Raif Efendi’nin sessiz, içine kapanık dünyasının Maria Puder ile kesişmesi; başlangıçta dostluğun samimiyeti, ardından aşkın sarsıcı yoğunluğu ile örülüyor. Yazar, bu ikilemi öyle incelikle aktarıyor ki okur bir yandan karakterlerle empati kurarken, diğer yandan onların iç dünyasındaki gelgitleri derinden hissediyor.
Romanın en çarpıcı yanı, sürekli bir bilinmezlik duygusu yaratması. Kitabın en olaylı kısmında okur, Raif Efendi’nin hikâyesinde umut taşırken, beklenmedik bir anda ölüm gerçeğiyle karşılaşıyor. Bu kırılma, yalnızca romanın dramatik etkisini artırmakla kalmıyor; aynı zamanda yaşamın beklenmedik yönlerini hatırlatıyor. Yazarın duygu aktarımındaki başarısı, kitabın sayfalarını merakla çevirmemi sağladı ve bolca alıntı yapmama neden oldu.
Tek eleştirim, metinde yer alan yoğun eski kelimeler. Bu durum, zaman zaman okuma hızımı düşürdü ve akıştan kopmama sebep oldu. Yine de bu küçük zorluk, romanın etkileyici atmosferini gölgelemeye yetmedi. Kürk Mantolu Madonna, hem dil hem duygu açısından derin izler bırakan, bitirdiğimde uzun süre etkisinden kurtulamadığım nadir kitaplardan biri oldu.
Yeni okuyacaklara şimdiden iyi okumalar diliyorum.
"Raif Efendi'nin ölümü bana o kadar tesir etmemişti. İçimde onu kaybetmiş gibi değil asıl şimdi bulmuş gibi bir his vardı."
"O bu dünyadan ayrılırken benim hayatıma, başka hiçbir insana nasip olmayacak kadar canlı bir şekilde giriyordu. Bundan sonra onu daima yanımda bulacaktım."
"Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin. Bunu sonuna kadar götüremediysen kabahat senin değil... Bana hakikaten yaşamak imkânını verdiğin birkaç ay için sana teşekkür ederim. Böyle birkaç ay, birkaç ömür kıymetinde değil midir?.."