• Cehennem İle İlgili Hadisler
    1) Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “O gün cehennem getirilecek, onun yetmiş bin bağı olacak ve her bağ ile beraber cehennemi çeken yetmiş bin melek bulunacaktır.”

    Müslim 2842/29, Tirmizi 2698

    2) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “...Allah ateşi yarattığı vakit Cebrail’e:

    −‘Ey Cibril! Git, cehenneme bak’ buyurdu. Cebrail gitti, cehenneme baktı.

    Sonra geldi ve:

    −Ey Rabbım! İzzetine yemin ederim ki, cehennemi kim işitirse ona asla girmez, dedi.

    Allah, cehennemi şehvet çekici şeylerle donatıp:

    −‘Ey Cibril! Git, ona bak’ buyurdu. Cibril gitti ve cehenneme baktı.

    Sonra geldi:

    −Ey Rabbım! İzzetine yemin ederim ki, hiçbir kimse dışarıda kalmadan hepsi cehenneme girer diye korktum, dedi.”

    Ebu Davud 4744, Tirmizi 2685

    3) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “…Cehennem de nefsin arzularıyla kuşatılmıştır.”

    Buhari 6412, Müslim 2822/1, Tirmizi 2684

    4) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Sizin şu ateşiniz cehennem ateşinin yetmiş cüzünden bir parçadır.”

    Sahabeler:

    −Ya Rasulallah! Vallahi dünya ateşi muhakkak kâfi gelir, dediler.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    −“Cehennem ateşi dünya ateşleri üzerine altmış dokuz derece daha fazla kılındı. Bunların her birinin harareti bütün dünya ateşinin harareti gibidir.”

    Müslim 2843/30, Buhari 3064, Tirmizi 2715

    5) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Cehennem ateşi Rabb’ine şikâyet edip:

    −Ya Rabb! Bir kısmım bir kısmımı yiyor ben kendi kendimi yiyorum, izin ver dedi. Allah da ona iki defa nefes vermesi için izin verdi. Bir nefes kışın, bir nefes yazın. Bulduğunuz en şiddetli sıcak onun hararetinden, en şiddetli soğuk da zemheririndendir.”

    Buhari 3062, Tirmizi 2719, İbn Mace 4319

    6) Ebu Zerr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seferde idi. Bilal’e şöyle buyurdu:

    −“Öğle ezanını serinlik vakte bırak!”

    Bir müddet sonra yine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    −“Serinliği bekle, ta tepelerin gölgeleri arkalarına dönünceye kadar.”

    Sonra yine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    −“Namazı serinliğe bırakınız! Şüphesiz ki sıcağın şiddeti cehennemin kaynamasındandır!”

    Buhari 3062

    7) Utbe bin Gazvan (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Kocaman bir kaya cehennemin kenarından aşağı bırakılır, cehennem çukuruna yetmiş sene iniş yapar ve yine dibine varamaz!”

    Utbe bin Gazvan şöyle devam etti:

    Ömer (Radiyallahu Anh) şöyle derdi:

    “Cehennem ateşini sık sık hatırlayın! Onun sıcaklığı şiddetli, dibi derin ve kamçıları demirdendir!”

    Tirmizi 2701

    8) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Bir gün Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in beraberinde idik. Ansızın bir düşme sesi işittik.

    Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    −“Bu nedir, bilir misiniz?”

    Biz:

    −Allah ve Rasulü en iyi bilendir dedik.

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    −“Bu, cehennemin içine atılmış bir taştır ki, yetmiş sonbahardan beri yol almaktadır. Şimdi o cehennemin içine uzandı ve nihayet dibine varıp dayandı.”

    Müslim 2844/31

    9) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Cehennem ve cennet münakaşa ettiler.

    Cehennem:

    −Ben kibirlenenler, büyüklenenlere ve zorbalara tercih olundum, dedi.

    Cennet de:

    −Niye bana insanların ancak zayıfları, hakir görülenleri ve acizleri giriyor? dedi.

    Allah cennete:

    −‘Sen Benim rahmetimsin, Ben seninle kullarımdan dilediğime rahmet ederim,’ buyurdu.

    Cehenneme de:

    −‘Sen Benim azabımsın, Ben seninle kullarımdan dilediğime azabederim. Her birinize de dolusu vardır,’ buyurdu.

    Fakat cehenneme gelince dolmak bilmez. Nihayet Allah ayağını onun üzerine koyar.

    Cehennem de:

    −Yetişir! Yetişir! der. İşte o zaman cehennem dolar ve bazısı bazısına büzülür.”

    Müslim 2846/35

    10) Harise bin Vehb el-Huzai (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “...Dikkat edin! Size ateş ehlini de haber veriyorum! Onlar da her katı yürekli, kibirli ve büyüklük taslayan kimselerdir!”

    Buhari 4902, Müslim 2853/46, Tirmizi 2732, İbni Mace 4116

    11) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Kıyamet günü cehennemden bir boyun çıkacaktır ki, onun gören iki gözü, işiten iki kulağı ve konuşan bir dili olacaktır.

    Diyecektir ki:

    −Ben üç kişiye tayin edildim:

    1) Her inatçı zorbaya,

    2) Allah ile beraber başka bir ilaha ibadet eden her insana ve

    3) Musavvirlere (yani) canlı resmi ve heykeli yapanlara.”

    Tirmizi 2700

    Önemli Uyarı: Hafız ibni Receb (Rahmetullahi Aleyh) Fethu’l-Barî’de şöyle söylemiştir:

    “…Seyretmek, teselli bulmak, bununla vakit geçirmek veya eylenmek için insan veya hayvan resmi yapmak haramdır! Bu, büyük günahlardandır! Bu şekilde resim yapan, kıyamet gününde, en şiddetli azaba uğrayan kimsedir! Çünkü o, Allah’tan başka hiçbir kimsenin yapmaya kâdir olmadığı Allah’ın fiillerinin benzerlerini yapmaya kalkışan bir zalimdir! Allah eş ve benzerden yüce ve münezzehtir. Zatı, sıfatları ve fiilleri yönünden, hiçbir şey Allah’a benzemez!”

    Kevakibu’d-Derâri 65/82, Albânî Tahziru’s-Sacid Min İttihazi’l-Guburi Mesâcid

    Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

    “Elle yapılan resimle, aletle veya fotoğraf çekmekle yapılan resimler arasında hiçbir fark yoktur! Hatta bunlar arasında ayırım yapmak, donukluk ve çağdaş bir zahiriliktir! Nitekim ben bunu, Adâbu’z-Zifaf, adlı eserimde açıkladım.”

    Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) bu sözleri 1972 yılında şöylemiştir. Eğer o zaman cep telefonu olsaydı elbette onuda söylerdi.

    Albânî Tahziru’s-Sacid min İttihazi’l-Guburi Mesâcid 18, 19, 20

    12) Usame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “...Lakin ateş ehli ateşe girmeye emrolunmuşlardı. Ben cehennemin kapısı önünde de durdum. Oraya girenlerin çoğunun kadınlar olduğunu gördüm!”

    Buhari 6456, Tirmizi 2729

    13) Ebu Said (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Allah-u Teâlâ:

    –‘Ey Âdem!’ buyurur.

    –Âdem hemen cevap olarak:

    −Ya Rab! mükerreren icabet ederim ve her emrini yerine getirmeye daima hazır olurum. Ve her hayır Senin iki elindedir, der.

    Allah-u Teâlâ:

    −‘Ateşe girecekleri halk arasından çıkarıp gönder!’ der.

    Âdem:

    −Ya Rab! Ateşe gireceklerin miktarı ne kadardır? diye sorar.

    Allah-u Teâlâ:

    −‘Her bin kişiden dokuz yüz doksan dokuzu!’ diye cevap verir...”

    Buhari 6443

    14) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Bir adam:

    −Ya Rasulullah! Kâfir kıyamet günü yüzü üzerinde nasıl haşrolunur? diye sordu.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle cevap verdi:

    −“Dünyada onu iki ayağı üzerinde yürüten Allah kıyamet gününde yüzü üzerinde yürütmeye kudretli değil midir?”

    Buhari 6438, Müslim 2806/54

    15) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Cennet ahalisi cennete vardığı, cehennem ahalisi de cehenneme vardığında ölüm alaca bir koç suretinde vücut verilerek getirilir. Ta cennet ile cehennem arasında yatırılır. Sonra kesilir.

    Sonra bir münadi:

    −Ey cennet ahalisi! Artık ölüm yoktur! Ey cehennem ahalisi! Artık ölüm yoktur, diye nida eder. Bu hâdise sebebiyle cennet ehlinin ferahı bir kat daha ziyade olur, cehennem ehlinin hüzün ve kederi ise bir kat daha artar.”

    Müslim 2850/43, Buhari 6457, İbni Mace 4327, Tirmizi 2682

    16) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Cehennemliklerden dünya ahalisinin en nimetli ve en refahlısı olan kimse kıyamet gününde getirilir ve ateşe bir daldırılışla daldırılır.

    Sonra:

    −Ey Âdemoğlu! Sen hiçbir hayır gördün mü? Sana herhangi bir hayır uğradı mı? diye sorulur.

    O kul:

    −Hayır, vallahi ya Rab! der.”

    Müslim 2807/55, İbni Mace 4321

    17) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Allah Tebarake ve Teâlâ cehennemliklerin en hafif azaplısına:

    −‘Dünya ve dünyadaki her şey senin olsa şu azaptan kurtulmak için onu fidye olarak verir miydin?’ buyurur.

    O kul:

    −Evet, fidye olarak verirdim, der.

    Bunun üzerine Allah:

    −‘Sen, Âdem’in sulbündeyken ben senden şimdi göze aldığın bu fedakârlıktan daha kolay bir şey istemiştim. Bana hiçbir şeyi ortak kılmaman zannediyorum ki şunuda söyledi Ben de seni ateşe girdirmezdim. Fakat sen Bana ortak kılmaya devam edip durdun! buyurur.”

    Müslim 2805/51, Buhari 6460

    18) Numan bin Beşir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Şüphesiz ki kıyamet gününde ateş ehlinin en hafif azaplısı şöyle bir adamdır ki, onun iki ayağı altının çukurlarında iki ateş parçası vardır da, bunların sıcaklığından onun beyni bakır tencere ve kumkuma adındaki madeni kabın kaynaması gibi kaynayacaktır.”

    Buhari 6463, Tirmizi 2731

    19) Semuretu’bnu Cundeb (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Onlardan kimi vardır ki, ateş onu iki topuğuna kadar yakalar. Kimi vardır ki, onu dizlerine kadar yakalar. Kimi vardır ki, ateş onu beline kadar yakalar. Kimi de vardır ki, ateş onu boynuna kadar yakalayıp yakar!”

    Müslim 2845/33

    20) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Cehennem ateşi Âdemoğlunun secde yeri dışında kalan bedenini yer. Allah, cehennem ateşine secde eserini yemeyi yasakladı.”

    İbni Mace 4326

    21) Usame bin Zeyd (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Kıyamet gününde bir kişi getirilir ve cehennemin içine atılır da orada onun barsakları derhal karnından dışarı çıkar. Sonra o kişi barsakları etrafında değirmen eşeğinin dönüşü gibi döner.

    Bunun üzerine cehennem ahalisi o kişinin başına toplanırlar da:

    –‘Ey fulan! Senin bu halin nedir? Sen bize dünyada iyiliği emreder ve bizleri kötülükten nehyeder değil miydin? derler.

    O da:

    –‘Evet, ben size iyiliği emrederdim, fakat onu kendim yapmazdım! Yine ben sizleri kötülükten nehyederdim de onu kendim işlerdim,’ diye cevap verir.”

    Buhari 3065

    22) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Cehennemde kâfirin iki omuzu arası, sür’atli bir süvari yürüyüşü ile üç günlük mesafedir.”

    Müslim 2852/45, Buhari 6459

    23) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Kâfirin dişi yahut köpek dişi Uhud dağı gibidir. Derisinin kalınlığı da üç günlük mesafedir.”

    Müslim 2851/44, Tirmizi 2703, İbni Mace 4322

    24) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Bir kavim, kendilerine cehennem ateşi dokunduktan sonra simaları kırmızımsı siyah bir renkte olarak cehennemden çıkacak ve cennete girecekler de cennet ehli bunlara, “Cehennemlikler” diye isim vereceklerdir.”

    Buhari 6462
  • 1) Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “O gün cehennem getirilecek, onun yetmiş bin bağı olacak ve her bağ ile beraber cehennemi çeken yetmiş bin melek bulunacaktır.”

    Müslim 2842/29, Tirmizi 2698

    2) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “...Allah ateşi yarattığı vakit Cebrail’e:

    −‘Ey Cibril! Git, cehenneme bak’ buyurdu. Cebrail gitti, cehenneme baktı.

    Sonra geldi ve:

    −Ey Rabbım! İzzetine yemin ederim ki, cehennemi kim işitirse ona asla girmez, dedi.

    Allah, cehennemi şehvet çekici şeylerle donatıp:

    −‘Ey Cibril! Git, ona bak’ buyurdu. Cibril gitti ve cehenneme baktı.

    Sonra geldi:

    −Ey Rabbım! İzzetine yemin ederim ki, hiçbir kimse dışarıda kalmadan hepsi cehenneme girer diye korktum, dedi.”

    Ebu Davud 4744, Tirmizi 2685

    3) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “…Cehennem de nefsin arzularıyla kuşatılmıştır.”

    Buhari 6412, Müslim 2822/1, Tirmizi 2684

    4) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Sizin şu ateşiniz cehennem ateşinin yetmiş cüzünden bir parçadır.”

    Sahabeler:

    −Ya Rasulallah! Vallahi dünya ateşi muhakkak kâfi gelir, dediler.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    −“Cehennem ateşi dünya ateşleri üzerine altmış dokuz derece daha fazla kılındı. Bunların her birinin harareti bütün dünya ateşinin harareti gibidir.”

    Müslim 2843/30, Buhari 3064, Tirmizi 2715

    5) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Cehennem ateşi Rabb’ine şikâyet edip:

    −Ya Rabb! Bir kısmım bir kısmımı yiyor ben kendi kendimi yiyorum, izin ver dedi. Allah da ona iki defa nefes vermesi için izin verdi. Bir nefes kışın, bir nefes yazın. Bulduğunuz en şiddetli sıcak onun hararetinden, en şiddetli soğuk da zemheririndendir.”

    Buhari 3062, Tirmizi 2719, İbn Mace 4319

    6) Ebu Zerr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seferde idi. Bilal’e şöyle buyurdu:

    −“Öğle ezanını serinlik vakte bırak!”

    Bir müddet sonra yine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    −“Serinliği bekle, ta tepelerin gölgeleri arkalarına dönünceye kadar.”

    Sonra yine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    −“Namazı serinliğe bırakınız! Şüphesiz ki sıcağın şiddeti cehennemin kaynamasındandır!”

    Buhari 3062

    7) Utbe bin Gazvan (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Kocaman bir kaya cehennemin kenarından aşağı bırakılır, cehennem çukuruna yetmiş sene iniş yapar ve yine dibine varamaz!”

    Utbe bin Gazvan şöyle devam etti:

    Ömer (Radiyallahu Anh) şöyle derdi:

    “Cehennem ateşini sık sık hatırlayın! Onun sıcaklığı şiddetli, dibi derin ve kamçıları demirdendir!”

    Tirmizi 2701

    8) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Bir gün Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in beraberinde idik. Ansızın bir düşme sesi işittik.

    Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    −“Bu nedir, bilir misiniz?”

    Biz:

    −Allah ve Rasulü en iyi bilendir dedik.

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    −“Bu, cehennemin içine atılmış bir taştır ki, yetmiş sonbahardan beri yol almaktadır. Şimdi o cehennemin içine uzandı ve nihayet dibine varıp dayandı.”

    Müslim 2844/31

    9) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Cehennem ve cennet münakaşa ettiler.

    Cehennem:

    −Ben kibirlenenler, büyüklenenlere ve zorbalara tercih olundum, dedi.

    Cennet de:

    −Niye bana insanların ancak zayıfları, hakir görülenleri ve acizleri giriyor? dedi.

    Allah cennete:

    −‘Sen Benim rahmetimsin, Ben seninle kullarımdan dilediğime rahmet ederim,’ buyurdu.

    Cehenneme de:

    −‘Sen Benim azabımsın, Ben seninle kullarımdan dilediğime azabederim. Her birinize de dolusu vardır,’ buyurdu.

    Fakat cehenneme gelince dolmak bilmez. Nihayet Allah ayağını onun üzerine koyar.

    Cehennem de:

    −Yetişir! Yetişir! der. İşte o zaman cehennem dolar ve bazısı bazısına büzülür.”

    Müslim 2846/35

    10) Harise bin Vehb el-Huzai (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “...Dikkat edin! Size ateş ehlini de haber veriyorum! Onlar da her katı yürekli, kibirli ve büyüklük taslayan kimselerdir!”

    Buhari 4902, Müslim 2853/46, Tirmizi 2732, İbni Mace 4116

    11) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Kıyamet günü cehennemden bir boyun çıkacaktır ki, onun gören iki gözü, işiten iki kulağı ve konuşan bir dili olacaktır.

    Diyecektir ki:

    −Ben üç kişiye tayin edildim:

    1) Her inatçı zorbaya,

    2) Allah ile beraber başka bir ilaha ibadet eden her insana ve

    3) Musavvirlere (yani) canlı resmi ve heykeli yapanlara.”

    Tirmizi 2700

    Önemli Uyarı: Hafız ibni Receb (Rahmetullahi Aleyh) Fethu’l-Barî’de şöyle söylemiştir:

    “…Seyretmek, teselli bulmak, bununla vakit geçirmek veya eylenmek için insan veya hayvan resmi yapmak haramdır! Bu, büyük günahlardandır! Bu şekilde resim yapan, kıyamet gününde, en şiddetli azaba uğrayan kimsedir! Çünkü o, Allah’tan başka hiçbir kimsenin yapmaya kâdir olmadığı Allah’ın fiillerinin benzerlerini yapmaya kalkışan bir zalimdir! Allah eş ve benzerden yüce ve münezzehtir. Zatı, sıfatları ve fiilleri yönünden, hiçbir şey Allah’a benzemez!”

    Kevakibu’d-Derâri 65/82, Albânî Tahziru’s-Sacid Min İttihazi’l-Guburi Mesâcid

    Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

    “Elle yapılan resimle, aletle veya fotoğraf çekmekle yapılan resimler arasında hiçbir fark yoktur! Hatta bunlar arasında ayırım yapmak, donukluk ve çağdaş bir zahiriliktir! Nitekim ben bunu, Adâbu’z-Zifaf, adlı eserimde açıkladım.”

    Allâme Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) bu sözleri 1972 yılında şöylemiştir. Eğer o zaman cep telefonu olsaydı elbette onuda söylerdi.

    Albânî Tahziru’s-Sacid min İttihazi’l-Guburi Mesâcid 18, 19, 20

    12) Usame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “...Lakin ateş ehli ateşe girmeye emrolunmuşlardı. Ben cehennemin kapısı önünde de durdum. Oraya girenlerin çoğunun kadınlar olduğunu gördüm!”

    Buhari 6456, Tirmizi 2729

    13) Ebu Said (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Allah-u Teâlâ:

    –‘Ey Âdem!’ buyurur.

    –Âdem hemen cevap olarak:

    −Ya Rab! mükerreren icabet ederim ve her emrini yerine getirmeye daima hazır olurum. Ve her hayır Senin iki elindedir, der.

    Allah-u Teâlâ:

    −‘Ateşe girecekleri halk arasından çıkarıp gönder!’ der.

    Âdem:

    −Ya Rab! Ateşe gireceklerin miktarı ne kadardır? diye sorar.

    Allah-u Teâlâ:

    −‘Her bin kişiden dokuz yüz doksan dokuzu!’ diye cevap verir...”

    Buhari 6443

    14) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Bir adam:

    −Ya Rasulullah! Kâfir kıyamet günü yüzü üzerinde nasıl haşrolunur? diye sordu.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle cevap verdi:

    −“Dünyada onu iki ayağı üzerinde yürüten Allah kıyamet gününde yüzü üzerinde yürütmeye kudretli değil midir?”

    Buhari 6438, Müslim 2806/54

    15) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Cennet ahalisi cennete vardığı, cehennem ahalisi de cehenneme vardığında ölüm alaca bir koç suretinde vücut verilerek getirilir. Ta cennet ile cehennem arasında yatırılır. Sonra kesilir.

    Sonra bir münadi:

    −Ey cennet ahalisi! Artık ölüm yoktur! Ey cehennem ahalisi! Artık ölüm yoktur, diye nida eder. Bu hâdise sebebiyle cennet ehlinin ferahı bir kat daha ziyade olur, cehennem ehlinin hüzün ve kederi ise bir kat daha artar.”

    Müslim 2850/43, Buhari 6457, İbni Mace 4327, Tirmizi 2682

    16) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Cehennemliklerden dünya ahalisinin en nimetli ve en refahlısı olan kimse kıyamet gününde getirilir ve ateşe bir daldırılışla daldırılır.

    Sonra:

    −Ey Âdemoğlu! Sen hiçbir hayır gördün mü? Sana herhangi bir hayır uğradı mı? diye sorulur.

    O kul:

    −Hayır, vallahi ya Rab! der.”

    Müslim 2807/55, İbni Mace 4321

    17) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Allah Tebarake ve Teâlâ cehennemliklerin en hafif azaplısına:

    −‘Dünya ve dünyadaki her şey senin olsa şu azaptan kurtulmak için onu fidye olarak verir miydin?’ buyurur.

    O kul:

    −Evet, fidye olarak verirdim, der.

    Bunun üzerine Allah:

    −‘Sen, Âdem’in sulbündeyken ben senden şimdi göze aldığın bu fedakârlıktan daha kolay bir şey istemiştim. Bana hiçbir şeyi ortak kılmaman zannediyorum ki şunuda söyledi Ben de seni ateşe girdirmezdim. Fakat sen Bana ortak kılmaya devam edip durdun! buyurur.”

    Müslim 2805/51, Buhari 6460

    18) Numan bin Beşir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Şüphesiz ki kıyamet gününde ateş ehlinin en hafif azaplısı şöyle bir adamdır ki, onun iki ayağı altının çukurlarında iki ateş parçası vardır da, bunların sıcaklığından onun beyni bakır tencere ve kumkuma adındaki madeni kabın kaynaması gibi kaynayacaktır.”

    Buhari 6463, Tirmizi 2731

    19) Semuretu’bnu Cundeb (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Onlardan kimi vardır ki, ateş onu iki topuğuna kadar yakalar. Kimi vardır ki, onu dizlerine kadar yakalar. Kimi vardır ki, ateş onu beline kadar yakalar. Kimi de vardır ki, ateş onu boynuna kadar yakalayıp yakar!”

    Müslim 2845/33

    20) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Cehennem ateşi Âdemoğlunun secde yeri dışında kalan bedenini yer. Allah, cehennem ateşine secde eserini yemeyi yasakladı.”

    İbni Mace 4326

    21) Usame bin Zeyd (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Kıyamet gününde bir kişi getirilir ve cehennemin içine atılır da orada onun barsakları derhal karnından dışarı çıkar. Sonra o kişi barsakları etrafında değirmen eşeğinin dönüşü gibi döner.

    Bunun üzerine cehennem ahalisi o kişinin başına toplanırlar da:

    –‘Ey fulan! Senin bu halin nedir? Sen bize dünyada iyiliği emreder ve bizleri kötülükten nehyeder değil miydin? derler.

    O da:

    –‘Evet, ben size iyiliği emrederdim, fakat onu kendim yapmazdım! Yine ben sizleri kötülükten nehyederdim de onu kendim işlerdim,’ diye cevap verir.”

    Buhari 3065

    22) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Cehennemde kâfirin iki omuzu arası, sür’atli bir süvari yürüyüşü ile üç günlük mesafedir.”

    Müslim 2852/45, Buhari 6459

    23) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Kâfirin dişi yahut köpek dişi Uhud dağı gibidir. Derisinin kalınlığı da üç günlük mesafedir.”

    Müslim 2851/44, Tirmizi 2703, İbni Mace 4322

    24) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Bir kavim, kendilerine cehennem ateşi dokunduktan sonra simaları kırmızımsı siyah bir renkte olarak cehennemden çıkacak ve cennete girecekler de cennet ehli bunlara, “Cehennemlikler” diye isim vereceklerdir.”

    Buhari 6462
  • Peygamberimiz sav buyuruyor:Ashabım gökteki yıldızlar gibidirler, hangisine tabi olursanız hidayete erersiniz.
  • Cihada Giden İle İlgili Konular
    (23) Mücahidi Teçhiz ve Gerideki Yakınlarına Yardım Etmek
    (42) Zeyd bin Halid (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Kim Allah yolunda cihad edecek bir mücahidi teçhiz ederse, oda cihad etmiş olur. Kim de Allah yolunda cihad eden bir mücahidin bıraktığı işleri için hayırlı halef olursa, o da cihad etmiş olur’ buyurdu.”

    Buhari 2682, Müslim 1895/135

    (43) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Eslem kabilesinden bir genç geldi ve:

    −Ya Rasulallah! Ben savaşa gitmek istiyorum! ancak benim beraberimde teçhizattan bir şeyim yok! dedi.

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona:

    −‘Falan kimseye git, çünkü o teçhizatını hazırladı akabinde de hastalandı!’ buyurdu.

    Bunun üzerine o genç hastalanan kimseye geldi ve:

    −Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sana selam söylüyor ve kendin için hazırladığın savaş teçhizatını bana vermeni söylüyor dedi.

    O hasta kimse, karısına:

    −Ey falanca! Kendim için hazırladığım teçhizatımı bu gence ver ve ondan hiçbir şey esirgeme! Vallahi eğer ondan bir şey esirgersen, Allah onda senin için bereket yapmaz! dedi.”

    Müslim 1894/134

    (44) Ebu Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Bir kimse Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve:

    Benim devem öldü! Beni başka bir deveye bindir dedi.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Benim yanımda deve yoktur!’ buyurdu.

    Bunun üzerine orada bulunan başka bir kimse:

    −Ya Rasulallah! Ben onu yükleyecek olan bir kimseye delalet edeyim? dedi.

    Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Herkim bir hayra delalet ederse, ona da hayrı işleyenin sevabı kadar sevap vardır!’ buyurdu.”

    Müslim 1893/133

    (24) Allah Yolunda İnfak Etmenin Fazileti
    (45) Ebu Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Bir kimse yular takılmış bir dişi deveyi getirdi ve:

    −Bu Allah yolunda sadakadır dedi.

    Buna mukabil Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Bu deveye karşılık sana kıyamet gününde hepsi de yularlı yedi yüz deve vardır!’ buyurdu.”

    Müslim 1892/132

    (25) Mücahid Eşlerinin Haram ve Dokunulmazlığı!
    (46) Bureyde (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Mücahidlerin kadınlarına yapılacak hürmet geride kalan kimseler üzerine, kendi annelerine yapacakları hürmet gibidir! Geride kalanlardan herhangi bir kimse mücahidlerden birine ailesinin işlerini görüp yardım etme hususunda halef olur sonra mücahide ailesi hususunda hainlik yaparsa, o hain kıyamet gününde mücahid için durdurulur da mücahid onun amellerinden dilediği her şeyi alır! Mücahidin o hainin amellerini almada ki istek ve hırsı hakkında ne zannedersiniz?’ buyurdu.”

    Müslim 1897/139

    (26) Kadınların Cihada İştirak Etmesi
    (47) Rubeyyı’ bin Muavviz (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

    “Biz kadınlar, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber savaşta bulunurduk. Mücahidlere su verir ve yaralıları tedavi ederdik. Ölüleri de Medine’ye götürürdük.”

    Buhari 2709

    (48) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Ümmü Süleym (Radiyallahu Anha), Huneyn günü ikiyüzlü bir hançer edindi. Bu daima onun yanında bulunuyordu.

    Ebu Talha (Radiyallahu Anh) onu gördü ve:

    −Ya Rasulallah! Bu beraberinde bir hançer bulunduran Ümmü Süleym’dir dedi.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona:

    −‘Bu hançer nedir?’ buyurdu.

    Ümmü Süleym (Radiyallahu Anha):

    −Ya Rasulallah! Ben bunu edindim ki, müşriklerden biri bana yaklaşırsa bununla onun karnını yararım! dedi.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunun üzerine gülmeye başladı.

    Ümmü Süleym (Radiyallahu Anha):

    −Ya Rasulallah! Bizden sonra İslam’a yeni girip azat edilenlerden senin etrafından dağılanları (harbiler gibi) öldürsen dedi.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Ya Ümmü Süleym! Allah bizim imdadımıza yetişti ve ne güzel yaptı’ buyurdu.”

    Müslim 1809/134

    (27) Deniz Savaşı Yapmanın Fazileti
    (49) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ümmü Haram binti Milhan (Radiyallahu Anha)’nın yanına girer o da Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yemek yedirirdi. Ümmü Haram (Radiyallahu Anha), Ubade bin Samit (Radiyallahu Anh)’ın nikâhı altında idi. Bir gün yine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ümmü Haram (Radiyallahu Anha)’nın ziyaretine geldi. O da Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yemek ikram etti ve başını temizleyip taradı. Müteakiben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyudu.

    Sonra gülerek uyandı.

    Ümmü Haram (Radiyallahu Anha) dedi ki, ben:

    −Ya Rasulallah! Seni güldüren nedir? dedim.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Ümmetimden bir takım insanlar şu denizin üzerinde tahtlara krallar gibi kurulmuş halde veya kralların tahtların üstüne kurulu olduğu gibi Allah yolunda savaştıkları rüyamda bana gösterildi’ buyurdu.

    Ümmü Haram (Radiyallahu Anha) dedi ki:

    −Ya Rasulallah! Beni de o deniz mücahidlerinden etmesi için Allah’a dua et dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun için Allah’a dua etti. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) başını yastığa tekrar koydu biraz daha uyudu.

    Sonra yine gülerek uyandı.

    Ben:

    −Ya Rasulallah! Seni güldüren nedir? dedim.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Ümmetimden bir takım insanlar tahtların üzerine krallar gibi kurulmuş Allah yolunda savaşa gider halde bana rüyamda gösterildi’ buyurdu.

    Ümmü Haram (Radiyallahu Anha) dedi ki:

    −Ya Rasulallah! Beni de o mücahidlerden etmesi için Allah’a dua et dedim.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Sen birincilerdensin’ buyurdu.

    Enes (Radiyallahu Anh):

    −Ümmü Haram (Radiyallahu Anha) Muaviye zamanında tertip edilen bir deniz seferinde gemiye bindi ve denizden karaya çıktığı vakit binitinden düştü ve hayatını kaybetti! dedi.”

    Buhari 2638, 2639, Müslim 1912

    (28) Toplu Hücumlarda Kadın ve Çocukların Öldürülmesi!
    (50) Sa’d bin Cessâme (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Ben:

    −Ya Rasulallah! Bizler geceleyin müşriklerin kadın ve çocuklarından bazısını öldürüyoruz! dedim.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Onlar da müşriklerdendir!’ buyurdu.”

    Müslim 1745/27, Buhari 2810, Ebu Davud 1570, Ahmed 4/38, 71

    (29) Savaşta Kadın ve Çocukları Öldürmenin Yasaklanması!
    (51) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in savaşlarından bazısında öldürülmüş bir kadın bulundu. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunun üzerine kadınları ve çocukları öldürmeyi yasakladı!”

    Buhari 3014, Müslim 1744

    (30) Bir Adam Diğerini Öldürür İkisi de Cennete Girer!
    (52) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Allah iki kişiye güler! Bunlardan biri diğerini öldürür ikisi de cennete girer! Bu birincisi Allah yolunda öldürülür ve cennete girer sonra Allah onu öldüren katilin tevbesini kabul eder ve şehit olur ve cennete girer!’ buyurdu.”

    Buhari 2670, Müslim 1890/128

    (31) Az Çalıştı Çok Ecir Aldı
    (53) Bera bin Azib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e demir zırhla örtülü bir adam geldi ve:

    −Ya Rasulallah! Savaşayım da sonra Müslüman olurum! dedi.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Müslüman ol sonra savaş!’ buyurdu.

    Adam Müslüman oldu ve savaştı, akabinde de şehit oldu!

    Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Az amel etti karşılığında çok ecir aldı!’ buyurdu.”

    Buhari 2655, Müslim 1900

    (32) Cihada Giderken Tesbih ve Tekbir Getirmek
    (54) Ebu Musa el-Eşari (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber’e savaşa gittiği zaman yahut Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber’e savaş için yöneldiğinde sahabeler vadiden yükseğe çıktıkları zaman seslerini yükselterek:

    Allah-u Ekber Allah-u Ekber La İlahe İllallah diye tekbir getiriyorlardı.

    Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Yumuşak olunuz! Seslerinizi fazla yükseltmeyiniz! Şüphesiz sizler sağır ve gaibe dua etmiyorsunuz! Sizler, işiten size yakın olana dua ediyorsunuz. O sizinle beraberdir’ buyurdu.

    O sırada Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in binitinin arkasında bulunuyordum.

    Ben, ‘La Havle Vela Kuvvete İlla Billah’ derken o beni işitti ve:

    −‘Ey Abdullah bin Kays!’ dedi.

    Ben:

    −Lebbeyk ya Rasulallah! dedim.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Sana cennet hazinelerinden bir hazineye delillik edeyim mi?’ buyurdu.

    Ben:

    −Evet ya Rasulallah! Babam ve annem sana feda olsun! dedim.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘O La Havle Vela Kuvvete İlla Billah sözcüğüdür!’ buyurdu.”

    Buhari 3928, 3929, 2992, Müslim 2704

    (33) Düşmanlara Korku Salmakla İle Yardım Olundum
    (55) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Ben Cevamiu’l-kelimelerle gönderildim. Düşmanların gönlün korku salmakla yardım olundum. Bir de ben uyuduğum bir sırada bana yeryüzündeki hazinelerinin anahtarları getirildi ve elimin içine kondu’ buyurdu...”

    Cevamiu’l-Kelim: Az söz, çok ve derin manalar ifade eden kelimelerdir.

    Buhari 2783, Müslim 523

    (34) Zayıflarınızla Rızıklanır ve Zafer Elde Edersiniz
    (56) Musab bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Babam Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) malla diğer sahabelerin fevkinde kendinde bir fazilet olduğunu sanırdı. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Sizler ancak zayıflarınız sebebiyle yardım ediliyor ve rızıklandırılıyorsunuz’ buyurdu.”

    Buhari 2719

    (57) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Altının kulu, gümüşün kulu ve elbisenin kulu helak olsun! Öyleleri verildiği zaman razı olur, verilmediği vakit kızar bunlar helak olsun, baş aşağı yuvarlansın! Ayağına diken batsa çıkaran bulunmasın! Müjdeler olsun şu kula ki, Allah yolunda cihad için atının gemini tutmuş, başı dağınık, ayakları tozlanmıştır. Eğer bu kula hudut bekleme (görevi verilir) ise en güzel şekilde hudut bekler. Eğer askerin gerisinde artçı vazifesi verilirse en güzel şekilde artçılık görevini yapar. Buna rağmen bu kul bir meclise girmek için izin istese izin verilmez! Bir mevzuda şefaat etse şefaati kabul edilmez!’ buyurdu.”

    Buhari 2712, 2713

    (35) Düşmanla Karşılaşma Anında Dua Etme
    (58) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) savaş edeceği zaman:

    ‘Ey Allah’ım! Benim dayanağım, yardımcım sensin. Düşmanı Seninle savuştururum, düşmana Senin yardımınla hücum ederim ve Senin yardımınla savaşırım’ diye dua derdi.”

    İbni Hibban 4761, Ebu Davud 2632, Nesei 203, Tirmizi 3584, Ahmed 3/184

    (36) Halifenin Arkasında Kıtal Edilir
    (59) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Bana itaat eden Allah’a itaat etmiştir! Bana isyan eden Allah’a isyan etmiştir! Emire isyan eden bana isyan etmiştir! İmam (halife) bir kalkandır. Onun arkasında ona uyarak savaşılır. İmam, Allah’a takvalı olmayı emreder ve adaletli davranırsa, bu sebeple onun için ecir vardır. Eğer takvayı emretmez ve adaleti yerine getirmezse, bundan meydana gelecek günahlar da onun aleyhinedir!’ buyurdu.”

    Buhari 2766

    (37) Emir İnsanlara Güç Yetirdikleri Şeyi Emreder
    (60) Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Bir gün bana bir adam geldi. Benden nasıl cevap vereceğimi bilmediğim bazı şeyler sordu ve:

    −Görevini yerine getiren, aktif, emirlerimizle beraber savaşlara çıkan, emirlerimiz ise sayamayacağımız kadar ağır vazifeler verir bu şartlar altında ki kimsenin durumu nedir? Bu kimsenin bu ağır şartlar altında emire itaat etmesi gerekir mi? dedi.

    Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh):

    −Vallahi sana ne diyeceğimi bilmiyorum! Ancak biz, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile savaşlarda beraber idik. Bir kerenin dışında O, bir işi bize emrettiğinde, biz onu yapana kadar, bize şiddetle muamele etmemeye yakın dururdu. Sizden biri Allah’tan korktuğu sürece o kimse hayırdadır. Bir kimse nefsinde bir şey hakkında şüpheye düştüğü zaman, başka bir kimseye sorup o şüpheyi izale edip şifa verebilir. Öyle kimseleri de bulamamanız yakındır. Kendinden gayrı İlah olmayan Allah’a yemin ederim ki, ben dünyadan geri kalan ve geçen günleri derede birikmiş suya benzetiyorum. Onun saf ve temiz kısmı içilmiş, geriye bulanık ve kokuşmuş kısmı kalmıştır.”

    Buhari 2770

    (38) Harp Hiledir!
    (61) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) harbe aldatma ismini verdi.”

    Buhari 2822, Müslim 1739/17

    (39) Allah’ın Azabı İle Azap Etmeyin!
    (62) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizleri bir seriyyede gönderdi:

    −‘Falan ve Falan kişileri bulursanız, onları ateşle yakınız!’ buyurdu.

    Sonra bizler yola çıkmak istediğimiz anda:

    −‘Ben size, falan ve falan kişileri bulursanız onları ateşle yakınız! diye emretmiştim. Oysa ateşle ancak Allah azap eder! Bu sebeple onları bulursanız öldürün!’ buyurdu.”

    Buhari 2812, 2954

    (63) İkrime şöyle dedi:

    “Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh)’a birkaç tane zındık getirildi o da onları yaktı. Bu olay Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’ya ulaştığında:

    −Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in:

    −‘Allah’ın azabı ile azap vermeyin!’ şeklindeki yasağından dolayı onları yakmazdım! Aksine ben onları Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in:

    ‘Dinini değiştiren kimseyi öldürün!’ hükmünden dolayı öldürürdüm! dedi.”

    Buhari 6788, İbni Hibban 5606, Ebu Yağla 2532, Ahmed 1/282

    (40) Savaşı Oruç Tutmaya Tercih Edenler
    (64) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında Ebu Talha savaş için nafile oruç tutmazdı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in vefatından sonra, ben Ebu Talha’yı Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı günleri hariç orucu yerken görmedim!”

    Buhari 2672
  • Savaş Kuralları
    (10) Riya İçin Savaşan Kimse Ateştedir!
    (26) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Kıyamet günü aleyhine ilk hüküm verilecek kimseler şunlardır:

    −Birincisi şehit olmuş kişidir. O huzura getirilir, Allah ona nimetlerini hatırlatır, o da ihsan olunduğu bütün nimetleri hatırlar.

    Kendine:

    −Bu nimetlere karşı sen ne yaptın? buyurur.

    O kul:

    −Senin yolunda cihad ettim, nihayet şehit edildim! der.

    Allah:

    −Yalan söyledin, aksine sen cesaretlidir denilmek için savaştın ve sana öyle de denildi buyurur. Sonra emir verilir de bu kimse yüz üzeri sürüklenir ve sonunda cehenneme atılır!..’ buyurdu.”

    Müslim 1905/152

    (11) Kâfir, Müslüman Olduktan Sonra Öldürülmez!
    (27) Mikdad bin el-Esved (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:

    “Ya Rasulallah! Ben kâfirlerden bir kişi ile karşılaşıp vuruşsam o da benim iki elimden birini kılıçla vurup koparsa, sonra bir ağacın arkasına sığınıp:

    −Allah için Müslüman oldum dese, bu sözü söyledikten sonra ben onu öldürebilir miyim? dedi.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Hayır, onu öldürme!’ buyurdu.

    Mikdad bin el-Esved (Radiyallahu Anh):

    −Ya Rasulallah! O benim iki elimden birini kopardı ve o sözü elimi kopardıktan sonra söyledi! dedi.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Onu öldürme! Eğer öldürürsen, o kimse sen onu öldürmeden önceki senin durumunda, sen de o kimse o sözü söylemeden önceki durumunda olursun!’ buyurdu.”

    Buhari 3760, Müslim 95/155

    (28) Usame bin Zeyd (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi Cuheyne kabilesinden el-Huraka boyu üzerine cihada gönderdi. Bizler sabah vakti o kavme baskın yaptık ve onları bozguna uğrattık. Ben, Ensardan bir kimseyle beraber onlardan bir adama yetiştik. Biz onu kuşatıp yakalayınca o, La İlahe İllallah dedi. Bunun üzerine Ensarlı ondan elini çekti. Fakat ben mızrağımı ona sapladım ve onu öldürdüm!

    Medine’ye geldiğimizde, bu olay Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e ulaştı da bana:

    −‘Ya Usame! Sen adamı La İlahe İllallah dedikten sonra öldürdün öyle mi?’ buyurdu.

    Ben:

    −Ya Rasulallah! O bu söze sığınarak ölümden kurtulmak için söyledi! dedim.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Sen onu La İlahe İllallah dedikten sonra öldürdün öyle mi?’ buyurdu ve bu ifadeyi bana durmadan tekrarlıyordu.

    Nihayet ben:

    −Keşke bu günden önce Müslüman olmasaydım! diye temenni ettim.”

    Buhari 6720, 6721, Müslim 96/158, 159

    (12) Ezan Okunan Yere Baskın Yapılmaz!
    (29) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) fecir tulu ettiğinde baskın yapardı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ezan okunup okunmadığını dinlerdi. Eğer bir ezan sesi işitirse baskından vazgeçer, ezan sesi işitmese baskını yapardı. Bir gün bir kimsenin, Allah-u Ekber Allah-u Ekber dediğini duydu.

    Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Fıtrat üzeresin’ buyurdu.

    Sonra o kimse:

    −Eşhedü Ella İlahe İllallah, Eşhedü Ella İlahe İllallah dedi.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Ateşten çıktın’ buyurdu. Sonra baktılar ve onun bir davar çobanı olduğunu gördüler.”

    Müslim 382/9

    (13) Kıtalden Önce İslam’a Davet
    (30) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Biz mescitte bulunduğumuz sırada Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza geldi ve:

    ‘Haydi, Yahudilere yürüyün!’ buyurdu.

    Biz onunla beraber çıktık, nihayet Beytu’l-Midras’a geldik.

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayakta onlara şöyle nida etti:

    −‘Ey Yahudi topluluğu! İslam dinine girin ki selamette olasınız!’ buyurdu.

    Yahudiler:

    −Ey Ebu Kasım! Sen tebliğ görevini yaptın! dediler.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Ben de zaten bu İslam’a girin selamette olun tebliğimin tahakkukunu istiyorum!’ buyurdu.

    Yahudiler yine:

    −Ey Ebu Kasım! Sen tebliğ görevini yaptın! dediler.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Ben de zaten bu İslam’a girin selamette olun tebliğimin tahakkukunu istiyorum!’ buyurdu.

    Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu sözünü üçüncü defa onlara söyledi ve:

    −‘Bilin ki arz Allah ve Rasulünündür. Ben sizi bu araziden sürgün etmek istiyorum! Bunun için sizden herkim kendi malından taşıyamayacağı bir şeyi olursa onu satsın! Yoksa iyi bilin ki arz Allah ve Rasulünündür!’ dedi.”

    Beytu’l-Midras: İçinde Tevrat okunan yere denir.

    Buhari 7218, Müslim 1765

    (14) Müşriklerden Fiili Yardım Alınmaz!
    (31) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Bedir tarafına doğru sefere çıktı. Herratu’l-Vebere mevkiine vardığı vakit, cüret ve yiğitlikle namlı bir kimse, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e erişti. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabı onu görünce sevindiler. O kişi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e ulaşınca:

    −Sana ittiba etmek ve seninle beraber ganimet elde etmek için geldim! dedi.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona:

    −‘Allah’a ve Rasulüne iman ediyor musun?’ buyurdu.

    O adam:

    −Hayır, dedi.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘O halde dön! Ben bir müşrikten asla yardım istemem!’ buyurdu.

    Aişe (Radiyallahu Anha) dedi ki:

    −Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yoluna devam etti. Şecere mevkiine vardığımız zaman o adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yine ulaştı ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e ilk söylediği şeyleri yine söyledi.

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona ilk söylediği şeyleri söyledi ve:

    −‘O halde dön! Ben bir müşrikten asla yardım istemem!’ buyurdu.

    Adam geri döndü fakat Beyda mevkiinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e yine geldi.

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona ilk söylediği şeyleri söyledi ve:

    −‘Allah’a ve Rasulüne iman ediyor musun?’ buyurdu.

    Bu sefer adam:

    −Evet, iman ediyorum dedi.

    Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘O halde yürü!’ buyurdu.”

    Müslim 1817/150

    (15) Müşriklerden Silah vb. Araçları Ödünç Almak
    (32) Yağla bin Ümeyye şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:

    −‘Sana elçilerim geldiği zaman onlara otuz zırh ve otuz deve ver.’

    Yağla bin Ümeyye:

    −Ya Rasulallah! Bu malları bedeli ödenmek üzere mi istiyorsun? yoksa onları geri vermek üzeremi istiyorsun? dedim.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘İade edilmek üzere istiyorum!’ buyurdu.”

    İbni Hibban 4720, Ebu Davud 3566, Ahmed 4/222

    (16) Gayrı Müslimleri Cezireden Çıkarmak!
    (33) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

    “Bana Ömer bin el-Hattab (Radiyallahu Anh) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den şöyle işittiğini haber verdi:

    −Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Yahudi ve Hristiyanları elbette Arap yarım adasından çıkaracağım! Nihayet orada Müslümandan gayrı hiç kimseyi bırakmayacağım!’ buyurdu.”

    Müslim 1767/63

    (17) Savaşta Casusluk Edenlerin Öldürülmesi!
    (34) Seleme bin el-Ekva (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seferde iken müşriklerden bir casus geldi, sahabelerin yanına oturdu ve onlarla konuşmaya durdu. Sonra dönüp gitti.

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Onu bulun ve öldürün!’ buyurdu. Onu Seleme bulup öldürdü. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de casusun devesini diğer savaş eşyalarını Seleme’ye ganimet harici olarak verdi.”

    Buhari 2845, Müslim 1754/45

    (18) Halifenin Savaşanlara Savaş Adabını Vasiyet Etmesi
    (35) Bürde (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir orduya yahut bir seriyyeye bir komutanı emir yaptığı zaman ona özel olarak Allah’tan sakınıp takvaya sarılmasını, beraberindeki Müslümanlara da hayır tavsiyede bulunurdu.

    Sonra:

    ‘Allah’ın adıyla Allah’ın yolunda savaşınız! Allah’a iman etmeyen kâfirlerle savaşınız! Savaş yapınız, ancak ganimetlerde hıyanetlik yapmayınız! Ahitlerinizi bozmayınız! Öldürdüklerinize müsle yapmayınız! Çocukları öldürmeyiniz! Müşriklerden düşmanla karşılaştığın vakit onları üç haslete davet et! Bu üç şeyden hangisinde sana icabet ederlerse onlardan elini çek!

    Sonra onları İslam’a davet et! Eğer onlar bu hususta sana icabet ederlerse onlardan bu icabeti kabul et ve kendilerinden elini çek! Sonra onları kendi yurtlarından muhacirlerin yurduna göçmeye çağır! Onlar eğer bunu yaparlarsa, Muhacirlerin lehine olan şeyler onların da lehine, Muhacirlerin üzerinde ki mükellefiyet ve sorumluluk onlara da olacak şeklinde haber ver!

    Eğer kendi beldelerini terk etmekten imtina ederlerse, bu takdirde Müslüman bedeviler gibi olacaklarını, Müslümanlar üzerindeki cari Allah’ın hükümlerinin onlar için de cari olacağını kendilerine haber ver! Müslümanlarla beraber cihad etmeleri hali müstesna onlara ganimetten ve feyden hiçbir şey ayrılmayacaktır! Eğer onlar bu Müslüman olma teklifini kabul etmezlerse, bu takdirde onlardan cizye iste!

    Şayet onlar bu cizyeyi vermek hususunda sana icabet ederlerse, sen onlardan bunu kabul et ve onlarla savaşmayı bırak! Eğer onlar Müslüman olma veya cizye verme teklifini kabul etmezler ise, o zaman Allah’tan yardım iste ve onlarla savaş! Bir kale ahalisini kuşattığın ve onlar da senden kendilerine Allah’ın ahdini, Nebisinin ahdini tayin etmeni istedikleri vakit, sakın sen onlara Allah ve Nebisinin ahd ve zimmetini tayin etme!

    Lakin sen onlar için kendi zimmetini ve arkadaşlarının zimmetini kararlaştır! Çünkü sizlerin kendi ahitlerinizi ve arkadaşlarınızın ahitlerini bozmanız, Allah’ın ahdini ve Nebisinin ahdini bozmanızdan daha hafiftir. Sen bir kale ahalisini kuşatır ve onlar da senden kendilerini Allah’ın hükmüne indirmeni istedikleri zaman, sen onları Allah’ın hükmüne indirme! Fakat sen onları kendi hükmüne indir. Çünkü sen onlar hakkında Allah’ın hükmüne isabet ettiğini veya isabet etmediğini bilemezsin!’ derdi.”

    Müslim 1731/3

    (19) Komutanın Askerlerini Teftiş Etmesi
    (36) Ebu Berze (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir savaş yolculuğunda idi. Allah ona ganimet verdi.

    Ashabına:

    −‘Sizler herhangi bir kimseyi kaybettiniz mi?’ buyurdu.

    Sahabeler:

    −Evet, falan, falan ve falanı kaybettik! dediler.

    Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tekrar:

    −‘Sizler herhangi bir kimseyi kaybettiniz mi?’ buyurdu.

    Sahabeler:

    −Evet, falan, falan ve falanı kaybettik! dediler.

    Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tekrar:

    −‘Sizler herhangi bir kimseyi kaybettiniz mi?’ buyurdu.

    Sahabeler:

    −Hayır, dediler.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Fakat ben Cüleybîb’i kaybettim onu arayınız!’ buyurdu. Cüleybîb şehitlerin içinde arandı. Nihayet onu öldürdüğü yedi kişinin yanında ölü olarak buldular. Öldürülen kimsenin adamları onu öldürmüşlerdi.

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun yanına geldi ve üzerinde durup:

    −‘Cüleybîb yedi kişiyi öldürdü, sonra da kendisini öldürdüler. ‘Bu bendendir ben de ondanım, bu bendendir ben de ondanım’ buyurdu.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu iki bileğinin üzerine koydu onun için Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in iki bileğinden başka hiçbir şey yoktu.

    Ravi: Şehit için bir çukur kazıldı ve kabrine konuldu dedi de yıkamayı zikretmedi.”

    Müslim 2472/131

    (20) Düşmanla Karşılaşmayı Temenni Etmemek!
    (37) Abdullah bin Ebi Evfa (Radiyallahu Anh), Ömer bin Ubeydullah’a bir mektup yazdı. O mektubu ben okudum şöyle idi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) düşmanla karşılaştığı bazı savaşlarında güneş semanın ortasından meyil edene kadar bekledi sonra insanların arasında ayağa kalkıp:

    −‘Ey insanlar! Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyiniz! Allah’tan afiyet isteyiniz. Ancak düşmanla karşılaştığınız vakit sabrediniz! Bilin ki, cennet kılıçların gölgesi altındadır!’ buyurdu.

    Sonra da:

    −‘Ey bulutları yürüten, ey toplanmış orduları bozguna uğratan Allah’ım! Düşmanları bozguna uğrat, düşmanlara karşı bize yardım et’ buyurdu.”

    Buhari 2772, Müslim 1742/20

    (38) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyiniz! Ancak düşmanla karşılaştığınız vakit, sabrediniz!’ buyurdu.”

    Müslim 1741/19

    (21) Savaş Etmeden ve Ona Niyet Etmeden Ölenleri Zem!
    (39) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Savaşmadan ve kendi kendine savaşma isteği ile konuşmadan yani, savaşa niyet etmeden ölen kimse münafıklıktan bir şube üzere ölür!’ buyurdu.”

    Müslim 1910/158

    (22) Kişiyi Savaştan Alıkoyan Özür
    (40) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Tebük savaşından dönüp Medine’ye yaklaştığımızda:

    ‘Medine’de öyle topluluklar var ki, sizin yürüdüğünüz her yerde, sizin geçtiğiniz her vadide şüphesiz onlar da sizinle beraber idiler’ buyurdu.

    Sahabeler:

    −Ya Rasulallah! Onlar Medine’dedir dediler.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Onlar Medine’dedir, ama onları Medine’de özür alı koydu!’ buyurdu.”

    Buhari 4122

    (41) Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Bir savaşta biz, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraberdik.

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Medine’de öyle kimseler var ki, yürüdüğünüz her yolda, kat ettiğiniz her vadide muhakkak onlar sizinle beraberdirler! Onları hastalık hapsedip menetmiştir!’ buyurdu.”

    Müslim 1911/159
  • Allah Yolunda Nöbet Tutmanın Fazileti
    (2) Allah Yolunda Nöbet Beklemenin Fazileti
    (9) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Akşam veya sabahleyin Allah yolunda yürümek hiç şüphesiz dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır. Herhangi birinizin cennetteki yay kadar yeri yahut bir değnek kadar yeri yani kamçısı kadar bir yer dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır. Şayet cennet ehlinden bir kadın yer ahalisine baksaydı, hiç şüphesiz o cennetle yer arası boşluğu aydınlatır ve orayı güzel koku ile doldururdu. Ve o kadının başındaki başörtüsü dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır’ buyurdu.”

    Buhari 2644

    (10) Selman (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Bir gün bir gece (İslam beldesini korumak için) hudutta nöbet beklemek nafile bir oruç tutup namaz kılmaktan daha hayırlıdır. Eğer o kimse nöbette ölürse, yapa geldiği salih amelleri üzerine yazılmaya devam eder, rızkı da gönderilmeye devam eder ve çok fitneye düşürücüden emin olur’ buyurdu.”

    Ebu Davud’taki rivayette:

    ‘...Kabrin fitneye düşürücülerinden emin olur...’ şeklinde gelmiştir.

    Hadiste zikredilen fitneye düşürücü kelimesiyle kast edilen, şeytan veya Münker ve Nekir melekleridir denmiştir.

    Müslim 1913/163

    (3) Mücahidlerin Dereceleri
    (11) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Herkim Allah’a ve O’nun Rasulüne iman eder, namaz kılar, Ramazanda oruç tutarsa, onu cennete girdirmek Allah’ın üzerine bir hak olur. O kimse ister Allah yolunda cihad etsin, isterse içinde doğduğu toprağında otursun’ buyurdu.

    Sahabeler:

    −Ya Rasulallah! Bunu insanlara müjdelemeyelim mi? dediler.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Şüphesiz cennette yüz derece vardır. Allah onları, kendi yolunda cihad edenler için hazırlamıştır. İki derece arasındaki mesafe sema ile yer arası mesafe gibidir. Siz Allah’tan istediğinizde, Firdevs cennetini isteyin. Çünkü o cennetin ortası ve en yücesidir...’ buyurdu.”

    Buhari 2640

    (12) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Ya Eba Said! Herkim Rab olarak Allah’tan, din olarak İslam’dan ve Nebi olarak Muhammed’den razı olursa, cennet onun için vaciptir’ buyurdu.

    Bu, Ebu Said (Radiyallahu Anhuma)’nın hayretine gitti de:

    −Ya Rasulallah! Bu sözleri bana tekrar etsen dedi.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları tekrar etti.

    Sonra da:

    −‘Diğer bir şey daha var ki, kul onunla cennette yüz derece yükseltilir. Bu derecelerden her iki derecenin arası sema ile yer arası mesafedir’ buyurdu.

    Ebu Said (Radiyallahu Anhuma):

    −O diğer bir şey nedir? Ya Rasulallah! dedi.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘O Allah yolunda cihattır, o Allah yolunda cihattır!’ buyurdu.”

    Müslim 1884/116
  • Cihadın Fazileti
    (1) Cihad Kıyamete Kadar Devam Edecektir!
    (1) Mugire bin Şube şöyle tahdis etti:

    “Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Ümmetimden bir takım insanlar galip gelmekte devam edeceklerdir. Onlar bu galip halde bulunurken Allah’ın emri onlara gelecektir’ buyurdu.”

    Hadisteki Allah’ın emrinden murat, kıyametin kopmasıdır. Bazı âlimler, Allah’ın emriyle kast edilen; kıyametin kopmasına yakın her mü’min erkek ve her mü’min kadının ruhunu alacak olan güzel tatlı bir rüzgârdır dediler.

    Buhari 3405, Müslim 1921/171

    (2) Muaviye şöyle dedi:

    “Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Benim ümmetimden bir topluluk Allah’ın emirlerini yerine getirmekte devam edecektir. Onlara yardım etmeyen onlara muhalefet edenler bu taifeye zarar veremeyecektir. Allah’ın kıyamet emri onlara gelinceye kadar, onlar bu galibiyet üzere olacaklardır...’ buyurdu.”

    Buhari 3405, Müslim 1037/174

    (3) Sevban (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Ümmetimden bir taife hak üzere galip olarak devam edecektir. Allah’ın emri kendilerine gelinceye kadar, onlar hak üzere hep öyle sebat edecektir. Muhalefet edenler onlara zarar veremeyecektir!’ buyurdu.”

    “Hadiste zikredilen “taife” hakkında, İmam Buhari (Rahmetullahi Aleyh):

    ‘Onlar ilim ehlidir’ dedi.

    Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh) ise:

    ‘Onlar eğer hadis ehli değilse, onların kim olduğunu bilmiyorum!’ dedi.

    İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh)’de:

    ‘Bu taifenin cesaretle savaşanlardan, fakihler, muhaddislerden kınayanların kınamasına aldırmadan iyiliği emreden kötülükten alıkoyan vb. iman sahibi salih kimselerden olması muhtemeldir’ dedi.”

    Müslim 1920/170

    (4) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

    “Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Ümmetimden bir taife kıyamet gününe kadar hak üzere savaşarak muzaffer olmakta devam edecektir. Nihayet Meryem oğlu İsa iner ve Müslümanların emiri ona:

    −‘Gel bize namaz kıldır der.

    Bunun üzerine İsa aleyhisselam:

    −‘Hayır, Allah’ın bu ümmete bir ikramı olarak sizin bir kısmınız diğerleriniz üzerine emirlersiniz buyurur’ dedi.”

    Ahmed 14726, 15129, Müslim 1923/173, Ebu Davud 2484, Hâkim 4/480, Albani Sahiha 1959

    (5) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e bir adam gelerek:

    −Bana cihada denk olacak bir amelde delillik et dedi.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Ben cihada denk olacak bir amel bulamıyorum!’ buyurdu ve devamla:

    −‘Mücahid sefere çıktığı zaman sen mescide girip o dönünceye kadar devamlı namaz kılmaya, iftar etmeden devamlı oruç tutmaya gücün yeter mi?’ buyurdu.

    O kimse:

    −Buna kimin gücü yeter ki dedi.”

    Buhari 2634, Müslim 1878

    (6) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Allah, kendi yolunda cihada çıkan kimseye:

    ‘Onu evinden çıkaran şey Bana iman ve Rasullerimi tasdik ise, elde ettiği ecir ve ganimetle salimen evine geri getireyim veya onu cennete girdireyim’ diye tekeffül etmiştir. Ümmetime meşakkat verecek olmasaydım hiçbir cihad müfrezesinin arkasından geri durmazdım! Şüphesiz Allah yolunda öldürülüp diriltilmemi, sonra tekrar öldürülüp diriltilmemi, sonra tekrar öldürülüp dirilmemi isterdim!’ buyurdu.”

    Buhari 189, Müslim 1876/103

    (7) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e, ya Rasulallah! İnsanların hangisi daha faziletlidir? denildi.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Canıyla malıyla Allah yolunda cihad eden mü’mindir’ buyurdu.

    Sahabeler:

    −Sonra kimdir dediler.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Allah’tan korkup insanları kendi şerrinden emin kılıp vadilerden bir vadiye çekilen mü’mindir’ buyurdu.”

    Buhari 2636, Müslim 1888

    (8) Abdurrahman bin Cerir (Radiyallahu Anh) şöyle haber verdi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Herhangi bir kulun ayakları Allah yolunda tozlanırsa, cehennem ateşi ona dokunmaz!’ buyurdu.”

    Buhari 2658