Zaman keskin bir kılıçtır. Ya sen onu kesersin ya da o seni keser. Nefsin senin en büyük düşmanındır. Ya sen onu hak ile meşgul edersin ya da o seni batıl ile meşgul eder. Y.P.
Askerin gayreti hiç bitmezdi. Son adım, son tepe, son gece diye diye nice adımlar atılır, nice tepeler çıkılır ve nice gecelerden sonra sabaha ulaşılırdı.
Bu gizemli karın yağmasının altında yatan anlamı, “Sizin savaşlarla, birbirinize olan kinlerinizle, maddeten ve manen kirlettiğiniz yeryüzünü ben temizlemeye geliyorum”, der gibiydi. Kar, eski, isli, kirlenmiş boyanın üstüne karın getirdiği beyazlık insanların kirlenen gönüllerini, ihtiraslarını da silebilse, keşke ak pak eyleyebilseydi.
Güneş gören karlar misali erimekte olan imparatorluk, bir çığ gibi, yamaçtan aşağıya yuvarlanan kartopu gibi, harpten harbe, cepheden cepheye sürükleniyordu. İnsanlar ölüyor, muhacir olup yollara dökülüyor, ateşten kaçıyorlardıama ateşe koşanlar da vardı. Asker, pervaneler gibi ateşe doğru yürüyordu.