Âzib’den de hadis rivâyet edilmiştir.

    İmam'ın hadis hakkında ''İbn Mes’ûd’un bu hadisi hasendir. Sahabe ve tabiin alimlerinden pek çoğunun görüşü bu hadis üzeredir. Sûfyân es Sevrî ve Küfeliler gibi.'' sözleri her insafını yitirmemiş olanlar için yukarıda bahsettiği ve ''hasen sahih'' olarak nitelendirdiği (birinci) İbni Mes'ud hadisiyle çeliştiği anlaşılır. (bknz. 2 No'lu Dipnot) Tirmizi'nin de dediği gibi İbni Mes'ud'un '''Rasûlullah (s.a.v.), Ebû Bekir ve Ömer namazda iniş ve kalkışlarda yani kıyam ve kuud’ta tekbîr alırlardı.'' rivayeti hasen sahih'dir. Burada denilebilir ki, hadis'de ''tekbir alırlardı'' deniliyor yani bundan kasıt ''Allahu ekber'' demeleridir. Deriz ki, İmam Tirmizi bu hadisi 'RÜKÛ’A GİDERKEN ELLERİ KALDIRMAK' bölümünün altında zikrediyor.

    Burada sadece İmam Tirmizi'nin Sünen'inden Namaz'da Elleri Kaldırma ile ilgili hadisleri yazdık.

    İmam Buhari ve İmam Müslim - rahimehumallah - bu hususda mütevatir hadisler rivayet etmişlerdir, İmam Buhari'nin 'Re'fu'l-Yedeyn fi's-Salat' kitabında bu rivayetleri okuyabilirsiniz.

    Üç mezheb ve Hanefi mezhebinden bazıları Namaz'da ellerin kaldırılmasında ittifak etmişlerdir. [4]

    Allah bizim ve sizlerin amellerini kabul eylesin!
    Allahumme amin!!
    Davamızın sonu Allah'a hamdetmekdir.

    Kardeşiniz Onur Kanık
    _____________
    [1] Bu sözün asıl sahibi ümmetin İmamlarından Abdullah bin Abbas - radıyallahu anh - 'dır. Subki el-Fetava 1/148 'de irad ediyor. Ayrıca Camiu'l Beyani'l-ilm ve Fadlihi 1/91 ve el-Ahkam fi Usuli'l-Ahkam 1/45 'de geçiyor. Bu sözü Mucahid İbni Abbas'dan, İmam Malik'de Mucahid'den almışdır. Mezheb İmamlarının görüşlerini Muhammed Sultan el-Masumi'nin 'İslam'da Mezheb' adlı kitabından alabilirsiniz
    [2] Tirmizi, Namaz Bölümleri, Hadis No. 253. Ayrıca Dârimî, Salat: 41; Ebû Dâvûd, Salat: 115.
    Bu konuda Ebû Hüreyre, Enes, İbn Ömer, Ebû Mâlik el Eş’arî, Ebû Musa, Imrân b.
    Husayn, Vâil b. Hucr ve İbn Abbâs’tan da birer hadis rivâyet edilmiştir.
    Hadis hakkında İmam Tirmîzî : Abdullah b. Mes’ûd’un hadisi hasen sahihtir. Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından pek çok kimse bu hadisle amel etmişlerdir. Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali ve başkaları bunlardandır. Tabiin dönemi alimleriyle tüm fıkıhçılar ve alimler bu görüştedirler.
    [3] Tirmizi, Namaz Bölümleri, Hadis No. 254. Ayrıca Ebû Dâvûd, Salat: 115; Dârimî, Salat: 40.
    Bu konuda Ömer, Ali, Vâil b. Hucr, Mâlik b. Huveyris, Enes, Ebû Hüreyre, Ebû Humeyd, ebû Useyd, Sehl b. Sa’d, Muhammed b. Mesleme, Ebû Katâde, Ebû Musa el Eşarî, Câbir ve Umeyr el Leysî’den de birer hadis rivâyet edilmiştir.
    Hadis hakkında İmam Tirmîzî: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir.
    Peygamber (s.a.v.)’in ashabından bazı ilim adamlarının görüşü böyledir. İbn Ömer, Câbir b. Abdullah, Ebû Hüreyre, Enes, İbn Abbâs, Abdullah b. Zübeyr ve başkalarının görüşü böyledir. Tabiin döneminden de Hasan el Basrî, Atâ, Tavus, Mûcâhid, Nafi’, Sâlim b. Abdullah, Saîd b. Cübeyr ve daha başkaları aynı görüşü benimsemişlerdir.
    Mâlik, Ma’mer, Evzâî, İbn Uyeyne, Abdullah b. el Mübarek, Şâfii, Ahmed ve İshâk’da dönemlerinin aynı görüşü benimseyen alimlerindendir. Abdullah b. Mübarek: Zührî’nin, Sâlim’den, babasından rivâyet ettiği bir hadisi zikrederek şöyle demiştir: İbn Mes’ûd’un “Rasûlullah (s.a.v.) sadece namaza başlarken ellerini kaldırırdı” hadisi sabit olmayıp; “Her tekbîr anında ellerin kaldırılması” hadisi sabittir.
    Abdullah b. Mübarek’in bu sözünü, Ahmed b. Abde el Amulî, Vehb b. Zem’a’dan, Sûfyân b. Abdulmelik’den bize aktarmıştır. Yahya b. Musa, İsmail b. ebî Üveys’den naklederek dedi ki: “Mâlik b. Enes namazda tekbîr esnasında ellerin kaldırılması görüşünde” idi. Yine Yahya da Abdurrazzak’tan naklederek şöyle der: “Ma’mer de namazda tekbîr esnasında ellerin kaldırılması” görüşündeydi.
    Carud b. Muâz’dan şöyle dediğini işittim: Sûfyân b. Uyeyne, Ömer b. Harun ve Nadr b. Sümeyl namaza başlarken rükû’a giderken ve rükû’dan doğrulurken ellerini kaldırırlardı.
    [4] bknz. Şeyh Elbani, Sıfatu Salati'n-Nebi, Ruku bölümü, 2 No.'lu Dipnot