Ayşe Turan

Ayşe Turan
@sadeceokurogrenci
Bornova Anadolu Lisesi
34 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·216 syf.··
2021 1. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2021 17:47
Kadınlar ülkesi feminist ütapya olarak geçiyor ancak bence bir ütopya değil. Yazar o dönemin şartlarından etkilenerek ( ne kadar kötü ki aradan bir yüzyıl geçmesine rağmen hala aynı şartların  değişmemesi üzücü) bu kitabı yazmış. Ancak şunu unutmayın bi kitapta erkek düşmanlığı yok! Yazarın asıl amacı erkeklerin kadınları yozlaştırdığını kadın toplumunu gerilettiğini anlatmak. Erkeklerin kadınları "dişi" olmaya yöneltirken asıl görevleri olan anneliği düzgün yaptırmadıklarından yakınıyor yazar kitapta. Şu an bir anne çocuğunun temel ihtiyaçlarının -yani emzirilme, beslenilme giydirilme vb. gibi- yanında bir çok manevi ihtiyacı  -doğayı anlama, sevme, çocuğun yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olma vb.- sağlayacak donanımda. Ancak o zaman anneler bu tür manevi ihtiyaçları karşılayacak eğitime ve donanıma sahip değillerdi. Tabi ki bu donanıma sahip olmaları gerekip gerekmediğini erkekler karar veriyordu. Yazarın amacı buna eleştiri getirmek. Asla erkekler ölsün onlar olmadan daha gelişmiş bir toplum oluyoruz demek değildir. Kitaptaki bazı görüşlere katılmasam da ( özellikle bahsedilen ülkenin bir ütopya olduğuna) bu görüşler mantıklı ve tartışılmaya açık. Yazarın savunduğu en büyük konu ise kadınların, kızların düzgün bir eğitim almadı sonra da düzgün eğitim alan kadınların düzgün çocuklar yetiştirmesi. Kitabı okuduktan sonra yaptığı inkilaplarla kadınlara eğitim hakkı veren Mustafa Kemal Atatürk'e bir kez daha teşekkür ettim. Ben kitabı beğendim, okunmasını tavsiye ederim. Kitabı okurken önyargılarınızı bir kenara koymanızı tavsiye ederim:)
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 201819,8bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·352 syf.··
Beğendi
·
2020 28. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2020 19:44
    1984 herkesin bildiği gibi bir distopya. Bu romanı okurken, özellikle işkence bölümlerinde, ruhunuz daralabilir. Orwell usta kalemi sayesinde bize bu psikolojik baskıyı iliklerimize kadar hissettirmiştir.      1984, Büyük Birader adlı bir kişinin [ya da bir topluluk(?)] baskı rejimi ile yönettiği bir toplumdaki devlet dairesinde çalışan bir vatandaşın hayatına götürüyor bizi. Ancak bu vatandaşın diğerlerinden farkı geçmişi unutmuyor olması, çünkü baskıcı rejime herkesin susmasının nedeni baskıdan önceki zamanı hatırlamıyor olmaları, bunun nedeni ise geçmişin (yazılı kaynakların) habire değiştiriliyor olması. Bu distopyayı distopya yapan temel unsur, geçmişin durağan değil aktif olması o gün yaşanan olaya göre geçmişin değiştiriliyor olmasıdır.     Romanda yoğun şekilde siyasete, kitle kontrol yöntemlerine, cahilliğin övülmesi, proleterler başta olmak üzere eğitimli halkın da uyutulmasına, baskıcı rejime ve cinselliğin bastırılmasına eleştiri vardır. Ancak tüm bu eleştirilerin yanında geçmişe büyük anlam yüklenmiş, biraz da işin felsefesine girilmiştir. Sosyolojik tespitlere de yer verilmiştir. Romanda gerçekçi, hala güncelliğini koruyan konulardan çıkarımlar ve tespitler bulabilirsiniz.      Romanı bitirince kötü bir kabustan uyanmış gibi oluyorsunuz, romanı okurken Büyük Birader nasıl halk üzerinde baskı kuruyorsa yazar da gerilimli sahnelerde satırların arasından çıkıp sizi o sahneye götürüyor. Karakterle kendinizi özleştirmeye çalıştığınızda boğuluyor gibi oluyorsunuz. Karanlık ama sürükleyici bir roman... Can Yayınlarının arka kapağından alıntılıyacak olursam: " Can Yayınları, bu 'bütün zamanların kitabını' Celal Üster'in özenli çevirisiyle okura sunmaktan kıvanç duyuyor." İyi okumalar dilerim :))     
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,3bin okunma
Puan vermedi·124 syf.··
Beğendi
·
2020 26. kitabı
  Açıkcası kitabın bu platformdan incelemelerini okumadan önce neden Yaşar Kemal'in niye bu kadar abartıldığını anlamadım ancak bir incelemede bir cümle bütün kitabı kavramamı sağladı "kitabın çatısı korku." Bu cümleden sonra kitabı anladım; meteforları, olayları, karakterleri, anlatılmak isteneni daha iyi anladım.     Kitabın temeli korku, olayların olma nedeni, karakterlerin davranışlarının temeli hepsi korkuya dayanıyor. Zaten bu kitabın bir ana duygusu var bence, okullarda bize şiirlerin ana duygusu olduğu öğretiliyor ama bu romanın bir ana duygusu var. Zaten Yaşar Kemal'in yazım biçimi sizi bir şiirin mısralarında akıp gidiyormuş gibi hissettiriyor. Benim fikrim yazar Ağrı Dağına bakmış, korkuyu hissetmiş. Ağrı Dağının kitaptaki betimlemeleri Ağrı Dağından çekinmemizi, korkmamızı sağlıyacak nitelikte.   Gülbahar   Kitapta Gülbahar'la ilk tanıştığımızda diğer kardeşlerine kıyasla saraydan daha kopuk olduğunu genelde dağlılarla zaman geçirdiğini görüyoruz. Biz bu hikayede Gülbahar'ın bir çocuktan kadın oluşuna yani büyümesine şahitlik ediyoruz. İlk öncelikle şunu diyeyim bence Gülbahar'ın Ahmed'e olan aşkı bir isyan, babasına bir başkaldırıdır. Bir kız çocuğu babasından ne kadar ne kadar fazla bağımsızlaşabilirse o kadar özgürdür. Gülbahar'ın içindeki o dağlı, vahşi kadın babasının ve sarayın gölgesinde sönüyordu. Gülbahar'ın yaşadığı olayları Ursula Le Guin'in bir kadının büyüme evreleriyle şöyle eşleştirebiliriz: Doğum: ilk bildiğimiz doğum anı Yeniden Doğum: Ahmed'e olan aşkını anladığı zaman Yıkım: bu aşkın imkansız olduğunu anladığı an Özgürlük: yıkım aşamasından sonra mücadele edip kendi aşkını bulduğu, babasını yendiği an   Aslında Yaşar Kemal bunu metnin satır aralarına gizleyerek bunu bize o kadar güzel anlatmış ki bu onun ne kadar usta bir yazar olduğunu
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,2bin okunma