Böyle şeylerden sonra, ölüm nasıl da inanılmazdı! Hepsinin sona ermek zorunda olması; üstelik şu koca dünyada kimse bilmeyecekti onun tüm bunları ne çok sevdiğini, her bir ânı nasıl da...
(...) insanların ne kadar hain olduğunu, sokaktan gelip geçerken ne yalanlar uydurduklarını görebildiğini anlatmıştı. Hepsinin düşüncelerini bildiğini söylemişti, her şeyi bildiğini. Hayatın anlamını bildiğini söylemişti.
Bir yaprağın incecik kuytusuna sığınmış, yaprak kıpırdadıkça güneş yüzünden gözlerini kırpıştıran, kuru bir dalın çıtırtısıyla ürküp kaçan bir kuş gibiydi.