insanın; bırakın birilerine söylemekten kaçındığı en gizli hisleri, kendine bile söylemeye çekindiği utandığı ve unutmaya çalıştığı binlerle hissiyatı ve türevlerini, rahatça alay edercesine ve kabul etmişçesine hatta çoktan çözmüş havasıyla anlatışı ve resmedişi, emsalsiz..
dostoyevskinin derdini tasasını kıvranışını görmek ama bundan zevk ve lezzet aldığını ve bir cihette amacının da bu olduğunu görmek, ilginç, acınası ve şaşırtıcı. Zaten yazarı anlamak güç. Dilini değil ruhunu anlamak güç. Kimse " vay be tam benim ruh halimi anlatıyor" diye sevinmesin, bu ruh haliyle özdeşleşmek ve ortak yanlar bulmak kahredici bir şey. Aydın, kültürlü, bilgili, herşeye her hisse vâkıf..ama yalnız, ama hapishanede fare, ama mutsuz, ama hasta.. Övünülecek tarafı yok. Ama her insan kendi ruhunun haletinden bir ışık bulabilir. Bu doğru. Fakat dostoyevskinin dediği gibi belki de hissettiklerimiz, 'kitaplardan kapma yapmacık duygulardır', kimbilir.
işlediğimiz sinsice ve ahlaksızca günahların, davranışların, hakaretlerin ve saygısızlıkların (hem kendimize hem başkasına yaptığımız) röntgenini dibine dibine ve kılcallarına gire gire öylesine kusursuz çekiyor ki, tüm bu ürkütücü tespitlerin birileri tarafından biliniyor olması dahi inanılmaz derecede tedirgin edici..
günahında da sevabında da asalet ve dürüstlük aramak. erdemliliğin zirvesinde alçaklığın ve olmamışlığın kitabını yazmak. Tüm zıt hasiyetlerin sinir uçlarında bu derece sık mekik dokuyabilmek..öylesine sık ince ve öz ki içinden binler romanın hissiyatı çıkar.
tüm bu yalnızlığın öfkenin ihtirasın pişmanlığın olmamışlığın sebebini bu kitapta aramayın. Yazar da bilmiyor. Zaten bilmediği ve bilemediği için bu kadar iyi bir yazar.