Esendal, bunları söyledikten sonra şöyle devam etmiştir: “Bu söylediklerim tam doğru değildir, (...) insan bazan yeis veren şeyleri de terennüm eder, böyle şeyleri de arzular ”
Sen önce buz gibi ruhuma daha sonra kaskatı bedenime düşen “cennetimsi bir cemre” gibiydin
Bir sabah kalktığımda sıcacık buldum...
Kalbimde düştüğün yerleri...
-Şu an kalktığımda bulduğum gibi-
Başlarda anlam veremedim tabi
- hadi canım sen de olamazz,
dedim
Sonra ansızın; leylekler gelince, sadece kuru çalılıklardan ibaret ağaçlar çiçek açınca iklimsiz boş düzlüğümde; sıcak bir esinti hissedince
Onlardaki güzelliğin farkına varmamı sağladıkça bana ,
sen...?
Seni haykırmaya başladı İçimde küçücük ve cılız bir ses.
İşte onun, akisleridir yaşadığım.
Şimdi sana Çok saçma ve garip gelebilir hatta ne alaka da diyebilirsin ama ara sıra resmine bakıyorum,
hüznün ve karamsarlığın o simsiyah perdeleri bütün bütün aralanıp; çocuksu bir neşenin saf ve samimi heyecanının pırıl pırıl ışıkları gönlümün ve zihnimin bütün odalarını aydınlatıyor. :)