s.n

s.n
@sadnessjuice
ya bir yol bulacağım ya da bir yol yapacağım
katlediliyoruz bu ülkenin sokaklarında bayrak direklerine yaslanırken buz gibi donmuşuz dişliler pençelemiş her yerimizi karanlıkta eğitilmişiz karanlık için tıkalı tuvaletlere kusuyoruz karafatma ve fare dolu kiralık odalarda elbette çok nadir duyarsınız şarkı söylediğimizi gündüz olsun gece olsun işe yaramaz savaşlar işe yaramaz yıllar işe yaramaz aşklar ve tutup bize sorarlar, niye bu kadar çok içiyorsunuz? eh, sanırım günler harcanmak içindir yıllar ve aşklar harcanmak içindir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
milyon kere ölmüşüm ben inanıp bekleyerek, bekleyerek odanın birinde tavandaki çatlaklara bakarak telefon bekleyerek, bir mektup, bir kapı çalışı, bir ses, bir nefes . o, gece kulüplerinde yabancılarla dans ederken çıldırmışım kafamın içinde... bir aşkın kollarından çıkıp bir diğerinin kollarına çarmıha gerilmiş ölmek hiç de hoş değil, karanlıkta adının fısıldandığını duymak çok daha güzel.
ve sönmüş sigarasına bakıyorum, son sigarasına ve o gece uyuduğu son yatağa, ve yatağını düzeltmek geliyor içimden ama yapamam, çünkü bir baba öldükten sonra bile hep evin efendisidir.
sevgili camilla, geldin sonunda. penceremin camına çakıl taşları attın, seni içeri aldım. nefesin viski kokuyordu ve sen çakırkeyif daktilomun başına oturup kıkırdayarak tuşlara basarken seni seyrettim şaşkınlıkla. sonra sen bana bakmak için yüzünü kaldırdın ve ay ışığında yüzünü gördüm, alt dudağındaki şişi, sol gözünün etrafındaki mor halkayı. "kim vurdu sana?" diye sordum ve "trafik kazası" dedin ve ben "öbür arabayı sammy mi kullanıyordu?" diye sordum ve sen ağladın, sarhoş ve yüreğin yaralı ve ben arzu endişesi taşımadan sana dokunabildim. yanına uzanıp seni kollarıma alabildim ve sammy'nin senden nefret ettiğini, işten çıktıktan sonra çöle sürdüğünü, ve sabahın üçünde onu uyandırdığın için sana iki kez vurduğunu anlattın. ben, "neden görüyorsun öyleyse onu?" diye sordum. "çünkü ona aşığım" dedin. çantandan küçük bir şişe viski çıkardın ve bitirdik şişeyi; önce sen, sonra ben. şişe boşaldığında markete gidip bir şişe daha aldım, bu kez büyük. sabaha kadar ağlayıp içtik ve sarhoşluğumla yüreğimde köpüren şeyleri söyledim sana, bütün o güzel sözcükler, zekice gülümsemeler, ama sen başkası için ağlıyordun ve o sözcüklerin tekini bile duymadın, ama ben duydum onları ve arturo bandini yabana atılmazdı o gece çünkü gerçek aşkına konuşuyordu. sen değildin o, vera rivken de değildi, gerçek aşkıydı sadece."