Buna göre kitle iletişim araçlarıyla kuşatılmış bir dünyada izleyicilerin de toplumdaki iktidar oyunlarının nesnesi olmaktan öteye bir anlam taşımadıklarını, dayatılan birtakım seçeneklerle yönlendirildiklerini iddia ederler.
Değiştirmek veya yenilemek zahmetli olup zaman ve enerji aldığı için insanların çoğu edindikleri ilk izlenimlerle hareket ederler. Parçalanması atomdan daha zor olan o önyargılar genellikle böyle oluşur.
Başka bir ifadeyle insan doğulmuyor, insan olunuyor: İnsan olma potansiyeliyle doğarız ama bu potansiyel gelişme fırsatı bulabilirse insan olma yolunda büyür, olgunlaşır.