1.231 gün’dür acımız her gün taze.(6Şubat)
3 yıl,4 ay ve 15 gün geçti. Hala adalet arayışındayız.. Bugün Babalar Günü… Ancak 6 Şubat depreminde babalarını kaybeden binlerce çocuk için bugün, buruk ve eksik geçen bir gün.Hayatını kaybeden tüm babaların mekânı cennet olsun.Nice çocuk babasız kaldı,nice yuva eksildi.Bir babanın yokluğu sadece bir insanın değil,bir güvenin,bir desteğin ve bir ömrün eksilmesidir. Ben de depremde ailesinden abisini kaybeden birisi olarak,geride kalanların yaşadığı acıyı ve özlemi yürekten hissediyorum.Bazı kayıpların tarifi yoktur;zaman geçse de bıraktığı boşluk hep aynı kalır. 6 Şubat depremlerinin üzerinden yıllar geçti. Binlerce insanımızı kaybettik,on binlerce hayat yarım kaldı.Ancak yıkılan binaların sorumlularından bazı müteahhitlerin hâlâ yakalanamamış olması vicdanları yaralamaya devam ediyor.Adaletin gecikmesi,acıyı daha da büyütüyor,sorumluların en kısa sürede hesap vermesini bekliyoruz. Bu Babalar Günü’nde aramızda olmayan tüm babaları rahmetle anıyor,geride kalan evlatlarına ve ailelerine sabır diliyorum.Depremde hayatını kaybeden tüm canları,özellikle de sevdiklerini toprağa veren aileleri dualarla yad ediyorum. Ruhları şad,mekânları cennet olsun. 🌹🕊️
1000Kitap
ZULÜM ALLAH'TAN MI GELİR: Dımaşkî - İktidar ve Kader
Hicrî 125 (M.S. 743) yılına yaklaşırken Şam’da, Bâb el-Ferâdîs “Cennet Kapısı” denilen kuzey sur kapısının önünde bir kalabalık toplanmıştı. Kapının altında, az sonra idam edilecek, elleri ve ayakları kesilmiş bir adam vardı; bazı rivayetlere göre, son sözünü söyleyemesin diye dili de kesilmişti. Yanında, bir zamanlar adaletiyle ünlü Halife Ömer b. Abdülaziz’in muhafızlığını yapmış olan müridi Sâlih b. Süveyd duruyordu, o da asılacaktı. İnfazı emreden, dönemin güçlü hükümdarı Hişâm b. Abdülmelik’ti. Asılan adamın adı Gaylân ed-Dımaşkî’ydi. Suçu bir isyan, suikast ya da ihanet değildi. Suçu, tek bir cümleydi: “İnsan, yaptığından kendisi sorumludur.” Bugün bize sıradan bir hakikat gibi görünen bu cümle, sekizinci yüzyıl Şam’ında bir adamın hayatına mal oldu. Çünkü o cümlenin arkasında, düzeni sarsabilecek bir cümle gizliydi: Eğer insan yaptığından sorumluysa, halife de yaptığından sorumludur ve zulüm “Allah böyle takdir etti” diyerek meşrulaştırılamaz. ŞAM’IN KÂTİBİ, SARAYIN İÇİNDEKİ YABANCI Gaylân ed-Dımaşkî’nin hayatına dair elimizdeki bilgiler sınırlı ve yer yer tartışmalıdır. Tam adıyla Ebû Mervân Gaylân b. Müslim, nisbesiyle el-Kıbtî ed-Dımaşkî, muhtemelen Mısırlı bir Kıptî ya da Himyer’in Kıbt koluna mensup bir aileden geliyordu. Her halükârda Arap aristokrasisinin dışında, mevâlî (azatlı) tabakasına mensuptu. Babasının Emevî hanedanına bağlı bir azatlı (yani köleliği sona erdirilmiş kimse) olduğu aktarılır. Kendisi ise Şam’da, imparatorluğun kalbinde, devlet kâtipliği yapıyordu. Kaynaklar onu, Abdülmelik b. Mervân’ın oğlu Saîd’e öğretmenlik yapacak kadar saraya yakın gösterir. Daha da önemlisi, sonradan “İslâm’ın en âdil halifesi” diye anılacak olan Ömer b. Abdülaziz onu yanına almış, vaazlarını dinlemiş ve bazı reformlarda ona dayanmıştı. ADALET SÖZ DEĞİL,
Alıntı
Reklam
Senin de Babalar Günün kutlu olsun Ata'm! Yıkılmış, yorgun ve sahipsiz bırakılmış bir millete yeniden umut olmak, yol göstermek ve sahip çıkmak kolay değildi. Ruhun şad olsun! 🫡
1000Kitap
Senin kanınla yoğruldu bu kutsal topraklar. Şehit Şahin Sarılmaz. Azîz ruhu şad olsun.
"Her Babalar Günü’nde içimde bir sızı, gözlerimde senin hayalin belirir. Seni çok özledim babacığım. Ruhun şad, mekanın cennet olsun."
"Heydərbabaya salam" poeması
Uşaq necə heç zadından şad olar, İndi bizim qəmi tutmur dünyalar.
Reklam
Reklam