Ölümün rüya defteri
Puan vermedi·88 syf.··
2026 4. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 20:31
Bu kitabı bitirdiğimde hikâyeyi değil, ateşler içinde gördüğüm bir rüyayı hatırlıyor gibiydim. Sanki birisi kafatasımı açmış ve içine birkaç avuç karanlık, biraz afyon dumanı ve çocukluğumdan kalma açıklayamadığım bir korku bırakmıştı. Sadık Hidayet’in anlattığı dünya mantıksız değil; mantığın fazla uzun süre yalnız bırakılmış hâli. Roman boyunca ölüm, arzu ve yalnızlık aynı masaya oturuyor. Üstelik birbirleriyle konuşmuyorlar. Sadece bakışıyorlar. İnsan bir süre sonra anlatıcının mı delirdiğini, yoksa akıl denilen şeyin zaten toplu bir halüsinasyon olup olmadığını düşünmeye başlıyor. Bazı sayfalarda kendimi anlatıcıya çok yakın hissettim. Bu rahatsız ediciydi. Çünkü onun zihni bir ev değil; duvarları nefes alan, koridorlarında gölgelerin dolaştığı terk edilmiş bir kuyu gibi. Kör Baykuş bana insanın bazen kendi hayatında bile figüran olabileceğini düşündürdü. Bazen aynaya bakıyoruz ve yüzümüzü görüyoruz. Bazen de ayna bize bakıyor. Bu kitap karanlık değil. Karanlığın gördüğü rüya. Bitirdiğimde içimde garip bir his kaldı. Sanki yıllardır omzumda oturan bir baykuş vardı da ben onu ilk kez fark etmiştim.
1000Kitap
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 21:12
Biraz incelediğinizde zaten içerikle, edebi yönüyle ilgili çok sayıda inceleme bulacaksınız ama ben öyle şeylere değinmeyeceğim sadece “Biz bu kitabı şimdiye kadar neden okumadık?” diye kendime sormak istiyorum. Bence çok güzel hatta müthiş bir kitaptı ah Selim neler oldu öyle ya hele son sahne… Okumayanlar için tavsiye ederim.
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
Reklam
Hevesi Kirpiğinde
Puan vermedi·112 syf.··
2026 10. kitabı
Bin yıllardır bu topraklarda o veya bu şekilde birçok insanın hevesinin mekanı kursaktı.. Öyle bir tutmuştu ki yerini yutkunamadı kimse.. Darbeler, katliamlar, Sivaslar, Ankara Garı, Gezi ve daha niceleri.. Polat özlüoğlu her kitabında bunları anlattı. Çünkü Murathan Mungan 'ın dediği gibi bu ülke unutanların ülkesiydi. Elbette kan davası değil amaç ama araya giren kan hatırlatılmalı ve yaşanan acıların bıraktığı izlerin silinmediği bilinmeliydi. Polat Özlüoğlu her öykü kitabı ülkenin çok da uzak olmayan geçmişine sizi en can alıcı yerden götürüyor. En zayıf, en çaresiz olandan başlıyor anlatmaya.. Çocuklardan.. Bir çocuk ağlarsa dünya yıkılmalı deniyor ya.. Yıkılmıyor efendim.. Geriye öyküde can bulan yarım kalmış bir çocuk gülüşü kalıyor. Hevesi Kirpiğinde.. Bir çocuğun kirpiğine asılı kalan bir katrenin içindeki kocaman bir dünyayı anlatıyor. Toplumda ötekileştiren varlığı reddedilen insan hikayeleri.. Sezen Aksu Erdal Eren'in resimini görünce "son bakış" şarkısını yazmış ya.. Polat Özlüoğlu da son bakıştaki kursaktan çıkıp kirpikten dökülen nice hevese ses olmuş. Dili çok etkileyici. Özellikle bir öyküde günüm sadece dedesinin elinden tutup mezarlığa giden çocuğu düşünerek geçti. Gidip kurtarmak istedim.. Sarılmak istedim. Yaralarını sarmak istedim. Gidenlerin geride bıraktıklarına söyleyemediklerinin arzuhalcisi bir kalem.. Yürek işçisi yani.. Okuyacak olana keyifli okumalar
Hevesi KirpiğindePolat Özlüoğlu · İthaki Yayınları · 202683 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Ali Nazik | Anıl Basılı Bir okul var, adı Sütliman… Ama içi fırtınalı. Ve umutları soluyor. Tam da o anda, sessiz sedasız bir çocuk giriyor devreye. Ali Nazik. Adı kadar yumuşak sesli ama kararlı adımlarla yürüyen bir çocuk. Kırk takla atanların, “özür dilemem” modasının hüküm sürdüğü bir çağda o, bambaşka bir yol seçiyor: Nezaketle direnmek. Yanına aldığı ekip de cabası: Bela Hüsnü’nün isyankar enerjisi, Çiçek’in tertemiz umudu, Vefa’nın derin sessiz gücü ve Munis Öğretmen’in rehber ışığı… Bir araya geldiklerinde okul sadece kurtulmuyor; yeniden doğuyor. Bu kitap sadece çocuklara hitap etmiyor. Yetişkinlerin unuttuğu cesareti, dostluğu ve “hâlâ iyi kalabiliriz” inadını hatırlatıyor. Kitabı okuduğumda fark ettim: Okudukça içimdeki paslanmış “iyi olma” dürtüsü yeniden çalışmaya başladı. Her bölümde biraz daha cesaretlendim, biraz daha umutlandım. Anıl Yazarın kalemi o kadar doğal ve samimi ki, sayfalar bitince “Ben de yapabilirim” dedirtiyor. Eğer son zamanlarda “Dünya çok kötü, elimden ne gelir ki?” diye düşünüyorsan… Bu kitap herkes için . Nazik olmanın aslında en güçlü duruş olduğunu hatırlatıyor. Sütliman Okulu’na gelmeye hazır mısın? İçindeki nazik devi uyandırmaya? Eğer son zamanlarda “Dünya fazla sert, ben ne yapabilirim ki?” diye düşünüyorsan… Ali Nazik’in yoluna bir göz at. Belki de cevap tam orada.
Ali NazikAnıl Basılı · Timaş İlk Genç · 202647 okunma
5/10
·288 syf.··
2026 17. kitabı
Öncelikle kitapta altını çizdiğim yerlerle başlamak istiyorum: “Birkaç sene önce olsa hayal dahi edemeyeceği işin başına gelmiş olması ona hayrete düşüyordu. Gelecekte ne olacağını hiç kimsenin bilemeyeceği söylemi doğruydu.” Bu kitapta nedense tek bir yerin altın çizmişim. Bu satırları çizmemde hep inandığım “nerden biliyoruz altının üstünden güzel olmadığını” cümlesi olabilir. Çünkü cesaret en büyük lütufumuz ve onunla harikalar yaratabiliriz. Kitap iyi hisset serisi olarak geçiyor sanırım çünkü kapağında öyle yazıyor. Kitabı okurken sanki kitap evinin içindeymişim gibi çok huzurlu hissettim. Yani yazarın kalemi çok akıcıydı, zorlama kelimesi yoktu ve anlam bütünlüğü harikaydı. Kitap evinin insanları birleştirici bir yan olması çok hoşuma gitti. Ayriyeten karakterlerin hepsi baş karakter gibiydi; herkesin birbirinden bağımsız hikayesi vardı ve onlara da yazar bizi tanık etti, ben böyle romanları çok seviyorum. Sadece kitapta bahsedilen yazar ile aralarında geçen ilişkiyi daha derinlemesine görmek isterdim, o kısım kitabı bambaşka bir yere götürebilirdi diye düşünüyorum. Ve 2 puan daha fazla verirdim :) Dediğim gibi ortamdan uzaklaşmak ya da sahilde uzanarak sakin bir şeyler okumak istiyorsanız bu kitap tercih edilebilir.
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,1bin okunma
Mustafa Kemal Atatürk
10/10
·240 syf.··
2026 19. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 22:14
Milli Eğitim’in gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlaklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılapçı, olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmekti. Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim vizyonuna dair o güçlü sözleri. Bir çocuğun hayatına dokunan bir öğretmenin bir ülkenin kaderini nasıl değiştirebileceğini o kadar naif ve gerçekçi anlatıyor ki... Masallardaki sihirli değneklerle değil, gerçek hayatta karşımıza çıkan fedakar öğretmenlerimizin eliyle yetişiyor.Evladımın yoluna ışık olmak isteyen bir ebeveyn olarak bu kitaptan heybeme çok şey kattım. ​Sadece eğitimcilerin değil, insana, geleceğe ve eğitime değer veren herkesin kitaplığında bulunması gereken, rehber niteliğinde bir eser. Ahmet Şerif İzgören’in diğer eserlerini de tavsiye ediyorum alıp okumaya devam edeceğim.Kesinlikle tavsiye ederim. Masallarda Bir Peri Çıkar Karşınıza Gerçek Hayatta Öğretmen
Hayata Dair
Masallarda Bir Peri Çıkar Karşınıza Gerçek Hayatta ÖğretmenAhmet Şerif İzgören · Elma Yayınevi · 20223,121 okunma
Reklam
Reklam