sadun kurat

Bir ışık doğdu içime: Yoldaşlara ihtiyaç duyuyorum, canlı yol- daşlara istediğim yere kendimle taşıyacağım, ölü yoldaşlara ve cesetlere değil. Bilakis beni takip edecek canlı yoldaşlar gerek bana, çünkü bizzat kendilerini takip etmek isterler onlar-ve oraya, benim istediğim yere, gitmek isterler. Bir ışık doğdu içime: Zerdüşt halka değil, bilakis yoldaşlara hitap etmeli. Zerdüşt bir sürünün çobanı ve köpeği olmamalı! Birçoklarını ayartmak sürüden ―işte bunun için geldim. Varsin bana kızsın halk ve sürü: Çobanlar Zerdüşt'e, haydut desin. Çoban diyorum ben onlara: fakat onlar kendilerini "iyiler" ve "adiller" olarak adlandırıyorlar. Çoban diyorum ben, ama onlar kendilerine Hak dininin müminleri diyorlar. İyilere ve adillere bakın! Kimden nefret ediyorlar en çok? Ken- dilerinin değer levhalarını parçalayandan, kırandan, mücrimden -oysa yaratıcı odur. Bütün dinlerin müminlerine bakın! Kimden nefret ediyorlar en çok? Kendilerinin değer levhasını parçalayandan, kırandan, mücrimden-oysa o yaratıcıdır. Yaratıcı insan, yoldaşlar arar, ceset aramaz, aynı şekilde sürü ve mümin aramaz. Yaratıcı insan, yeni levhalar üstünde yeni değerler yazacak yaratma ortakları arar. Yaratıcı insan, yoldaşlar arar, ve hasat ortakları: çünkü her şey onda hasat olmak için olgun durmaktadır. Ne var ki yüz orağı eksiktir onun: bu yüzden yolar başakları ve kızgındır. Yaratıcı insan, yoldaşlar arar; oraklarını bilemesini bilen yoldaşlar. Yıkıcı denecek onlara ve bir de “iyi” ve “kötü”den nefret edenler. Fakat hasatçılardır onlar ve de bayram edenler. Müşterek yaratıcılar arar Zerdüşt; müşterek hasatçılar ve birlikte bayram edenler arar Zerdüşt. Sürüleri, çobanları ve cesetleri ne yapsın! Ve sen, benim ilk yoldaşım, hoşça kal! Seni güzelce ağacının kovuğuna gömdüm, iyice gizledim seni kurtlardan. Ama
Sayfa 67·Kitabı okuyor
Reklam
Burada Nietzsche'nin Üstüninsan'ını daha iyi anlamak için onu Mevlâna'nın merd-i mümin'i ile mukayese etmek isterim. Çok kısaca söylemek lazım gelirse, Nietzsche'nin tasavvur ettiği Ubermensch hep kendi kuvvetlerine dayanarak, kendi arzularına göre hareket eden, ilahi bir kuvvete bağlı ve mesul olmayan bir varlıktır. Oysa Mevlâna'nın ideal insanı, "er" yahut "eren" kişisi kendi ifadesiyle merd-i mü- Tanrı'nın kulu olarak ruhi kuvvetlerini ve iradesini güçlendiren “eren”, iç âleminmin'i, Tanrı'yı inkâr etmek şöyle dursun tam anlamıyla "abd"dır, Tanrı'nın kuludur. de derinleşerek duyular ötesine kement atan kişizadedir. Mevlâna'nın tavsif ettiği merd-i mümin, Peygamber'in yeğeni ve damadı Hz. Ali'de tecelli eder; Ali, ideal bir "eren”dir. Bu yüzden onun için, Lâ feta illâ Ali, Ali'den başka feta/eren/yiğit yoktur denir. İşte Hz. Mevlâna, tıpkı Nietzsche'nin Üstüninsan'ı araması gibi bu merd-i mü- min'i aramaktadır: "Hayaletler! Hayvanlar! Oysa yalnız bir er kişiye hasretim!” Nietzsche'nin Üstüninsan'ı güç hırsından doğar; hatta kötülük, Üstüninsan'ın gelmesine hizmet ediyorsa gereklidir; kötüler ve zorbalar gereklidir, çünkü bunlar güçlerini artırması için insanı teşvik eder ve böylece Üstüninsan'ın gelişimini destekler. Buna karşılık Mevlâna'nın merd-i mümin’i sevgiden doğar, sevgiden beslenir ve bütün yaratılmışlara karşı sevgi duyar. Üstüninsan mağrurdur, gözü yüksekler- dedir, merd-i mümin alçak gönüllüdür, gözü gönüllerdedir. Üstüninsan daha fazla güç elde etmek için, hırs için dünyayı fethetmek ister, merd-i mümin yani "eren" kişi ise aşk adamıdır, dünya ile bütünleşmek, onunla izdivaç etmek ister. Biri alır diğeri verir. Biri tanrısızlığın en bariz ifadesi, diğeri ise Tanrı'nın mükemmel bir aynasıdır.
Sayfa 53·Kitabı okuyor

sadun kurat

, bir kitabı okumaya başladı
Friedrich Nietzsche
8/10 · 47,6bin okunma

sadun kurat

, bir kitap okudu
Puan vermedi·480 syf.·
46 günde okudu
·
2026 3. kitabı
Halil İnalcık
9.1/10 · 892 okunma
Reklam