Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sokratik yöntem iyi bilinir. Sokrates muhatabının iddialarına karşı önermeler ileri sürmezdi. Yaptığı daha ziyade, muhatabının önermesini geçici olarak kabul etmek ve bundan antitezinin çıkarılabileceğini göstermekti. Sokratik diyaloğa hususi niteliklerini veren budur. Sokrates, bu yöntem ile annesinin işi arasında bir bağlantı kurmuş ve bunu bir ebelik biçimi olarak adlandırmıştı. Öğretmiyor, daha ziyade insanların hakikati kendi başlarına bulmalarına yardım ediyordu.
Eski felsefe duyulara dayalı bir yanılsamayı akıl yoluyla eleştirmeyi görev bellemişken, Kant aklın kendisinin ürettiği yanılsama türünü (Schein) eleştirmeye çabalar. Aslında bu yanılsama türü akıl için zaruridir ve dolayısıyla akıl kolay kolay onu yerinden edemez. Kant bu yanılsama dünyasını “aşkınsı yanılsama” olarak adlandırmıştı. Bu tür yanılsama akıldan doğar ve aynı sebeple onu yalnızca akıl eleştirebilir. Dolayısıyla Kant’ın “eleştiri” ile kastettiği, aklın bizzat akıl tarafından eleştirilmesidir.
Diogenes Laertios, Pythagoras’ın felsefe (bilgi sevgisi) kelimesini kullanan ve kendisini filozof (bilgi sevdalısı) olarak tanımlayan ilk kişi olduğunu yazar.
İnsanbiçimciliği eleştirirken Spinoza esprili bir ifadeyle şöyle der: Bir üçgen konuşabilseydi Tanrı’nın mükemmel bir üçgen olduğunu, çember ise ilahi doğanın mükemmel bir çember olduğunu söylerdi. Böylece her biri Tanrı’ya kendi niteliklerini atfederek, kendisini Tanrı’ya benzer varsayar ve diğer her şeyi biçimsiz olarak görürdü.