Dedim ki: Bana vefalı bir dost gösterin ey yârenler.
“Bu öyle pek mümkün değil.” dediler.
Eğer bulursan birini samimi ve cana yakın,
Ne saadet! Bırakma peşini sakın.
Yüce pâyeye varmak için ilerledim hep yavaşça,
Ancak canını dişine takanlar ulaştılar ona.
Çoğu bırakarak gitti, dayananlar kaldı bu yolda.
Kucakladı onu kim sabırlı ve kararlıysa.
Sanma sakın ha yüce pâye çiğnenir kolay lokma
Acı ilacı içmedikçe bulmazsın şifâyı asla.
Çocukluğumdan beri pazartesi günleri Numancia'nın Üçüncü Lig'de veya şimdilerde İkinci B Ligi'nde ne yapığına bakmak için gazeteye göz atmak ädetimdir, bu adeti bir başka yazarla, Avusturyah Peter Handke ile paylaştığımı keşfetmek hoşuma gitti - Ensayo sobre el jukebox [Jukebox Üzerine Deneme] kitabı için yapılan bir röportajda itiraf ettiğine göre, İspanyol gazetesi alabildiği her yerde o da aynısını yapıyormuş.
Yani Numancia oldukça edebi bir ekiptir, özellikle de tüm kalemlerin Kral Kupası'ndaki kahramanlıklarının şarkılarını söylediği şu zamanda. Bu satırlar yayımlandığında Barselona'ya karşı oynayacağı eleme maçının sonucu belli olacak, ama Soria nüfusunun üç katının sığacağı bir stadyumda oynanacak rövanş maçında ne yaşanırsa yaşansın, bu takım ona ev sahipliği yapan şehre dair çocukluk anılarıma yakışır bir yerde olacak: Tertipli ve mütevazı, içinde dünyanın düzene sahip göründüğü, temiz soğuk havalı günlere ve sakin veya civarın şiiriyle dolu manzaralara sahip, asırlardır unutulmuş olmaktan dolayı ne şikâyet ne de isyan eden, nezaket, haysiyet ve terbiye dolu bir yer.
Bil ki kişiyi edepsiz kılan cehlidir,
Hem ışık görmeyen gözlere gizlidir.
Kalma sakın yerinde, kıymetin gizlenir;
Derinlerde incinin kadrini kim bilir!