Hayatımın üçüncü hücresi oluyordu. Ya ben kaçıncı hücresiydim bu hücrenin? Ben, hem gelişeni, hem de gelişmeyi önleyeni taşıyordum içimde. Gelişmeyi önleyen sınırlarım, gelişenin hücresi mi oluyordu?
Yüreğir'in yağmuru, Yüreğir'in dertleri gibi, yağar yağar bitmez. Usul usul, ince bir sızı gibi yağar . Hüzün veren bir durgunluk, bir alacalık oturur insanın içine. Ağır, uyuşuk ve yorgun. Ne yapacağını bilemeyen çaresiz insanın acı umutsuzluğudur bu..'
Ali Osman'ın hayatı bir bütün olarak düşünebilseydi, bunun uzun bir boşluk çizgisi olduğu görülürdü. Kararsız, ötesiz bir hayat.Bu su gibi akıp giden, aktıkça da boşalan bir hayat..