Nihayet, 5 Şubat 1877 Pazartesi günü saraya davet edildi. Paşa dairesinde usule aykırı olarak bir saat kadar bekletildi. Huzursuzlanmıştı. Mâbeyn Feriki Said Paşa yanına gelerek, "Sadrâzamlıktan azl edildiniz; mühr-i hümâyunu veriniz, işte vapur hazırdır. Derhal Osmanlı ülkesini terk etmeniz emr edilmiştir." deyince, Midhat Paşa neye uğradığını bilemeyip bir taraftan "mühr-i hümâyunu" teslim ederken, bir taraftan da, "Ben, Padişahımızın sâdık bendesiyim; suçum ne ise anlaşılması için beni muhakeme ettirsinler. Bu şekilde uzaklaştırmasınlar, zira çok fena tesir uyandırır." gibi telaşlı ve acizâne sözler söyledi ve bu sözlerin padişaha arz edilip cevabının getirilmesini rica etti. Ayrıca, şayet padişahın kendisine emniyeti yoksa sarayda mevkuf tutulmasını, hükümet reisliği görevini bu şartla bile üzerine alabileceğini bildirdi. Azlinin memleket için zararlı olacağını ifade ederek aba altından sopa göstermeyi de ihmal etmedi
İşte bir Meşrutiyet kahramanı olarak tarihe mâl edilmeye çalışılan Midhat Paşa, böyle birisi idi. İmkânlar eline geçtiğinde kendisine tam bir diktatörlük yolunu açmanın gayreti içerisine girmekteydi.
İngiltere delegesi olarak tayin edilen lord salisbury, Elçi Henri Elyot'a: "Rusya'ya sevgi ve itimadı olmayan bazı kimselere rastladım. Lakin Osmanlı Devleti'ne saygısı olduğunu ve ona yardımda bulunmak istediğini söylemeye cesaret edebilen hiç kimseye rastlamadım." demiştir
Mütareke yapılmasına rağmen Sırplar bütün gün Osmanlı mev-zilerini top ateşine tuttular. 22-30 Eylül arasında vuku bulan mevzi çatışmalardan sonra 30 Eylül'de Çernayef asıl tasarladığı taarruza kalkıştı. Büyük bir zafer kazanmak hülyasında idi. Ordusunun mevcudu altmış bini bulmuştu. Güçlü bir topçu birliğine sahip bulunuyordu. Buna karşılık Osmanlı ordusunun mevcudu kırk bin kadardı. Aleksinac mevkiinde şiddetle başlayan savaş, kısa sürede Sırpların hezimetiyle neticelendi. Sırp ordusu korkunç zayiat ve-rip panik halinde kaçtı. Düşmanı takip eden Osmanlı kuvvetleri, onların son hücumlarının çıkış mevzilerini de zaptetti. Aleksinac zaferi ile Belgrad yolu Osmanlı birliklerine açılmış bulunuyordu.