Bir hikaye gelir aklıma. Bir gün sultanın biri vezirlerini çağırıp şöyle demiş: “bana öyle bir yüzük yapın ki ona baktığımda hüzünlüysem neşeleneyim, neşeliysem hüzünleneyim ve düşüneyim.“ Vezirler üzerine uzun uzun düşünüp bulamamışlar. O sırada ülkede bulunan bir derviş bunu duymuş ve padişaha bir yüzük yapıp vermiş. Padişah aradığı yüzüğün bu olduğunu söylemiş, yüzükte ise şöyle yazıyormuş: “bu da geçer ya hû!”