Bir ışık doğdu içime: Yoldaşlara ihtiyaç duyuyorum, canlı yol- daşlara istediğim yere kendimle taşıyacağım, ölü yoldaşlara ve
cesetlere değil.
Bilakis beni takip edecek canlı yoldaşlar gerek bana, çünkü bizzat kendilerini takip etmek isterler onlar-ve oraya, benim istediğim yere, gitmek isterler.
Bir ışık doğdu içime: Zerdüşt halka değil, bilakis yoldaşlara hitap etmeli. Zerdüşt bir sürünün çobanı ve köpeği olmamalı!
Birçoklarını ayartmak sürüden ―işte bunun için geldim. Varsin bana kızsın halk ve sürü: Çobanlar Zerdüşt'e, haydut desin.
Çoban diyorum ben onlara: fakat onlar kendilerini "iyiler" ve "adiller" olarak adlandırıyorlar. Çoban diyorum ben, ama onlar kendilerine Hak dininin müminleri diyorlar.
İyilere ve adillere bakın! Kimden nefret ediyorlar en çok? Ken- dilerinin değer levhalarını parçalayandan, kırandan, mücrimden -oysa yaratıcı odur.
Bütün dinlerin müminlerine bakın! Kimden nefret ediyorlar en çok? Kendilerinin değer levhasını parçalayandan, kırandan, mücrimden-oysa o yaratıcıdır.
Yaratıcı insan, yoldaşlar arar, ceset aramaz, aynı şekilde sürü ve mümin aramaz. Yaratıcı insan, yeni levhalar üstünde yeni değerler yazacak yaratma ortakları arar.
Yaratıcı insan, yoldaşlar arar, ve hasat ortakları: çünkü her şey onda hasat olmak için olgun durmaktadır. Ne var ki yüz orağı eksiktir onun: bu yüzden yolar başakları ve kızgındır.
Yaratıcı insan, yoldaşlar arar; oraklarını bilemesini bilen yoldaşlar. Yıkıcı denecek onlara ve bir de “iyi” ve “kötü”den nefret edenler. Fakat hasatçılardır onlar ve de bayram edenler.
Müşterek yaratıcılar arar Zerdüşt; müşterek hasatçılar ve birlikte bayram edenler arar Zerdüşt. Sürüleri, çobanları ve cesetleri ne yapsın!
Ve sen, benim ilk yoldaşım, hoşça kal! Seni güzelce ağacının kovuğuna gömdüm, iyice gizledim seni kurtlardan.
Ama