Dilsiz, her akşam saatlerce tek başına dolaşıyordu sokaklarda. Bazen keskin ve nemli mart rüzgarıyla soğuk olurdu geceler, bir yağmur boşanırdı bazen de. Ama onun için önemi yoktu bunun. Yürüyüşünü hızlandırırdı, ellerini pantolonunun ceplerine ta dibe kadar sokmuş olurdu. Sonra haftalar geçti, günler daha sıcak ve daha yumuşak olmaya başladı. Sinirliliği yavaş yavaş bitkinliğe dönüştü, üzerine çok sakin bir görünüş geldi. Yüzüne çok üzgün ya da çok zeki insanlarda görülen düşünceli bir rahatlık geldi. Ama hala başıboş dolaşıp duruyordu kasabanın sokaklarında, hep sessiz ve tek başına.