Çoğu zaman tartışmalar kişilerin kendilerini arkalamak yerine karşı tarafa saldırmaları yüzünden alevlenir, gerçekten ne istediklerini unutup kimlik savaşına girmeleri yüzünden büyür, üzüm yemeyi bırakıp bağcıyı dövmeye çalıştığımız için şiddetlenir, uzlaşma becerisi göstermek için gereken sakinliği gösteremediğimiz için uzar gider.
Eğer haklıysanız ya da hakkınız yendiği için mağdursanız siz siz olun karşınızdaki kişiyle tartışmaya girmeyin. Çünkü tartışmanın kazananı haklı olan değil, münazara yeteneği güçlü olan taraftır. Tartışma öyle bir şeydir ki haklı olanı haksız, zalim olanı mağdur gösterebilir.
Bizim işimiz sevdiğimiz insanların hataları, kusurları ya da sorunları değil; bizim işimiz sevdiklerimizin mutluluğu, huzuru, kendilerini değerli ve güvende hissetmeleri. Onlara güçlü hissettirebilir, desteğimizi esirgemeden moral verebilir, inandığımızı her fırsatta gösterebiliriz. Desteğimizi sevdiğimiz insana vermeliyiz onun sorunlarına değil.
Acı çeken insanın acısını kanırtan, korkan insanı daha çok korkutan, kaygılı insanla dalga geçip endişesini tırmandıran insanlar elbette bunu bile bile yapmazlar. Bu insanların psikolojisi kandan korktuğu için hastanın yarasını saramayan insanlarla aynıdır.