Bir İran şairi diyor ki
"Ez beyâbân-ı adem tâ ser-i bâzâr-ı vücûd,
Be telâş-ı kefeni âmede üryani çend."
“Yokluk çölünden varlık pazarına bir kefen almak telaşıyla gelmiş birkaç çıplak…” İnsan bu idi!
Aynı kitabı birkaç defa okumak, birkaç kitap okumaktan daha faydalıdır. Çünkü okumaktan gaye müellifin ne düşündüğünü anlamaktan ve bir şey öğrenmekten ibaret değildir. Kitapla okuyucunun zekası evlenmeli ve mahsul vermelidir.
Gencin eline rastgele bir kitap verip onu okutmaya çabalamaktansa en çok merak ettiği meseleyi kendisine buldurup onu etüt ettirmek, mekteplerin gayesiz, metotsuz, cansız tedrisatını gölgede bırakan faydalı neticeler verir. Faydalı ne kelime: Zekânın bundan başka hür ve feyizli inkişaf yolu yoktur.
Fakat sistemsiz düşünmek mümkün olmadığına göre, düşüncemi, kendi kendini nehyeden bir nihilizm intiharına koşturmayan, mutlak değil, fakat nisbî hürriyete sahip, kabul olduğu kadar reel düşünce prensiplerinden umumî şemalara ve kanunlara çıkıyorum. Bunun için en keskin metot çizgim şudur: Hayatla mefhum arasındaki uçurumu mefhumdan hayata değil, hayattan mefhuma doğru aşmak. Rönesansın getirmeye çabaladığı ve tamamıyla getiremediği kafa, bence, budur. Gene bunun için, kitaptan değil, hayattan doğma inkılâplara inanıyorum. Türk inkılâbının en büyük kalitesi.