Kur'an-ı Kerim’i her an değişebilen ve değişken teorilere göre yorumlayamayız. Ancak, bilimin anlattıkları ile Kur'an âyetleri arasında bir benzerlik, bir yakınlık gördüğümüzde, Kitâbu’t-Tefekkür isimli eserimizde olduğu gibi Kur'an âyetinin bu şekilde yorumunun uygun olacağını düşündüğümüzde bunların doğru olabilme ihtimalini söyleyebiliriz.
Günümüzde, bilim ehlinde hâkim olan görüşe göre: Güneş sistemi diye isimlendirilen yıldızlar topluluğu basit bir madde idi. Sonra o madde bir çeşit buhara dönüştü, sonra o buhardan ateş hâlinde sıvı meydana geldi, sonra ateş hâlindeki sıvı soğuyarak sertleşti ve katılaştı, sonra hareket şiddeti ile birtakım büyük parçaları fırlattı. O parçalar yoğunlaşarak gezegenler oldular ki şu dünya da o gezegenlerden biridir.
Evet, siz ey münkir ve müşrikler! Gökler ve yer büyüklükleri ile birlikte kendisine boyun eğen en mukaddes Zât’ı, yahut O’nun isim ve sıfatlarını inkâr ediyorsunuz. O’na iman edip itaat etmekten kaçınıyor, kibirleniyor ve büyüklük taslıyorsunuz. Hâlbuki siz O Cebbar Zât’ın mülkünde çölde bir kum taneciği bile değilsiniz. Nasıl bir Zât’a isyan ediyor, nasıl bir zulüm ve cürüm işliyor ve nasıl büyük bir cezaya müstahak oluyorsunuz düşününüz ve hakikati görünüz!
Evet, siz ey münkir ve müşrikler! Gökleri yaratan, düzeni kuran ve devam ettiren, gökleri varlığına ve birliğine delil olan ışık saçan kentilyonlarca yıldızlarla donatan, gökyüzünü atmosferle korunmuş bir tavan yapan Allah'ı inkâr ediyorsunuz, O’na ortaklar koşuyorsunuz. Göklerin ve yerin isteyerek boyun eğdiği, buyruğuna girdiği, teslim olduğu Cebbar Allah’ı (c.c.) inkâr ediyorsunuz yahut O’na şirk koşarak büyük bir zulümde bulunuyorsunuz.