• Şaşırdım kaldım işte.
    Bilmem ki nemsin.
    Bazen kız kardeşimsin..
    Bazen öp öz annemsin.
    Sultanımsın susunca..
    Konuşunca kölemsin.
    Eksilmeyen çilemsin.
    Orada ufuk çizgim..
    Burda yanım yöremsin..
    Beni ruh gibi saran..
    Sonsuzluk dairemsin.
    Çaresizim çaremsin.
    Şaşırdım kaldım işte.
    Bilmem ki nemsin..

    Yavuz Bülent Bakiler ruhun şad olsun..
  • Sahabe fer'i konuları kesinlikle büyütmezdi. Onları akidevi konulara dönüştürmezdi. Tarık b. Şihâb'in bildirdiğine göre, Hâlid b. Velid ile Sad b. Ebî Vakkâs arasında bir problem vardı. Sad'ın (ra.) yanında Halid (ra.) aleyhine konuşulunca şöyle dedi: Aramızdaki problem dinimizi etkileyecek kadar
    büyümedi."
  • 584 syf.
    ·20 günde·Beğendi·10/10
    Bozkurtlar; tarihi roman severler için muhteşem bir eser.

    Ötüken Neşriyat, Bozkurtların Ölümü ve Bozkurtlar Diriliyor adlı iki şahane romanı tek cild halinde basmış çok da güzel yapmış:)

    Eseri başından sonuna kadar tüylerim diken diken okudum. Ötüken’e varıp o atlara atlayasım geldi...
    Kür Şad ve tüm Gök Türklerin ruhları şad olsun.

    Son olarak ise; Türklüğü ile gurur duyan herkese okumaları için tavsiye ediyorum...
  • Takva sahibi şahıs tıpkı Sad b. Ubade gibi salih bir kişi olabildiği gibi bazı durumlarda bu takva, Sad b. Ubade'de olduğu gibi kendisini cahiliyet taassubundan kurtaramayabilir de... Mesela Aişe (r.anha), bir seferinde Sad b.
    Ubade'nin salih bir insan olduğunu ancak kendisini kimi durumlarda cahiliyet taassubundan kurtaramadığını söyledi. Sa'd b. Ubade'nin, İfk hadisesinde Sa'd b. Muaz'ın "Bu kişi bizden biri ise biz, diğer kabiledeyse onlar cezalandırır" teklifine karşı münafıkların başı Abdullah b. Ubeyy'e taraf çıkması gibi...
  • 416 syf.
    ·2 günde·Beğendi·7/10
    Kitap 1981 yılında Cambridge University Press tarafından yayımlanmış ve 31 yıl sonra 2012 tarihinde ise ilk kez Türkçeye tercüme edilmiş. 31 yıl önce yayımlanmış bir kitap neden şimdi basılmış diye düşündüm? Yüzlerce yeni kitabın yayımlandığı bu zaman diliminde o kadar kitap varken bunun tercüme edilmesi, bunun 'önemli bir değer' olduğunu düşündürdü.
    Mutlaka bir sebebi vardır. Yoksa laf olsun diye bu tür kitaplar basılmaz (ya da basılıyor mu?). Kitap bu açıdan dikkatimi çekti. Kitabın ismi veya yazarı değil.

    Kitap, Kabalcı'nın standart kapak tasarımları ve yazı tipiyle yayınevinin alametifarikası olarak kendisini gösteriyor. Kitap bir roman, hikaye, günlük değil. Sosyoloji, antropoloji, kültür, dil, din, tarih, coğrafya gibi çeşitli unsurları içinde barındırır. Özelde Kuzey Afrikalı Müslümanların toplum, yaşam, din, gelenek gibi çeşitli olguları; kabile, devlet ve genel olarak da yaşamlarını; din ve çeşitli etkiler içinde var olma durumlarını inceliyor. İbni Haldun'un düşünce yapısının uygulanabilir ve uygulanamaz biçimleri örneklerle açıklanmaya çalışılıyor. Fas, Tunus, Cezayir özelinde ama Libya ve diğer bazı Müslüman ülkelerin antropolojik yapısı da İbni Haldun'a göre kıyaslanıyor.

    Yazar, Müslüman coğrafyasına çeyrek asır boyunca yaptığı geziler de (ve özellikle kuzey Afrika) İslam ve İslam'ın
    toplumdaki yeri ve işleyişini incelemiş. Temel olarak bu topluma yabancı olanlara (Müslüman dünyanın dışındaki toplumlar) bu toplum aktarılmaya çalışılmış.

    Yazar, 'İslam bir toplumsal düzen projesidir' diyerek, iddialı giriş cümlesiyle Müslüman dünyasını sosyal bilimler açısından ele alıyor. Müslümanların daha çocukluktan itibaren -genelde- bildiği İslam'da ruhban sınıfının olmaması ve dini öğrenmek için illa bir şeyh, şıh veya ruhbanlık birimine ihtiyaç duyulmadığını belirtmesi, yazarın Müslümanlık açısından ortaya koyduğu bir durum saptaması.

    İbni Haldun, David Hume, Robert Montagne ve Edward Evans Pritchard'un düşünceleri kitabın temelini oluşturup, bunların Müslüman dünya üzerindeki antropolojik çalışmaları ve bunun üzerinden çeşitli toplum bilimi araştırmalarının yorumlanması yapılmaktadır.

    Kitap, toplum ve insan ilişkileri, toplumların dinleri, dilleri, ırkları, etnik yapısı, kavimlerin karşılıklı incelenmesi ve kültür
    oluşumları hakkında araştırmacılara yardımcı olmaya çalışıyor.

    Yazar, Robert Montagne'nin bir kitabından bahsederken kullandığı cümle (s.316) bu kitabın da hitap ettiği kitleyi tanımlıyor, yani: 'kesinlikle uzmanlara yönelik bir kitap'. Bu kitapta sadece bu konularda araştırma yapacak araştırmacılar için değerli bir kaynak eser olarak ortaya çıkıyor.

    Yazarın Yahudi kökenli olmasına rağmen belirttiği çeşitli ifadeler oldukça dikkat çekici bir durum sergiliyor. 'İslam ne ondan önceki bir geleneksel uygarlığı çürüttü ne de onun hayaleti gibi yaşadı. Kendi imparatorluğunu ve uygarlığını yarattı (s.17)' ya da 'İslam üç büyük Batı tektanrıcı din
    içinde moderniteye en açık olanıdır' gibi çeşitli örnekler anlatıyor.

    David Hume'nin başta 'Salınım Kuramı' olmak üzere çeşitli psikolojik modellemeleri ile birlikte, İbni Haldun'un işaret ettiği çözüm ise, toplumsal çözümler icat etmeden ortaya çıkan durumu analiz etmekten geçmektedir. İbni Haldun'un ifade ettiği dünya, geleneksel Müslüman uygarlığın kırsal yaşam ve kitabi anlayışı bir araya getirmektedir.

    Kuzey Afrika çöl yaşamı, kabileler, grup, gruptan ayrılma, dil, din bağlamında birbiriyle örtüşen ve çelişen düşünceler olacağı gibi büyük bir çatışmanında ortaya çıkabileceğini göstermektedir. Kabile yaşamı, kabile yaşamının devlete ve bölgeye etkileri ve yaşam tarzları karşılaştırmalı olarak
    sunulmuş.

    Kitap içerik bakımından oldukça fazla altı çizilecek önemli bilgiler içermekle birlikte özellikle bu konularda 'uzman' kavramıyla bütünleşik bir okura yöneliktir. Yapılan karşılaştırmalar, alıntılanan metinler yapılan yorumlar standart okuyucu için değil, tamamen belli uzmanlık alanı içinde
    olan kişilere yöneliktir.

    Sadece Kuzey Afrika Müslüman toplumu da yok. Türkiye, Osmanlı etkisi ve bunun uygulanabilirliği de çeşitli görüşler altında ileri sürülüyor.


    Antropoloji, sosyoloji ile ilgili kişilerin mutlaka ilgisini çekecek bu kapsamlı çalışma ile sosyal örgütlenme, gelenekler, örfler, inanç sistemi, dil, din, vb. çeşitli olgular Kuzey Afrika özelinde, Müslüman gruplar temelinde inceleniyor. Kabilelerde dinin etkisi, evliya kültü, yaşayış, coğrafi şartlar ve dolaysıyla yaşanan sıkıntılar ve bunlar için yapılan çalışmalar anlatılıyor.

    Yazarın Yahudi kökenli olması içeriği nesnellikten uzaklaştırmamış ve Batı toplumuna, Müslüman topluma bakış açısını zenginleştirecek bilgi vermeye çalışmış. Tavsiye edilir.


    Notlar:

    1) Bu kitabın incelemesi 24 Nisan 2012 tarihinde yapılmıştır. Arşivden çıkarıp (tekrar düzenlenmesi, yazılması) 23 Ocak 2019 tarihinde bu siteye Müslüman Toplum eklenmiştir. Aradan 7 yıl geçmiş ama belki faydalanan biri olur diye ekledim. Bu yazı -diğerleri gibi- tamamen benim öznel düşüncelerimden oluşmaktadır. Bu inceleme de o şekildedir. İçerikte bahsettiğim o 'uzman' gruptan da değilim. Sadece düz bir okurun anladıkları ya da anlayabildiklerini ifade etmesi sayılabilir. 7 yıl sonra bilgisayar ortamında yazıya dökmenin biraz da sevincini yaşıyorum.

    2) Kitabın bazı yerlerinde Fransızca kelime, terim, kavramlar tercüme edilmemiş.

    3) 7 yıl önceydi. Bu kitabı alıp, notlar alarak okumuştum. O güzel insan, O iyi insan, O yardımsever, dost, arkadaş, canla biraz da bu kitaptan konuşmuştuk. Onun mekanında her zaman ki gibi ben de sigara ve çay onda sigara ve kahveyle, hayata dair her şeyin konuşulduğu bir durumun o günlük
    konuğu da bu kitaptı. Daldan dala gittik, tükettik sigaraları ve çayı ve sonra hayatı. Ve O dostun anısına ta 1990'larda dinlediğimiz ama çok sevdiğimiz Barış Manço'nun bu şarkısını kendime söylüyorum. https://www.youtube.com/watch?v=u7BBx4osZ-k Artık ben de sigara yok sadece çay varken, onda hiçbir şey yok. Ruhun Şad Olsun. / Dostun, arkadaşın........Ali K..
  • 282 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Kitap, "Savaş esnasında milli duyguları ön plana çıkmış, Osmanlı Devleti'ne ve Müslüman Türk milletine karşı ön yargılı ve hasmane görüşlere sahip bir İngiliz savaş muhabiri olan Ellis Ashmead Bartlett'in kendi kamuoyunu bilgilendirmek üzere Londra basınına gönderdiği raporlardan oluşmaktadır."

    Savaşın İngilizler lehine sonuçlandırılacağından son derece ümitli ve galibiyetten kuşkusu olmayan yazar, İngiliz ordusundan, özellikle de Avustralya ve Yeni Zellanda askerlerden son derece ümitlidir ve onlar hakkında övgüler yağdırır raporlarında.
    İstanbul'un işgal olunacağından hiç şüphesi olmayan savaş muhabiri, müttefik ordusu ilerleme kaydedemeyince ve hücum girişimleri sonuç vermeyince yaşadıkları başarısızlıkların sebebini Türk ordusundaki Almanların eseri olduğunu vurgulayarak, başarının sahibi Türk asker ve subaylarının zaferini bir türlü kabul etmek istememiştir. "...Türk ordusu, yüksek askeri eğitim görmüş güzide Alman subayları tarafından idare edildiğinden ve bu subayların askeri ve ilmi olarak iyi yetişmiş olmalarından dolayıdır ki bugünkü Türk başka türlü düşmandır..." demiştir.
    Bartlett, Çanakkale Seferi için "son ve en büyük Haçlı Ordusu" tabirini de kullanmaktan kaçınmamıştır. Öyle ki Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u alarak savaşıp öldürdüğü İngiliz şövalyelerinin intikamını, bu savaş sonrasında galibiyet kazanarak alacaklarını ifade etmiştir.
    Raporlarının başlangıcında Türk askerini küçümseyen tavırlar sergileyen muhabir, savaş ilerleyip de galibiyetin hayal olduğunu anlamasıyla beraber Türk askerlerinin yiğit ve iyi birer asker olduğunu itiraf etmek zorunda kalır. "..Askerlerimizin savaşmakta olduğu bugünkü düşman evladları, namdâr gazi ve şöhretli kumandan Osman Paşa'nın kumandasında olarak Plevne'yi kahramanca tutan arslanların aynıdır.." ifadesini kullanmıştır.
    Yazdığı raporlarda harekatın stratejisini ve komuta heyetini eleştirmesi sebebiyle yazıları Londra basınında sansür edilmiştir. Bartlett ise cephedeki gerçek durumu anlatmak, İngiliz kamuoyuna duyurmak maksatlı başka bir savaş muhabirine mektuplar yazmıştır. Kitabının en sonundaki ekte yazdığı mektup mevcuttur. Kitabın genelindeki ümit ve galibiyet hevesi bu mektuplarda yerini acziyet ve perişanlığa bırakır. Zira savaşın aleyhlerine sonuçlanmasının ardından mağlubiyeti kabul etmek zorundadır.
    "Kitap savaşın siper arkasını, insani yönünü vermesi ve Bartlett'in şahsında İngiliz kamuoyunun savaşa bakışını aksettirmesi bakımından önem taşımaktadır."
    Çanakkale'de din ve vatan uğruna canını veren aziz ve yürekli şehitlerimizin ruhu şad olsun. Allah onlardan razı olsun.
  • " İdealim yok televizyonun taksidi bitsin onu da alacağım ." Bir bir gidiyorlar Ayşen Gruda da vefat etmiş. Ruhu şad olsun 🙏🙏