mustafa said işeri

mustafa said işeri
@saidiseri
okur kitabını..
editör
istanbul
43 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
açlık sancısı
Açlık sancısı, âdeta her nimetin üzerindeki varlık barkodunu deşifre eder, gönderilmişlik etiketini doğrudan okumayı sağlar. Senai Demirci, Oruç Psikolojisi, s. 146.
Kitap Alıntısı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
oruç ve seyahat
“Seyahat eden sıhhat bulur” diyor Peygamberimiz [s.a.v.] “Oruç tutan sıhhat bulur” da diyor. Buradan hareketle orucu ve yolculuğu eş anlamlı olarak okuyoruz Nebevi gündemde. Orucun yolu var; yolun da orucu olmalı demek ki. Mümin olmanın, yani Allah’tan emin olmanın göstergelerini sayan Tevbe suresi 112. ayetindeki “es-sâihûn” kelimesi de hem “oruç tutanlar” hem “seyahat edenler” diye okunur. Anlaşılan o ki, bir seyahatteyiz. İç yolculuğumuz başladı bile.
Sayfa 20·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Akışkan Hayat
Akışa bunca düşkün bir hekimin ve anlamaya delice iştahlı bir yazarın “hayat” kelimesinin kökündeki “akışkan” anlamına âşık olmasını anlayışla karşılamalısın. Evet, hayat akıştır; “hayy” ve “müheyya” gibi Türkçeleşmiş kelimeler de akışkanlığı fısıldar. Каtılığın olduğu yerde ölüm vardır, akışın olduğu yerde yaşam vardır. Katılaştıran insanlarla katılaştırılan taşların baş başa kaldığı yer cehennemdir [Bakara, 24]. Görünenlerin altında nehirlerin çağıldadığı, her şeyin “hayevan” olup [Ankebut, 64] akıştığı mahal ise cennettir.
Sayfa 13·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Misafir
“Sen burada misafirsin ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse beraberce götüremediği bir şeye kalbini bağlamaz.” Mesnevî-i Nuriye
Kitap Alıntısı
Hapishanesiz bir toplum mümkün mü?
7/10
·186 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 20:45
Suç ve ceza, insanlık tarihi kadar eski bir mesele. Hatta yeryüzü, insan ortaya çıkmadan önce bile suç ve ceza fikriyle tanışmıştı fakat insan bu gerçekliği hem daha görünür hem de daha karmaşık hâle getirdi. Çünkü insan iyilikte de kötülükte de sınırları zorlayabilen bir varlık. Modern zamanlarda kötülük yalnızca artmıyor aynı zamanda çeşitleniyor, derinleşiyor ve daha sofistike biçimler kazanıyor. Bu durum suçla mücadeleyi de her geçen gün daha çetrefilli bir meseleye dönüştürüyor. Ancak bugün suçla mücadelede en etkili mekanizma olarak görülen hapishanelerin –hatta modern biçimleriyle birer cezakente dönüşen yapıların– bu işlevi ne ölçüde yerine getirebildiği ciddi tartışmaları beraberinde getiriyor. Bu bağlamda Hapishanesiz Toplum Arayışı bir yandan Türkiye’nin hapishane karnesini ortaya koymaya çalışırken diğer yandan modern ceza sisteminin zihinsel ve ahlaki temellerini sorgulayan bir eser olarak öne çıkıyor. Kitap daha ilk sayfalarında hapishaneleri “yakıtı insanlar olan” bir mekân şeklinde tasvir ederek okuru sarsıcı bir atmosferin içine çekiyor. Bu çarpıcı ifade aynı zamanda eserin temel yönelimini de açık ediyor: Hapishaneyi doğal, kaçınılmaz ve tartışma dışı bir kurum olarak değil eleştirilebilir, dönüştürülebilir ve insana ait bir yapı olarak görmek. “Yakıtı insanlar olan” ifadesi ise ister istemez Kur'an-ı Kerim’deki Bakara suresi 24. ayette geçen cehennem tasvirini çağrıştırıyor. Söz konusu ayette cehennem “yakıtı insanlar ve taşlar/putlar olan” bir azap mekânı şeklinde anlatılır. Bu açıdan bakıldığında yazarın, üstü örtülü biçimde modern hapishaneleri cehenneme benzeten güçlü bir metafor kurduğu söylenebilir. Eser, suç ve ceza olgusunun tarihsel köklerine de kısaca değinir. Hatta bu ilişkinin Hz. Âdem (as) ve Havva’nın ilahi yasağı ihlal etmesi ve
Hapishanesiz Toplum ArayışıMünker Odabaşı · Lejand Yayınları · 20214 okunma