1.ciltini seneler önce okumama rağmen son hikayesi beni çok etkilemişti hala da aklımda. Sanki müziği de biliyorum gibi hatırlıyordum. Hissediyorum, ama mangayı açıp baktığımda bir müzik adı bulamadım ve animesini de.
Bana öyle bir etki bırakmıştı ki
Ama bu ciltteki hikayeleri ilk cilte göre daha hafif buldum. Yine klasik hikaye ülkenin refahını korumak için hükümet bir işlem başlatıyor. Buna ikigami deniyor. İkigamiyi alan kişinin ölmeden önce son 24 saate ne yaptığını okuyoruz. Hikayesini ve ikigamiyi dağıtan ana karakterimizin de psikolojisini ve fikirlerini görüyoruz. Onun da bu işten dolayı düzgün bir hayatı yoktur.
İlk hikayeyi hiç sevmedim kadının o halleri tamam seni kimse sevmemişte sen neden bi adam için bu kadar kendini yıpratıyorsun? Yaa adam da kötü yani hayalleri gözünü kör etmiş ve ulaşmak için her yönü deniyor. Kendini mahvediyor.
Neyse kadın o kadar şeyki ilk sevgilisine ikigami geldiğini sanıyor ve çok üzülüyor. Kendisinin olduğunu öğrenince bu kadar tepki vermedi neyse sonu üzücüydü, tek başına ölmek istemeden tek başına ölmesi...
Son hikayeyi sevdim. Huzurevinde yeni işe başlayan gencin hayat hikayesini anlatıyor. İlk başta her şey kötü giderken bir tane hastanın onu ölen kocası olduğunu sanınca olaylar gelişiyor. O hastanın yüreğine umut oluyor. O hastanın hayatına dokunuyor. Yeniden yürümeye teşvik ediyor. En sonunda ailesinin söyelediğinin aksine bir şeyi başardığı için mutlu oluyor.
İlk defa düzgün bir şekilde bir şey yaptığı için.
Mezarlık sahneyi çok güzeldi yüreğime işledi
Ve kesinlikle neredeyse ağlıyordum son hikayede bir 5 sayfa daha uzaksalar kesin ağlardım. Etkileyici bir hikayeydi hele son sayfaları...
İlk ciltte ağlamıştım
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Herkesin bildiği prensesleri yazar kendince yorumlamış ve ortaya uzun maceralı seri çıkarmış. Yazar bunu nasıl düşündü acaba? Düşünsenize sayborg bir cinderella...
Ana karakterimiz Cinder, Üvey annesiyle yaşayan bir sayborg ve mekanik ustası. 2 tane kızkardeşi var. Klasik olarak biri kötü üvey kardeş iken küçük olan ile cinder çok iyi anlaşıyor.
Bütün dünyayı sarmış olan bir hastalık var ve senelerdir bunun tedavisini bulmaya çalışıyor. Milyonlarca can kaybına yol açmış salgın. Sizce bu salgında kim ölecek? Bir de aylılar var yüz yıla aşkın dünyalılar ile savaş halinde olan bi hakaret ile hemen savaş başlatmaya çalışan kötü kalpli kraliçe levena. Öyle kötü ki çoğu vatandaşı sevmiyor. Birde bunların gücü var.
Küçük yaşta ülkesinin yükleri omuzlarına yüklenmiş prens Kai var.
Kesinlikle ters köşe olmadım. Her şey çok belliydi belki bundan bi 8 sene önce okusaydım daha çok severdim. 180.sayfa da fln açıklanan bir olayı hemen anlıyorsun. O yüzden sonu benim için bir şok dalgası yaratmadı. Çünkü çok belliydi ama yinede güzeldi.