"Her birimiz diğerlerine kendi içimizdeki dünyayı, sanki dış dünyaymış gibi zorla kabul ettirmeye çalışıyor, diğerlerinin de onu illa bizim bildiğimiz biçimde görmesi gerektiğinde ısrar ediyor ve böyle yapmadıkları takdirde var olmayacaklarını iddia ediyoruz," diye düşünüyordum.
Evet, aklı bir karış havada zavallı, saf adamın tekisin; düşüncelerinin peşine takılmış gidiyorsun ve kendini durdurmak için düşüncelerinin birini dahi frenlemiyorsun; bir amacın varsa bile etrafında dolanıp duruyorsun, onunla öyle oyalanıyorsun ki sonunda uyuyakalıyorsun; ertesi gün gözlerini açıp da o amacınla yüzleştiğinde, dün o güzel havaya ve güneşe rağmen nasıl olmuş da böyle bir amaç çıkmış ortaya diyorsun; görüyorsun ya, ben seni böyle sevmek zorundaydım.
İşte bu yüzden başıma neler geldi! Kendimi hiç tanımıyordum, kendime ait hiçbir gerçekliğim yoktu, sürekli yanılsamalar içindeydim. Sanki akışkanımışım ya dışekil verilebilirmişim gibi; başkaları beni tanıyordu ama her biri kendine özgü şekilde, bana atfettikleri gerçekliğe göre; yani her biri, ben kendim için hiç kimse olmadığıma göre, ben olmayan Moscarda'yı görüyorlardı bende; bir sürü Moscarda'ydı onlar ve tekrar ediyorum benim kendi gerçekliğim yokken onların hepsi benden daha gerçekti.
O halde huzur dediğimiz kendi içimizdedir. Sizce de öyle değil mi? Peki nereden kaynaklandığını da biliyor musunuz? Çok basit, şimdi şehirden dışarı çıkmış olmamızdan; yani evler, sokaklar, kiliseler ve meydanlardan oluşan dünyanın dışına çıkmış olmaktan; üstelik de yalnızca bu nedenden ötürü değil, bu bitkiler gibi nasıl yaşadığını bilmeden böyle sırf yaşamış olmak için yaşanmayacağı için; nitekim aslında var olmayan, bizim yarattığımız bir şey için yaşıyoruz; hayata bir anlam ve değer katan bir şey için; kısmen kaybettiğiniz ya da sizi üzen hiçliğin anlam ve değeri bu. Ve işte ardından bitkinlik, karamsarlık çökü-yor üstünüze. Anlıyorum, anlıyorum. Sinirler boşalıyor. Kendinizi tamamen bırakmak istiyorsunuz. Erdiğinizi hissediyor ve kendinizi bırakıveriyorsunuz.
Her evin kendine özgü bir havası vardır ve yaşam alanımızı adeta bir kokuyla sarar; bu koku azaldıkça daha çok hissedilir; bu yüzden başka bir eve girdiğimizde hemen farklı bir hava hissederiz.