8/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2026 196. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 20:32
"Ülke içerisinde istediğimiz birliği ve desteği yakalama şansımız şu aşamada yok. Bu konudaki işler düşmanın faaliyetlerini bizim daha da aleyhimize bir hal alacak. Topyekün savaşı hazırlarsak bile işgali engelleme şansımız çok az görünüyor. En iyi ihtimalle elimizde tamamen yıkılmış, halkının büyük bölümü yok edilmiş, hiçbir ülkenin yardım etmeyeceği bir vatan kalır .Ondan sonra tabii ki rahat bırakmayacaklar .Hedefleri bu bölgeyi sürekli istikrarsız bırakıp ,yeni kuracakları dünya düzeni için ibretlik halde tutmak. Bu şekilde bu bölgedeki vatandaşları tamamen yok ettikten sonra ise yeni kuracakları dünya düzeninin kalp sahası haline getirmek. Bu kalp sahasının kalbini de İstanbul'da kurarak dünya yönetiminin merkezi yapısını tehdit edecekler. Yani arkadaşlar bu millet tam olarak ölüm ,kalım, esaret ya da özgürlük savaşının eşiğinde duruyor .En kötüsü de bu oyunu değiştirebilecek, bozabilecek hiçbir yapının bundan haberi olmaması. Hatta bu olabilecekleri aklına bile getirmemiş olması..." Kitaptan küçük bir paragraf sadece ama insan okuyunca nasıl da kötü hissediyor degil mi?Ama maalesef bunların hiçbiri uzak degil ülkemize. Çünkü bizim ülkemiz Osmanlı döneminden beri dünyanın bir çok ülkesinin ağzını sulandıran bir cografya .Hatta bazılarının öyle emelleri var ki ,çoğu zaman saklama gereği bile duymuyorlar.. İşte burda Düzen giriyor devreye Tarihin ilk gizli teşkilatı. Seçilmiş kişilerden oluşan bir oluşum . Türkan 15 yaşında normal bir hayat süren bir kızken bir gün kendini değişik bir ortamda buluyor..Çeşitli yaşlarda 16 çocuk toplanmış. Onlara Düzenin oluşumu anlatılıyor ve onların anne karnından beri izlendikleri..Çocuklar dört gruba ayrılıp farklı yönlerde egitiliyor.Türkan Saka oluyor . Beş yıl süren egitim neticesinde normal hayatlarına dönüyorlar, tabi
DüzenMustafa Dilsiz · Perseus Yayınevi · 202415 okunma
Spoiler var
2/10
·448 syf.··
2026 14. kitabı
ikinci kitaba başlarken artık bazı sırların açığa çıkacağını, karakterlerin oturup gerçekten konuşacağını ve yaşananların daha mantıklı bir zemine oturacağını düşünmüştüm. Ancak kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey bunun tam tersi oldu. İlk kitapta beni rahatsız eden birçok unsur devam ettiği gibi bazı noktalarda daha da büyümüştü. Korkunç! Kitap boyunca Mahinev, Ali Asaf'ın onu aldattığını düşünüyor. Açıkçası okur olarak bizim düşünmemiz gereken şey de bu. Çünkü kitap sürekli olarak bizi bu sonuca yönlendiriyor. Ortada Lina var, ortada başka bir kadın var, ortada yıllarca süren sessizlik var ve ortada cevaplanmayan onlarca soru var. Fakat bütün bunların içinde beni en çok rahatsız eden şey Ali Asaf'ın gerçeği biliyor olmasına rağmen hiçbir açıklama yapmaması oldu. Mahinev soru soruyor. Ali Asaf susuyor. Mahinev cevap bekliyor. Ali Asaf yine susuyor. Mahinev acı çekiyor. Ali Asaf hâlâ susuyor. Bu döngü yüzlerce sayfa boyunca tekrar ediyor. Bakın şaka değil yüzlerce sayfa sürüyo. Bir noktadan sonra bu durum gizem yaratmıyor. Sadece hikâyeyi uzatıyor. Karakterlerin yaşadığı sorunları değil, yazarın hikâyeyi uzatmak için karakterleri konuşturmadığını hissetmeye başladım. İlk kitapta da bu vardı ama ikinci kitapta çok daha yorucu bir hâl almış. Nefes aldırmadı.. Lina karakteriyle ilgili de karışık hisler içerisindeyim. Hikâyeye girişini etkileyici buldum. Annesini kaybetmek üzere olan küçük bir çocuğun hikâyesi doğal olarak insanı etkiliyor. Ancak Mahinev'e bağlanma süreci bana fazla hızlı geldi. Evet, travma yaşayan çocuklar hızlı bağ kurabilir ama burada yaşanan bağın yoğunluğu bana yine de yapay hissettirdi. Sanki duygusal etkiyi artırmak için bazı gelişim aşamaları atlanmış gibiydi. Kitabın sonlarına doğru mektuplarla birlikte öğreniyoruz ki aslında Ali Asaf
Mahi 2Tuğba Atıcı Coşar · Pukka Yayınları · 2025185 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Spoiler
4/10
·336 syf.·
2026 8. kitabı
Çok karmaşık hislerim var bu kitap hakkında. Genel olarak fikir gerçekten güzel ve kitabın konusunu okuduğumda çok hoşuma gitmişti. Alma sebebim de buydu zaten. Ama maalesef diğer kısımları tuhaftı. Karakterlerin ikisi de yahudiydi ve bayağı yahudilikle ilgili sohbet var ya da sadece bir gün içerisinde bütün her şey yaşanırken gidip esrar aldılar, yani şaka mıydı bu kitap? Aşırı tuhaf aşırı tuhaf geldi. Ayrıca bu Amerikan tarzdaki rom-com'larda kültür çatışması olayınından hiç hazzetmiyorum. Kitaptan soğumamın temel sebebi oluyor. (Tabii bu kitapla alakalı bir şey değil.) Son olarak eklemek istediğim bir şey daha var: Lanet "third act break up"tan bu kitabımızda da vardı. Yani evet tam olarak break up gibi sayılmaz çünkü 1 saat falan sürüyor sanırım emin değilim -Kitabın her bölümü saat saat ilerliyor- ama Neil'ın elindeki ismin Rowan olduğunu öğrendiğimizde ben "Aa ismi olmasına rağmen kızı öldürmekten vazgeçmiş." gibi bir tepki verdim ve bir sayfa sonra Rowan'ı Neil'a karşı ihanete uğramış gibi hissederken okudum, ayrıca kavga ederken? Şaka mısın kızım ya. Kitabın tek iyi yanı özetlemek gerekirse konusu ve akıcılığıydı. Sonuç olarak incelemem bu şekildeydi önermiyorum.
Romantik
Bugün Bu Gece YarınRachel Lynn Solomon · Yabancı Yayınları · 202543 okunma
3/10
·320 syf.··
2026 32. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
germeyen kitapları 'psikolojik gerilim' diye pazarlama işini azaltabilir miyiz ben yiyorum da.. Eden, koşusundan eve döndüğünde anahtarının kapıya uymadığını fark ediyor. zili çaldığında kapıyı isminin Eden olduğunu söyleyen ve kendisine korkunç derecede benzeyen bir kadın açıyor, arkasından da kocası geliyor ve ona onu tanımadığını burdan gitmezse polis çağıracağını şöylüyor. polis geldiğinde gerçek Eden'in kendisi olduğunu söylese de ne polis ne de kasabadakiler ona inanıyor. ortada kimliğini kanıtlayabilecek hiçbir şey yok konu ÇOK iyiydi ama yazarın ottan çöpten gizem kasma çabasından kaynaklı harcandı.. asıl merak ettiğim şeylerin cevabını almak yerine onların üzerine bommmmboş umrumda olmayan gizemler eklendi, sonra asıl olaya merağım gitti. ortada bi gerilim yoktu, merak da kalmayınca öyle kuru kuru okumuş oldum yazar, kitap boyunca karakterlerin başından beri bildikleri gerçekleri ve süreçte öğrendikleri bilgileri benden sakladı (mesela kadın mektubu açtı okudu ama bana ne yazdığını söylemedi. e abla eşek başı mıyım burda?), sonra kitabın sonunda bunları söyleyince de şok olmamı bekledi. şok yerine sinir oldum. neler döndüğünü bilmeyen bi bendim bi de köpekti herhalde(şaka) "güvenilmez anlatıcı" falan diyenler vardır ama bence karakterler kendi iç düşüncelerinde bile gerçeğe ters şeyler düşünüyorlarsa bu "güvenilmez anlatıcı" olmuyor. okuyanı şok etmek için onu enayi yerine koymak oluyor🩷🩷 (uyduruk bi örnek vericem mesela adam, kadının ayakkabısı için "onun ayakkabısı" diye düşünüyor ama aslında ayakkabı başından beri kendisininmiş ve adam bunu biliyormuş. kendisinin olduğunu bildiği bir şey için yalnızken kafasının içinde "AYAKKABIM" diye düşünmesi gerekmez mi???. yüzeysel bi örnek ama kitapta ayakkabıyı temsil eden şey büyük bir şey) çözülmesi gereken
1000Kitap
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 2026127 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 38. kitabı
Meselesi bol olan bir kitap. Bu kitabı Yazarın diğer kitabı “Sabır Taşı” na göre daha yavaş ilerleyerek bitirmiş olsam da kitabın konusu aslında birçok meseleyi gözler önüne seriyor. Neler bu konular kitabın iki ana karakteri üzerinden gelin onları konuşalım. Tamim ve Yusuf kitapta sırasıyla söz alan iki karakter. Tamim, Afganistandaki Taliban rejiminden kaçarak ailesiyle Paris’e yerleşmiş; Tom adını almış bir Afgan. Yusuf ise Afganistan’da baskıcı rejimin altında ezilmeye devam eden; insanlara su taşıyarak hayatını idam ettiren bir saka. Yusuf’un ağabeyi de eşi Şirin’i geride bırakarak kaçıp gitmiş. Yusuf’un içinde Şirin’e karşı filizlenen aşkı ve Tom’un ise Paris’teki ailesini terk ederek yolda tanıştığı kadının yanına taşınmaya Amsterdam’a gidişini okuyoruz. Arka planda yazarın aktarmayı hedeflediği Taliban’ın baskıcı rejimini gerek Yusuf’tan gerek haberlerden dinliyoruz. Bir yandan da Rahimi, Taliban tarafından yıkılan iki Buda heykelinin dünya üzerinde nasıl da büyük ses getirdiğinin altını çiziyor. Onca şiddet, yıkım varken sadece Buda heykellerinin herkesin diline düşmesini eleştiriyor. İki karakterin sonunu buraya yazarak tad kaçırmayacağım. Kitapta geçen bu Buda heykellerinin yıkılışının 2001 yılında gerçekleşmiş olduğunu belirtmek istiyorum. Göçmenlik, sürgünde kalma, coğrafyanın kaderi, kadınların maruz kaldıkları eziklenme ve bireylerin rejimin altında var olma çabası da bu kitabın izleklerinden. Sabır Taşı’ndan daha çok etkilenmiştim. Bu kitabın da kalemi güçlü ve olay örgüsü sıralı. Ayrıca okurken anlıyorsunuz ki ipek gibi çeviriyle çevirmenin başarısı da büyük.
SakalarAtiq Rahimi · Can Yayınları · 202623 okunma
Aldatmak normal değil
10 / 5 veya 6 Konusunu bige adında ana karakterimiz var bilge değil bige Bir gün evleniyo serhat adında pardon Sahte Karun la evleniyor yani serhat karunun ismini kullanıyo Ve serhat dolandırıcı ve karısı var Neyse işte bige boşanmak fln istiyo Ve gerçek Karun kalenderin ofisine baskın yapıyor Ve bu Karun kalenderın nişanlısi var rengin o da Karunu aldatıyor ( maşallah herkes herkesi aldatıyor aq ) Şimdi ana karakterlerimizi sevmedim Metrese olayi saçmaydı kadın karakter resmen obje gibi görülmüştü Karun çok kabaydı bige karşı iğrenç davrandı resmen sürtük gibi başından atmak istiyordu
Saka ve SanrıMaral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20252,475 okunma