Erkekler bazen anlık bir öfkeyle, bir
kırgınlıkla ya da sadece o an kaçma
isteğiyle kapıyı çekip çıkabilirler.
Kararları hızlıdır, gidişleri ani...
Ama sessizlik çöktüğünde, o gürültü bittiğinde ve gerçeklerle baş başa kaldıklarında
arkalarında bıraktıkları boşluğun
büyüklügünü fark ederler.
İste bu yüzden,erkeklerin gidişlerinde genellikle bir açık kapı kalır.
O yolları yeniden yürümek, o kapıyı yeniden çalmak isterler.
Çünkü onlar için gitmek, her zaman bitirmek demek değildir.
Kadınlar ise çok farklı sever, çok farklı
sabreder.
Bir kadı bir gecede gitmez.
Adım adım, sessiz sessiz uzaklaşır.
İçinde fırtınalar koparken dışarıya sadece derin bir sessizlik verir.
Günlerce, haftalarca, belki de aylarca düşünür. Şans verir, inanmak ister, düzelmesi için çabalar.
Kendi içinde o gidişin provasını defalarca yapar ve her seferinde kalmak için bir bahane arar.
Ama o son damla bardağı taşırdığında,
içindeki o son umut ışığı da söndüğünde kadın gerçekten gider.
İşte o gidişin bir geri dönüşü, o kırlan kalbin bir daha onarılışı yoktur.
Kadın kapıyı kapatmadan önce her şeyi bitirmiştir zaten.
Gittiği gün, aslında çoktan vazgeçtiği gündür.
Bir taraf anlık kararlarla uzağa gider ama aklı kalır; diğer taraf kalbini feda ede ede,her şeyi tükete tükete gider ama bir daha asla arkasına bakmaz...🥀🖤
.