Zaman keskin bir kılıçtır. Ya sen onu kesersin ya da o seni keser. Nefsin senin en büyük düşmanındır. Ya sen onu hak ile meşgul edersin ya da o seni batıl ile meşgul eder. Y.P.
“Pişmanlık duyup daima kendini kınayan nefse de yemin ederim”; Kıyame Suresi/ 2
İnsanlar bazı vakitlerde vicdanlarının sesini dinleyerek, hissederek gafletten uyanırlar. Yaptıkları hataların ve günahların farkına varıp da tövbeye dururlar. İşledikleri günahları düşünürler de pişmanlık duyarlar ve sonra yaptıkları için kendini suçlu bulurlar.
Levvâme nefis sahipleri bilse de bilmeyenlerdir. Lakin fark edebilenlerdir. Yani nefsin onlara emrettikleri kötü işleri bilir-ler. Ama yine de her an nefsin hilelerine kanabilirler. İşte o vakit cennet nimetleri ya da cehennem korkusundan dolayı yani nefisleri için ibadet ederler.
Insan yalnızlığa meylettiği vakit yahut insanlardan uzak olmak istediği vakit Allah'a yaklaşıyordu ve ben istemezdim asla bunu. O ki insan Allah'a yaklaştıkça benden uzaklaşırdı.
kalp; konuşmaya, sual etmeye, tefekkür etmeye başladığı anda akıl ona tabi olurdu ve sesim çıkamazdı benim.
Kalp akla tabi olursa o vakit ben hükümran olurdum insa-na, yalnızca beni dinler, benim emirlerime itaat ederdi. İlla ki aklı tabi olursa kalbine o vakit ben varsam da yok gibiydim.
Şöylesem de işitmezdi. Zincire vurulmuş bir hükümdar, kendi sarayında esir bir padişah olurdum. Dilsiz bir amir, kör bir kılavuz ne işe yarardı ki?
Ben ona kötü olan, dünyalık olan ne varsa onu emrediyor-dum. "Nefs-Temmâre" diyordu insanlar benim bu hâlime. Kötülüğü emreden nefs... Kötü olanı hoş gösteren, onu yapman için arzu, heves, gurur, kibir, nefret her ne varsa telkin eden.
O hâldeydim ve öyle ediyordum. Ve onları yapmasını istiyordum Kadı Mahmud Efendi'nin. Gerçi yapmıyordu çoğunu, ona açıktan yaklaşamıyordum da iyiymiş gibi gösterip, iyilik entarisi giydirip öyle anlatıyordum.
Ahiret denen şeyi getirmedim hiç aklına. Zira o akla geldiği anda ben onu terk ederdim. Ben yalnızca bu dünyada var-dım, ahiret benim için yokluk demekti. Dünya bendim ve ben dünya idim. Dünyalık dertler salıyordum onun başına, gözüne perde oluyordum, sözüne gölge oluyordum, yoluna engel oluyordum, gönlüne düşman oluyordum.