Berfinn

Berfinn
@sair_berfeee
Avareyim, âsudeyim, yorgunum..
Değeri bilinmesi gereken bir dost..
9/10
·126 syf.··
2021 89. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2021 17:59
Kitap hakkındaki fikirlerimi dile getirmeden önce size biraz kitabın yazıldığı dönemden ve kitabın o dönem yarattığı etkiden söz etmek istiyorum. Genç Werther'in Acıları, 1774 yılında Johann Wolfgang Von Goethe tarafından kaleme alınmış bir eserdir. Eser, yayınlandığı dönem o kadar ilgi görmüş ki Avrupa'da adeta bir Goethe rüzgarı estirmiştir. Ne var ki o dönemde kitapla birlikte intihar vakaları da baş göstermiştir. Bu nedenle kitap Avrupa'da o dönem yasaklanmıştır. Hatta o dönem yine aynı etkiden dolayı Avrupa'da bir mavi ceket sarı pantolon furyası ( Werther gibi giyinme) başlamıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere kitap hem konu hem de anlatım tarzı olarak etkileyiciliğini kanıtlamıştır. Ki bunu yıllar geçmesine rağmen hala çok okunanlar arasında yerini almasından da anlayabiliriz. Goethe bu kitabı kaleme alırken henüz daha 25 yaşındaydı ve bu şaheseri yalnızca iki haftada tamamlamıştır. Kitabın konusuna dönecek olursak: Bir hukuk stajyeri olarak çalışan, kentin yarattığı ruhsal çöküntüden kaçarak kendini doğanın kollarına bırakan, ve Wahlheim'e yerleşen o sırada da yaşadığı her şeyi arkadaşı olan Willhelm'e yazdığı mektuplarla bizi kendi dünyasının içine alır Werther. Katıldığı bir baloda tanıştığı Lotte adındaki bayana aşık olur. Ne var ki daha sonra öğrenir ki Lotte aslında nişanlıdır. - Burada ufacık araya girmek istiyorum çünkü, kitap hakkında biraz araştırma yaptığınızda şaşırtıcı bilgilerle karşılaşıyorsunuz: Tıpkı şiirleri gibi, Werther'de de kendi yaşamından bir parça vardır Goethe'nin. 9 Haziran 1772 yılında Wetzlar'da hukuk stajını yaparken, bir arkadaşının nişanlısına (Charlotte Buff) âşık olduğu için yaşadığı duygu ve ahlak çatışmasından esinlenmiştir bu romanını yazarken. Sondaki intihar vakası ise, o sıralarda Goethe'nin arkadaşı Jerusalem'in evli
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024149,9bin okunma
Reklam
Dostoyevski'yle bir çay için derim..
10/10
·193 syf.··
2021 88. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2021 17:47
Uzun zamandır okumak istediğim ama ne yalan söyleyeyim biraz da çekindiğim bir yazardı Dostoyevski. Bu kitaptan sonra bu düşüncelerimin ne kadar da yersiz olduğunu anladım. Hatta neden bu kadar geciktiğim konusunda da hayıflanmadım değil. Edebiyatın devi olarak da bildiğimiz ve bu sıfatı fazlasıyla hak eden Dostoyevski daha kitabın ilk satırlarında sizi kendi yeraltının çekim alanına almayı başarıyor. "Hasta biriyim ben, huysuz adamın tekiyim. Çirkinim." Yazarın kendi "yeraltından" yani kendi içinden kendi düşüncelerinden bize seslenişleri ve haykırışlarıyla başlayan ve bu şekilde devam eden kitapta Dostoyevski adeta bir cerrah titizliğiyle sizin de düşüncelerinize neşter dayıyor diyebiliriz. Konu ne olursa olsun düşüncelerini korkusuzca dile getiren yazar yer yer sizi de düşündürüyor. Dostoyevski'ye kulak verin derim çünkü o bizim anlatamadıklarımızın, söylemekten çekindiklerimizin sessiz bir çığlığı gibi. Sessiz bir çığlık dedim çünkü kitapta olaylar ilerledikçe göreceksiniz ki yazar kendi içinde apansız bir kavgaya tutuşurken bunun dışa vurumu çok sönük kalıyor. Kitabın ilk kısmında yazar insanların en büyük özelliği olan nankörlüğü anlatmış, aslında çok bilmenin o kadar da iyi olmadığını bunun aslında en büyük tembellikleri doğuracağını acımasızca dile getiriyor. Bir sorular tufanına yakalandığınız bu bölümde yazar kimi zaman cevabı size bırakırken yer yer acımasızca cevap vermekten de kaçınmıyor.. Kitabın ikinci bölümünde ise ilk bölümde anlattığı insan felsefesine örnek olacak bir öyküyü başarıyla işlemiş, gururunu korumak isterken sergilediği tutarsız karakter biçimlerini, çok bildiğini ve kimse gibi olmadığını düşündüğü halde ezikliğe boyun eğdiği, geri dönüşü olmayan durumlarını ve buna benzer birçok insani anları analiz etmiştir. Kitabı okurken yazarın
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · AltınPost · 2012159,3bin okunma
Siz büyükler güneş nasıl uyandırılır biliyor musunuz?
10/10
·280 syf.··
2021 86. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2021 13:33
Şeker Portakalından tanıdığımız yaramaz, haylaz, zeki ama bi o kadar da hassas bir yüreğe sahip olan, içindeki yalnızlığı bir şeker portakalı fidanıyla gidermeye çalışan, ailesi sefalet içinde sevgiden yoksun baba şefkati nedir bilmeden büyüyen Zeze'miz kendine bir de baba bulmuştu: Portuga:) Ben bile her anımsadığımda içim cız ediyor çünkü acıyı çok erken yaşta tadan minik Zeze daha 8 yaşını bile doldurmadan hayatta tutunduğu iki dalı da kırılmıştır. Güneşi Uyandıralım'da ise Zeze karşımıza ergenliğe adım atmış az da olsa çocukluktan sıyrılmış ama asla çocuk kalbinden ödün vermeyen aynı hassas ve kırılgan kalbiyle yine karşımızdadır. Ailesindeki sefaletten biraz olsun kurtulması ve ilerde ailesini bu sefaletten kurtarması için varlıklı bir aileye evlat olarak verilir. Ne var ki aradığı baba şefkatini burada da bulamamıştır. Anlamak güç bir çocuğa sadece çocuk olarak bakmak ve ona sevgi göstermek bu kadar mı zor? Bizim akıllı Zeze yalnızlığını, sevgisizliğini kendince kendi hayal dünyasında kurduğu arkadaşlarıyla, babasıyla gidermeye çalışır. Kitaptaki en üzücü şey de bu aslında evet kitabı okurken Zeze'nin hayali arkadaşları hayali bir babası olduğunu biliyor ve okuyorsunuz ama buna biraz kafa yorunca Zeze'nin aslında gerçek hayatta bir türlü göremediği ondan esirgenen sevgiyi kendi içinde o çocuk kalbiyle gidermeye çalıştığını görüyorsunuz. Ne acı. Bunun yanında bir de gerçek bir dostu vardır: Okuldaki peder Fayolle. Şeker Portakalındaki Portuga gibi her daim Zeze'ye arka çıkan onun altın kalbinden tek bir an bile şüphe duymayan Fayolle. Artık kalbinde bir Cururu kurbağasıyla yani Adam ile yaşamaya başlar üstelik kendine gittiği sinema filmlerinden de bir baba bulur: Maurice Chevailer. Her ihtiyacı olduğunda ona cesaret veren bu iki kişi zamanı geldiğinde yani
Güneşi UyandıralımJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202542,8bin okunma
Hayal kırıklığı...
5/10
·80 syf.··
2021 83. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2021 11:15
Sıkı bir Zweig okuru olarak üzülerek söylüyorum ki benim için bir hayal kırıklığıydı. Zweig, psikolojik tahlil , insan zaafları, tutkuları, takıntıları, çaresizlikleri ve çöküşleri üzerine birçok kitap kaleme almıştır. Bugüne kadar hangilerini okudun derseniz: Satranç, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat, Olağanüstü Bir Gece, Rahel Tanrıyla Hesaplaşıyor gibi kitaplarını okudum. Ve her okuduğum kitapta bir kat daha hayranlığım arttı. Çünkü Zweig insanların tutkularını, arzularını, takıntılarını, bağımlılık ve zaaflarını o kadar sürükleyici, merak uyandırıcı ve ayrıntılı bir şekilde anlatıyor ki hayran olmamak elde değil. Ay ışığı Sokağı kitabında bize anlatacak bir şeyin yok mu derseniz eğer: Kitap Ay Işığı Sokağı, Leporella, Nişan, Leman Gölü Kıyısında Olay ve Avare olmak üzere beş kısa öyküden oluşuyor. Bu öykülerde ne buldun derseniz ne derim bilmem ama ne bulmadın derseniz daha önce okuduğum kitaplarda bulduklarımı-az önce yukarda dile getirdiklerimi-bulamadım diyebilirim. Tutkulu bir Zweig okuru olarak bunları söyleyeceğimi hiç düşünmezdim. Hali hazırda elimin altında okumam gereken daha çok Zweig kitabı var ama umarım onlar da beni bu kitap gibi hayal kırıklığına uğratmazlar. Keyifli okumalar:)
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202181,9bin okunma
Elinize bir kalem alın ve kitabı baştan sona çizin:)
9/10
·128 syf.··
2021 81. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2021 12:37
Halil Cibran'la tanışmama vesile olan kitap. Kitap ince olmasına rağmen fazlasıyla vakit ayırma gereksinimi duydum. Çünkü bu kitabın bi çırpıda ince diye tek seferde okunması taraftarı değilim. Kitap o kadar derin anlamlar içeriyor ki her satırın her sözün altını çizmek ve "artık çizmesem mi?" diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Kitap uzun zamandır yaşadığı Orphalese'den ayrılmak üzere olan Ermiş'e halktan birçok konuda kendisine hitap etmesi istenir. Ermiş'e aşk, ölüm, dostluk, adalet, zaman, dua, veda ve daha pek çok konuda sorular yöneltilir. Bunların hepsine cevabı olan Ermiş bize hayata ve insanın özüne dair verdiği bilgilerin her biri birer hazine niteliğindedir. Bize erdemin sağlıklı, huzurlu, her daim eksiksiz bir hayat yaşamanın değil; bazen eksik günlerimizin, hüzünlü gecelerimizin ve sevinci tatmak için önce acıyla tanışmamız gerektiğini ve ancak bunlarla erdemli bir hayat yaşayabileceğimizi dile getirir. Ermiş'e göre haklıyla haksız, suçluyla suçsuz, güzelle çirkin ve acıya karşı dimdik ayakta duranla düşmüş aynı kişidir. Günlük hayatta bize basit gelen konular o kadar güzel betimlemeler ve duygularla anlatılmış ki her konu birer kitap niteliğinde. Kitabın sonunda "Üstat benim de sana bir sorum olacak" demekten kendinizi alamıyorsunuz. Sizin incelediğiniz değil onun sizi incelediği bir kitap. Keyifli okumalar:)
ErmişHalil Cibran · Kaknüs Yayınları · 201785,2bin okunma
Reklam