Deneme türünün öncülerinden olan Michel de Montaigne tarafından kaleme alınmış bu kitap insanın kendini tanıması sonrasında insanlığın gizlerine yolculuğun mümkün olabileceğini düşündürtmektedir. Aynanın karşısına geçerek bedenini ve ruhunu bütün gerçekliğiyle tanımak, kendini olmayı arzuladığı gibi değil de olduğu gibi kabullenmek, özüyle barışmak insana adeta insanlığın sırlar ile dolu kapısının anahtarını sunmaktadır. Bu görüşü benimseyen Montaigne yoğun bir yaşamdan sonra henüz otuz sekiz yaşında iken kitapları ile birlikte çiftliğine çekilmekte ve kütüphanesinde şu Latince metni yazmaktadır;
“1571 yılı: Michel de Montaigne, otuz sekiz yaşında. Doğum
yıldönümünden bir gün önce; meclisteki kulluğundan ve
memuriyetinden bıkmış; fakat sapasağlam olarak kitapları arasına dönüyor ve geri kalan günlerini orada, sessizlik içinde geçirmeye karar veriyor.”
Denemeler’i, okumuş olduğu birçok eserde yer alan metinlerle süsleyen Montaigne oldukça fazla duygu, durum, kişi ve eylem üzerine görüşlerini belirttiği bu kitabında gündelik yaşamın dilinin gücünü sıklıkla dile getirirken aynı zamanda eser içerisinde de süslü kelimelerin yerine sade bir dil kullanmayı ihmal etmemiştir. “Ah, keşke Paris’in zerzevat çarşısında kullanılan kelimelerle konuşabilsem!” ifadesinden de anlaşılacağı üzere Montaigne’nin büyük bir tutkusudur halk gibi konuşabilmek.
Montaigne’nin işlediği konular arasında insan, felsefe, dostluk, aşk, mutluluk, vicdan, tanrılar, ruh, beden, yalnızlık, hastalık, alışkanlık, ölüm, özgürlük, sağlık, korku, bilim, hayat, şiir, öfke, kitap, dil, kötülük, iyilik, doğruluk, hüzün, eğitim, yaşam, zorluk, çirkinlik, cinsellik ve güven gibi birçok tema yer alırken bunların yanı sıra eserin başından sonuna kadar Dünyaya mal olmuş birçok düşünür, komutan, hükümdar ve şairin