Elinizden giden şeylere üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle de şımarmayasınız diye böyle yaptık. Çünkü Allah, büyüklük taslayan ve insanlara karşı böbürlenen hiç kimseyi sevmez.
Senin için takdir edilen şey, istesen de, kaçsan da vakti geldiğinde gelip seni bulacaktır. Sana ait olacak şeyleri bir an önce elde etmek için kendini yorma. Başkasına ait olan şeyleri elde etmek için de boş yere çalışıp çabalama. Sana ait olan şey seni bulacaktır. Sen kısmetine götürülürsün. Kavuşma pek yakında gerçekleşecektir. Sana ait olmayan şeyi elde etmene ise engel olunur. Kısmetinde olmayan şey senden kaçar. Siz nasıl karşılaşabilirsiniz ki! Şu halde sen içinde bulunduğun hâlde Allah’a kullukla meşgul ol ve edebi elden bırakma. Başını kaldırma, boynunu Ondan başkasına çevirme. Allah Teâlâ “Sakın hâ! Gözlerini, insanları sınamak için dünya hayatının süsü olarak çift çift verdiğimiz şeylere çevirme. Rabbinin rızkı daha iyi ve daha kalıcıdır” (Tâhâ, 131) buyurmuştur. Allah (c.c.) sana nasip ettiği kulluktan, senin için takdir ettiği kısmet ve lütuftan başkasına yönelmeni yasaklamıştır. Bunun dışındaki şeylerin bir imtihan olduğunu ve onlarla insanları imtihana tabi tuttuğunu, kısmetine razı olmanın senin için daha hayırlı, daha kalıcı, bereketli olduğunu ve sana yaraşanın bu olduğunu haber vermiştir.Böyle yaparsan bütün istediklerini elde edersin, her makama yükselir, bütün nimetleri, hayır ve mutlulukları elde edersin. Allah Teâlâ “Hiçbir can, dünyada yaptıklarının bir karşılığı olarak kendisi için saklanmış olan göz aydınlığını bilemez” (Secde, 17) buyurmuştur.
Affetsinler, hoş görsünler! Öyle ya, onları bağışlamanıza karşılık Allah’ın da sizi bağışlamasını istemez misiniz? Allah, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
Nur,22
Anlar ki gerçekten Allah’tan başka bir fâil / eylem sahibi yoktur; Allah’tan başka hareket ettiren ve durduran yoktur. Hayır ve şer; zarar ve yarar; vermek ve alıkoymak; açmak ve kapamak; ölüm ve hayat; izzet ve zillet namına her ne varsa Allah’ın elindedir.
Bütün iyilikler, kişinin hâlini korumasında, hâline razı olmasında ve başkasına bakmamasındadır. Çünkü dünya malı, ya senin nasibindir, ya başkalarının nasibidir, ya da kimsenin nasibi olmayıp Allah onu fitne olarak var etmiştir. Şâyet senin nasibinse istesen de, istemesen de seni bulacaktır. Dolayısıyla onu elde etmek için edepsizlik etmen ve aç gözlü davranman yakışık almaz. İlim ve akıl açısından övülen davranış budur. Başkasının nasibine gelince, asla elde edemeyeceğin bir şey için kendini boşuna yorma. Kimsenin nasibi olmayıp insanlar için fitne olarak yaratılmışsa akıllı bir kişi, fitneye düşüp imtihan edilmeye nasıl razı olur?! Buradan anlaşılıyor ki hayır ve kurtuluş tamamen kişinin hâlini korumasındadır.