“Pek çoğumuz çok dar bir ilgi alanı içinde yaşarız. Ev kredisini nasıl ödeyeceğimizi, yeni bir araba alıp alamayacağımızı, akşama ne pişireceğimizi dert ederiz. Felsefi olarak düşünmeye başladığımız zaman, bir adım geri atıp daha geniş resme bakarız. Daha önce doğruluğundan şüphe etmediğimiz şeyi incelemeye başlarız.
Hiç geri adım atmamış olanların -hiç incelenmemiş hayat yaşayanların- yalnızca sığ olmakla kalmayıp, potansiyel olarak tehlikeli olduklarına da inanıyorum. Yirminci yüzyılın verdiği büyük ders şudur: Ne kadar “uygarlaşmış” olursa olsun insanlar ahlaki koyun olma eğilimindedir. Etrafımızdakilerin sunduğu ahlaki öncüyü sorgusuz izlemeye tehlikeli ölçüde yatkınız. Nazi Almanya’sından Ruanda’ya, körü körüne akıntıyla giden insanlar görürsünüz.”
- Stephen Law, The Philosophy Gym
“Güneşte oturun. Güneş, bulutun arkasına geçer. Saate bakın. Saniye ibresinin, kadrandaki küçük işaretleri her zaman göstermediğine dikkat edin. Gerçi bazen gösterir. Sonra bazen göstermez. Neden? Yaşamın bu kadar hızlı kayıp gitmesi karşısında telaşlanın. İşe koyulun.”
- Nicholson Baker
Tartıştıklarını sanıyorlar. Oysa ki yaptıkları tartışma değil, çekişmedir. Neden dersen, bir meseleyi ayrı ayrı yönleriyle ele alıp inceleyemezler. Karşılarındakinin tersini söylemek için kelimelere takılırlar. Tartışmak değil, hır çıkarmaktır bu.